Êzidîlere yapılan zulmü kadınlar kırabilir
- 09:07 11 Mayıs 2022
- Güncel
HABER MERKEZİ - SMJÊ üyesi Xanê Agal, Şengal üzerinden Rojava’ya işgal kapısını açmak istediklerine dikkat çekerek “Êzidîlere yapılan bu zulmü ancak kadınlar kırabilir. Bütün kadınlara çağrımız; mücadele edin. Eğer bizler mücadele etmezsek, bizler için direnecek kimseler de olmayacaktır” dedi.
DAİŞ’in 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’e yönelik saldırılarında 74’üncü Fermanı yaşayan Êzidîler, katliamdan geçirildi, göçe maruz kaldı, köle pazarlarında satıldı. DAİŞ’in saldırılarıyla pêşmergelerin kaçarak kaderine terk ettiği Êzidîlerin imdadına, HPG ve YPG-YPJ’liler yetişti. Şengal’i savunan HPG ve YPG-YPJ’liler, kısa sürede DAİŞ’i yenilgiye uğrattı.
DAİŞ saldırılarının püskürtülmesiyle yeni yaşamı inşa etmeye başlayan Êzidîler, ilk olarak özsavunma gücünü oluşturdu. Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ) ve Kadın Savunma Birlikleri (YJŞ) adı altında savunma birlikleri oluşturan Êzidîler, Êzidxan Asayişi etrafında örgütlenerek, Şengal Demokratik Özerk Meclisi’ni de kurarak, özyönetim ilan etti. Büyük emekle yeniden inşa edilen Şengal, sürekli Türkiye’nin hava saldırılarıyla hedef alındı. 9 Ekim 2020’de ise ABD ve Türkiye destekli Hewlêr ve Bağdat arasında imzalanan “Şengal Anlaşması” ile hedef alınan Şengal’e, saldırı tehditleri sürdürüldü. Êzidîlerin iradesi dışında imzalanan bu anlaşma kapsamında, Şengal ile Kuzey ve Doğu Suriye sınırına 250 kilometreden uzunluğunda duvar örüldü.
Adım adım saldırı hazırlıklarının yapıldığı Şengal’e, AKP-KDP’nin Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarıyla eş zamanlı bir şekilde Irak ordusu tarafından saldırı başlatıldı. 18 Nisan’da Êzidxan Asayişi ile başlayan saldırılar, bölgenin birçok noktasında çatışmalarla devam etti. KDP ve Türkiye destekli saldırılar, kadınların öncülük ettiği direnişle boşa düşürüldü ve Irak ordusu 4 Mayıs’ta geri çekilmek zorunda kaldı.
Êzidîlere yönelik saldırılar, Hewlêr-Bağdat-Ankara’nın Şengal planları ve amaçlarını değerlendiren Êzidî Kadın Meclisleri Çatı Örgütü (SMJÊ) üyesi Xanê Agal, saldırıların fermanların devamı olduğunu belirterek, Şengal direnişinin Türkiye’nin uykularını kaçırdığını söyledi.
‘Saldırı fermanın devamı’
Irak ordusunun saldırılarının beklendiğini dile getiren Xanê, son saldırının fermanın bir parçası olduğunu dile getirdi. Söz konusu saldırıyla Êzidîlerî bitirmek ve kırımdan geçirmenin amaçlandığına dikkat çeken Xanê, “2014 yılında amaç Şengal’i Êzidîlerden boşaltmaktı. Bu coğrafyada tek bir Êzidînin bile kalması istenmiyor. Êzidîleri kendi kültürlerinden ve yaşam alanlarından uzaklaştırarak yok etmek istediler. O zaman hedeflenen plan buydu. Ama bu plan bir sonuç almadı. Şengal çok önemli bir yer olduğu içinde saldırıya geçtiler. Daha Osmanlı döneminde Şengal ile savaştılar. O zamandan beridir Şengal çok tarihi önem sahip bir yerdir. Ama bütün saldırılar ve hedeflenen planlara rağmen Êzidîleri bitirmediler. Êzidî inancına göre Şengal’in her bir adımı ziyarettir. Bu yüzden Şengal Êzidîlerin başkentidir. Bu yüzden bu saldırılardaki niyet çok kötü. Bu son saldırıda tarihten bugüne devam eden fermanın bir devamıydı.”
‘Erdoğan için Irak hükümetinin varlığı önemli’
Türkiye’nin Şengal planlarını Irak ordusuna yaptırdığını belirten Xanê, Irak hükümetinin irade sahibi bir hükümet olmadığını vurguladı.“Yaptığı her şey apaçık ortada. Parçalanmış bir hükümettir. Ne siyaseti ne de plan ve projelerinin gerçekleştirmesinin mümkünatı yok” diyen Xanê, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Çünkü kendini dış etkenlerden kurtaramıyor. Bunu yapamadığı için de bağımsız bir şekilde ilerleyemiyor. Bunun için Irak hükümetinin varlığı Erdoğan için çok önemlidir. Neden? Çünkü Kürdistan’ın bir parçası onları elinde, Rojava ile sınır, Êzidî kimliği ve kültürünü kendi içerisinde barındırıyor. Türk devleti her zaman Misak-ı Milli’yi esas alarak hareket etti. Osmanlı planlarını gerçekleştirmek istiyor. Osmanlı döneminde başaramadıklarını şimdi tamamlamak istiyor. Bu esasta şimdi gözleri Kerkük ve Musul’a dikmiş. Bu iki yerde petrolün olduğu yerler ve oldukça zenginler. Buralarda çoğunlukla Türkmenler var. Şimdi Türkmenler üzerinden siyaset yapıyorlar. Irak hükümeti de bağımsız bir siyaset yürütmüyor. Bundan faydalanmak istiyorlar. Bu açık bir şekilde görülüyor. Irak’ın siyaseti Erdoğan etkisi altında. Erdoğan, yapamadıklarını Irak hükümetine yaptırıyor. Ona da yaptırmayınca, bu sefer Federe Kürdistan Bölgesel yönetime yaptırıyor.”
‘Êzîdilerin diz çökmesini ve teslim olmasını istiyor’
Irak hükümetinin tarih boyunca Êzidîlere karşı “öteki” politikası yürüttüğünü ifade eden Xanê, “Irak hükümeti Êzidîleri kendi yurttaşı olarak görmüyor. Êzidîlerin diz çökmesini ve teslim olmasını istiyor. Burada aynı politika var ve din çelişkisi var. Ortadoğu’da tek renk, tek ses, tek kimlik, tek bayrak ve tek dil faşizmdir. Onlara göre az topluluklar yok olmaya mahkumdur. Onlara göre bu topluluklardan bir şey olmaz. Onların fikir ve bakış açılarına göre bu kesimler yok edilmelidir. Bu politikada bölgede büyük büyük bir rol oynuyor. Bu ırkçı politikalar aynı zamanda çok etkililer. Onlar kendilerinden başka kimseye tahammül etmiyorlar. Irak hükümeti de bu zihniyetten sadece biridir. Şengal üzerindeki saldırılar da hükümetin çıkarına değildir. Êzidîler onların yurttaşı ve bu toprakların sahipleridir. Êzidîler zamanında Irak’ı korumak için büyük bedeller verdiler. İran ve Irak savaşında Şengal’deki Êzidîler toprakları korumak uğrunda şehit düştüler. Irak hükümeti bunu görmüyor ve Erdoğan’ın eliyle Şengal’e saldırılar gerçekleştiriyor” diye konuştu.
‘Êzîdiler kendilerini koruyorlar’
Êzidxan Asayişi çatısında kurulan askeri birliklerin meşru güçler olduğunu vurgulayan Xanê, saldırıların bugün başlamadığını yalnızca son dönemlerde artış gösterdiğini kaydetti. “Bu saldırılar özellikle Şengal o ağır uykudan uyandığında, kendini tanıdığında ve bu dayatılanları kabul etmediğinde başladı” tespitinde bulunan Xanê, “Bu uykudan uyanan Êzidîler, bu saldırıları Şengal’e layık görmüyorlar. Bunu bildikleri için Şengal’den korkuyorlar. ‘Bunlar bizim kölelerimizdi. Bunlar nereden çıktı böyle’ düşüncesiyle, Şengal’i tekrar o ölü uykuya yatırmak istiyorlar. Yaklaşımları ve saldırıları bu kapsamda. Şengal’i bir devletten ayrı gibi görüyorlar. Ama öyle bir şey yok. Şengal Özerk Yönetimi defalarca, ‘Biz diyaloğa hazırız, gelin oturalım. Oturarak sorunlarımızı çözelim’ dedi. Ama onlar hep kulak arkası yaparak, saldırılar gerçekleştirdiler. Bu saldırılarla Şengal’in irade olmasını istemediklerini bir kez daha göstermiş oldular. Şengal Irak ve bölgesel hükümetlerinin onları yalnız bıraktığını, savunmasız bıraktığını gördü. Onların başına gelenleri tekrar yaşamalarına gerek yok. Tarihten beridir kimseye güven ve inançları yok. Ama 21. yüzyılda ilk kez Êzidîler kendilerine güvenerek, kendilerini koruyorlar. Bağımsız bir bölge olarak kendini ilk defa koruyor” diye belirtti.
‘Yaralı Şengal gücünü herkese gösterdi’
Şengal’in stratejik bir bölge olduğuna işaret eden Xanê “Şengal yeniden canlanıyor. Şengal’de çok büyük olaylar yaşandı. Şengallilerin bu güçle saldırılara karşı çıkmasına kimse inanmadı. Ama Şengal bunu herkese gösterdi. Yaralı ve perişan olan o Şengal kendini toparladı ve gücünü herkese göstererek, bütün planları boşa çıkardı. Şengal karanlıktaki aydınlık oldu. Özgürlük perspektifiyle kendini örgütledi ve eşitlikçi, demokratik bir yaşam inşa etti. Şengal’de inşa edilen güç Türk devletinin uykularını kaçırdı. Herkes DAİŞ’in şefinin Erdoğan olduğunu biliyor. Bu yüzden bugün Erdoğan’ın Êzidîlere kini her zamankinden daha fazla. DAİŞ’ın intikamını almak istiyor. Bununla birlikte Şengal’i Rojava’nın gücü olarak görüyorlar. Rojava’ya saldırı yapmak için Şengal’i kullanmak istiyorlar. Bu da çok önemli bir noktadır. Şengal üzerinden Rojava’ya işgal kapısını açmak istiyorlar” şeklinde konuştu.
‘Zulmü ancak kadınlar kırabilir’
Xanê, Êzidî kadınların verdiği mücadeleye dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Bütün toplumsal sorunlar kadın soruna bağlıdır. Kadın sorununda hem diktatörlük hem de kendini kandırmak vardır. Toplumun öncüsü kadındır. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez. Kadın ezildiği sürece, toplum da ezilecektir. Êzidî inancında kadınların çok özel ve anlamlı bir yeri olduğunu göreceğiz. Bu nedenle kadın ne kadar kaybetmişse, toplum da o kadar kaybetti. Kimse bu hakikati inkar edemez. Her şeyi kadınlar yapmalı. Eğer bir şeyler yapamıyorsa da herkesten önce kaybedecektir ama yaparsa da topluma hizmet edecektir. Kadınlar hangi durumdaysa, toplumda o durumdadır. Bugün kadınlara dönük kin ve nefret her şeyden daha fazla. Êzidî kadınların da bu hassasiyetle sürece yaklaşması gerekir. Bugün 3 bin Êzidî kadın kayıp. O kadınların yaşadıklarını bizlerin hissetmesi ve yaşaması gerekir. Her kadının kendisini görmesi ve bu şekilde güç vermesi gerekir. Êzidîlere yapılan bu zulmü ancak kadınlar kırabilir. Bütün kadınlara çağrımız; mücadele edin. Eğer bizler mücadele etmezsek, bizler için direnecek kimseler de olmayacaktır.”







