Bir tutsağa daha ATK engeli: İhtiyaçlarını koğuş arkadaşları karşılıyor

  • 09:02 12 Mayıs 2022
  • Güncel
 
Gülistan Dursun
 
İSTANBUL - ATK’nin cezaevinde tek başına yaşamını idame edebileceği yönünde “Cezaevinde kalabilir” raporu verdiği ağır hasta tutsak Özge Özbek’in durumu her geçen gün ağırlaşıyor. Özge, “Tümörlerin yarattığı ağrılardan kaynaklı yaşamımı idame ettiremiyorum. Çoğu zaman kafamı dahi yastıktan kaldıramıyorum” sözleri ile sağlık durumunu özetledi.
 
İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bir yılı aşkındır dış dünyayla herhangi bir teması olmuyor. İmralı’daki ağırlaştırılmış tecrit uygulamaları ve özel hukuk ise bütün cezaevlerinde hayata geçirilmeye çalışılıyor. Hasta tutsakların cezaevinde tedavisi yapılmazken, durumu ağır olan hasta tutsaklar için ise Adli Tıp Kurumu (ATK) "Cezaevinde kalabilir" raporları vererek, hukuksuzluklara imza atıyor.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu’nun güncel hasta tutsak listesine göre cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsak var. Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutsak Özge Özbek de listede olan tutsaklardan biri. Çoklu beyin tümörü rahatsızlığı olan Özge’nin durumu ciddiyetini koruyor.  
 
ATK ‘cezaevinde kalsın’ dedi
 
1985 Bingöl doğumlu olan Özge Özbek, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünden mezun olduktan sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştı. Henüz üniversite öğrencisi olduğu yıllarda hakkında açılan dava sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Özge, 2020 yılında geçirdiği ağır ameliyat sonucu tedavisinin tamamlanması beklenilmeden tutuklandı. Açık beyin ameliyatı geçiren ve ışın tedavisi gören Özge’nin beynindeki tümörler her geçen gün büyürken, Adli Tıp Kurumu (ATK), Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 24 Aralık 2021’de Özge’ye yapılan muayene sonucunda tedavisi için cezaevi koşullarının sağlıklı olmayacağı kanısına vararak verdiği “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, Özge’nin tek başına yaşamını idame edebilecek durumda olduğunu savunarak “cezaevinde kalabilir” raporu verdi. 
 
Şuan Gebze M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Özge, ajansımızın sorularını mektup aracılığıyla yanıtladı.
 
Cezayı verenlerden biri firari diğeri cezaevinde
 
Verilen cezanın hukuksuz olduğunu kaydeden Özge, “Cezayı veren hakim ve savcıdan biri şu anda firari diğeri de cezaevinde. Bu durum tarafıma verilen cezanın hukuki bir karar olmadığının küçük bir göstergesidir” ifadelerine yer verdi.
 
Narkozun etkisi geçmeden tutuklandı
 
Çoklu Beyin Tümörü (NF2) rahatsızlığı yaşayan Özge, yaşadığı sağlık sorunu şöyle anlattı: “26 Ekim 2020 'de açık beyin ameliyatı oldum. Narkozun etkisi geçmeden, ameliyattaki kanlar temizlenmeden tekerlekli sandalye ile hastanede tutuklanıp 30 Ekim tarihinde hapishaneye götürüldüm. Aynı gece durumumun ağırlaşmasından kaynaklı hastaneye acil yatışım yapıldı. Hiçbir şekilde tek başıma hareket edemediğimden günlük en ufak ihtiyaçlarımı dahi karşılayamıyordum. Zaten o süreçte ATK de ‘cezaevinde kalamaz’ raporu verdi. Toplamda 34 günlük tutukluluk sonrasında üç ay süreli infaz erteleme tedbiri ile tahliye edildim. Tahliyeden sonra tedavinin devamı açısından sürekli hastaneye gidip gelmekteydim. İnfaz erteleme süresinin uzatılması amacıyla heyet raporu başvurusunda bulundum. Rapor çıkmadan yapılan GBT kontrolünde tekrardan tutuklandım.”
 
Açık beyin ameliyatı geçirdi, ışın tedavisi gördü
 
2009 yılından bu yana rahatsızlığının her geçen gün arttığını söyleyen Özge, beynindeki tümörlerin giderek büyüdüğünü aktardı. Tümörlerden kaynaklı rahatsızlıklarının arttığının altını çizen Özge, “Bugüne kadar iki kez ışın cerrahisi, bir kez açık beyin ameliyatı geçirdim. Yaklaşık bir yıl önceki ameliyattan sonra hareket kabiliyetim sınırlandı. Sinirlerin etkilenmesinden dolayı da epilepsi hastalığı gelişti. Hapishanede bulunduğum süre içerisinde hapishane koşullarından dolayı krizler, nöbetler ve ağrılar arttı ve ilaçların dozajı iki katına çıkarıldı. Şuan beyin duvarının etrafında çoklu, beynin birçok bölgesinde ayrı ayrı altı tane tümör bulunmaktadır” dedi. Sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu, aldığı ilaçların dozajından kaynaklı hayati riskinin arttırdığını dile getiren Özge, cezaevinde Covid-19 geçirdiğini ve herhangi bir destek almadığı için hastalığı ağır atlattığını da sözlerine ekledi. 
 
‘Edirne’de fareler ile aynı odayı paylaşıyordum’
 
Farklı cezaevlerinde birçok ihlale maruz kaldığını paylaşan Özge, fenalaşıp hastaneye götürüldüğü esnada askerle birlikte kelepçelenip götürüldüğünü söyledi. “Hastaneye her gittiğimde panik yaşıyorum, gitmek istemiyorum” diyerek yaşadıkları psikolojik ve fiziki saldırılara dikkat çeken Özge, “İlk kaldığım hapishanede aylarca bu şekilde kötü uygulamalara maruz kalarak ATK için heyet raporu almaya çalıştım. Yaklaşık üç ay süren bu süreç tam tamamlanacakken ani bir şekilde Gebze Cezaevi’ne sevkim yapıldı. Edirne Cezaevi için şunu da belirtmek istiyorum, gardiyanlar, başgardiyanın ırkçı söylemleri, faşist yaklaşımları o süreç boyunca hep devam etti. Yine hiç hijyenik olmayan koşullarda kaldım, adeta fareler ile aynı odayı paylaşıyordum. Zindanların karakterinde tecrit, izolasyon sınırlandırılmışlık vardır. Haliyle tedaviye ulaşım da bu kapsamda olmaktadır” ifadeleri ile cezaevi koşullarını anlattı. 
 
İlaçları zamanında verilmiyor!
 
Gebze Cezaevi’ne getirildiği ilk süreçte “tecrit odasında” kaldığını ve bu durumun sağlığına büyük oranda zarar verdiğini kaydeden Özge, devamında yaşananları şu şekilde paylaştı: “Hücre cezası alan adli tutuklularla bitişik odadaydım. Bir hafta boyunca ahlak dışı paylaşımlar, küfürlü konuşmalar, şiddet içerikli davranışlara şahit oldum. Bu her ne kadar bana uygulanmasa da, bu ortamda bulunmak benim hem sağlığımı hem de psikolojimi etkiledi. En sağlıklı insan bile bu şartlarda yaşamını idame ettiremezdi. Yine hapishanede hala kabullenemediğim ve beni en çok zorlayan şeylerden biri, ilaçlarımın gardiyanlar tarafından verilip, yutup yutmadığımın kontrol edilmesidir. İlaçların zamanında verilmemesi hem etkilerini göstermemeye hem de daha büyük nöbetler geçirmeme neden oluyor.”
 
Hastane ATK’nin aksine ‘cezaevinde kalamaz’ dedi
 
ATK’nin tarafsız bir şekilde karar vermediğini vurgulayan Özge, “ATK ‘göz teması kurabildiğimi, konuşabildiğimi’ belirtip cezaevinde kalabileceğim yönünde karar vermiş olsa da, birçok doktora görünüp yapılan çeşitli tetkikler (MR, EGG, tomografi vs.) sonucunda cezaevinde kalamayacağım raporlaştırılmıştır. Özellikle EGG çekimi esnasında krizler geçirdiğim kayda geçmiştir. Tüm ATK'ye sunulan dosyada mevcut olmasına rağmen ‘göz teması kurabiliyor’ denilmesi bilim dışı ve trajikomiktir. Ayrıca ATK’de bu görüşü raporlandıran nörolog ve üroloji uzmanıdır. Oysaki hastalığım beyin cerrahi uzmanlığı alanına girmektedir. Tümörlerin yarattığı ağrılardan kaynaklı yaşamımı idame ettiremiyorum. Çoğu zaman kafamı dahi yastıktan dahi kaldıramıyorum. Neredeyse tüm ihtiyaçlarımı birlikte kaldığım arkadaşlarım karşılıyor. Sürekli karantinaya gidip gelmem söz konusu ” diye konuştu. 
 
‘Bir gün o haberlerde ismimin geçeceği gerçekliği ile yüzleşiyorum’
 
“Hasta tutsakların ölüm haberlerini alınca çaresizliği daha çok hissediyorum. Ve bir gün o haberlerde ismimin geçeceği gerçekliğiyle yüzleşiyorum” diyen Özge, sosyal devlet anlayışında, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ilk olarak “yaşam hakkı”nın yer aldığını ancak cezaevlerinde bu hakkının tanınmadığının altını çizdi. Özge, mektubunu şu ifadeler ile sonlandırdı: “Hapishanelerdeki uygulamalar insanların yaşamları için zaten tehdit oluştururken, hasta tutsaklar için bu durum ölüme mâhkum edilmeleri anlamına gelmektedir. Bu konuda yasal değişikliklerin yapılması temennimdir.  Ayrıca bütün hasta tutsakların ayrımsız, özgür bırakılmalarını istiyorum. Ve bu konuda herkesi bütün kurumları duyarlı olmaya çağırıyorum.”