İHD 2021 Ege Bölgesi raporu: 23 binden fazla hak ihlali yaşandı
- 14:10 17 Mayıs 2022
- Güncel
İZMİR - 2021 yılında Ege Bölgesi’nde yaşanan hak ihlallerine dair raporunu açıklayan İHD İzmir Şubesi, “Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikalar, 2021 yılında da yaşam hakkı ihlallerinin başlıca sebebini oluşturmaktadır” dedi
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, 2021 yılında Ege Bölgesi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu, şube binasında düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıda raporu, İHD Ege Bölge Temsilcisi Ali Aydın okudu.
Raporun İzmir, Aydın, Denizli, Manisa, Uşak, Afyon, Kütahya, Antalya, Burdur, Muğla, Balıkesir ve Isparta illeri baz alınarak hazırlandığını söyleyen Ali, devamında raporun, yerel ve ulusal basın taramaları, ailelerin yaptığı başvurular cezaevlerindeki tutuklu ya da tusakların gönderdiği mektuplar üzerinden hazırlandığını belirtti.
Tüm sorunlar 'güvenlik' sorunu oldu
İktidarın ekonomiden toplum sağlığına kadar tüm sorunları, güvenlik sorunu haline getirdiğini ifade eden Ali, “Toplumu kutuplaştıran, şiddeti esas alan, bilhassa da Kürt sorununun ve uluslararası sorunların çözümünde çatışma ve savaşı tek yöntem haline getiren politikaları, 2021 yılında da yaşam hakkı ihlallerinin başlıca sebebini oluşturmaktadır. Yaşam hakkı ihlalleri, sadece devletin güvenlik güçleri tarafından gerçekleştirilen ihlaller ile sınırlı değildir. Yapısal şiddetin bir ürünü olarak veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen fakat devletin, ‘önleme ve koruma’ yükümlülüğünü yerine getirmeyerek neden olduğu ihlalleri de kapsamaktadır” diye kaydetti.
Cezaevi yapımı 'müjde' diye duyuruldu
Ali, iktidarın hukuku, bir baskı ve sindirme aracı olarak kullandığına dikkat çekerek, yapılacak cezaevlerini ise toplum “müjde” olarak sunduğuna işaret etti. Ali cezaevlerinde yaşanan ihlallere ilişkin ise, “Hapishanelerde çeşitli gerekçelerle girişte ve sonrasında devam eden kaba dayak, siyasi suçlardan tutuklananların ‘terörist’ olarak yaftalanması ve bu gerekçeyle şiddete maruz kalmaları, her türden keyfi muamele ve keyfi disiplin cezaları, hücre cezaları, sürgün ve sevk uygulamaları yakın tarihte görülmedik boyutlara ulaşmıştır. Sağlık hizmetine erişimin kısıtlanması, hapishane reviri ziyaret hakkının kısıtlanması, Adli Tıp Kurumu’na, adliyeye ve hastaneye götürülürken kelepçe takılması dâhil kötü muamele uygulamaları, mahpusların sağlık sorunlarının zamanında ve etkili bir şekilde çözülmemesi, uzun bir süredir devam eden bir başka sorun alanıdır” sözlerini kullandı.
'Cezaevlerinde birçok kısıtlama yapıldı'
Covid-19’un gerekçe olarak öne sürülüp, cezaevlerinde birçok kısıtlamanın yapıldığını ve kısıtlamaların normalleştirilmeye çalışıldığını dile getiren Ali, “Salgın gerekçesiyle aileleriyle görüşme hakkı tamamen ortadan kaldırılmış, avukat görüşmeleri kısıtlanmıştır. Yanı sıra havalandırmadan yararlanma süreleri ve diğer sportif, sosyal, kültürel hakların kullanımında da ciddi kısıtlamalar söz konusudur. Buna karşın mahpusları gerçekten salgından koruyacak önlemlerin ise yeterince alınmadığı görülmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi hapishanelerde kapasitenin üstünde mahpus bulunması zaten kendi başına büyük bir hak ihlali iken, kovid-19 salgını açısında ciddi bir risk oluşturmakta ve sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Mahpuslara verilen maske, eldiven, dezenfektan ve diğer temizlik malzemelerinin yetersiz ve su kullanımında kısıtlamaların olduğuna, kovid-19 testlerinin düzenli ve yeterli yapılmadığına, infaz koruma memurlarının sayım ve aramalar sırasında fiziksel mesafe kuralına yeterince dikkat etmediğine dair yoğun şikayetler bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.
'İfade özgürlüğü engellendi'
Türkiye’de ifade özgürlüğünün hayatın her alanında kullanımının engellendiğini ifade eden Ali, 2021 yılında basında, dijital medyada ve daha genel olarak kamusal alanda ifade özgürlüğünün etkin kullanımının yoğun ve sistematik ihlaller yoluyla engellendiğine işaret etti. Aydın şöyle devam etti: “Eleştirel söylem ve semboller demokratik toplum düzeni açısından kabul edilemez biçimlerde kovuşturulmuş ve suçlulaştırılmıştır. Toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü hem ifade hem de örgütlenme özgürlüğüyle doğrudan ilişkilidir. Bu özgürlüğün demokratik toplumlarda asli değeri, yurttaşların barışçıl eylemler yoluyla kamusal alanda yer alarak ortak kanaat ve irade oluşturma süreçlerine etkide bulunup söz konusu diğer özgürlükleri de güvence altına alınabilmesinden kaynaklanır. 2021 de, önceki yıl gibi toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü açısından da kısıtlama ve ihlallerin kural, özgürlüklerin kullanımının ise istisna olduğu bir yıl olmuştur. Yıl içinde siyasi parti üyeleri, işçiler, öğrenciler, avukatlar, kadınlar, LGBTİ+ bireyler, çevreciler ve hak savunucuları başta olmak üzere hemen her toplumsal kesimden kişi ve gruplar toplanma ve gösteri yapma özgürlüklerini yasaklar veya kolluk güçlerinin fiili müdahaleleri sonucunda kullanamamışlardır.”
'Haklar özgürce kullanılamıyor'
‘Yerel yönetimlere yönelik baskılara ve kayyım atamalarına değinen Ali, ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) Konak İlçe Örgütü binasına yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz’da raporda yer verildiğini söyledi. Ali, “Siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin binalarına saldırılar olmuştur. İzmir ilinde HDP binasına yapılan saldırıda Deniz Poyraz adlı çalışan katledilmiştir. 2021 yılında örgütlenme özgürlüğü ihlali bakımından öne çıkan konu HDP hakkında açılan kapatma davasıdır. Temsil esasına dayalı demokratik rejimlerde yurttaşların siyasete katılımının başat aracı siyasal partilerdir. Parti kapatmak, hem bu partilerin temsil ettikleri toplum kesimlerinin talep ve müzakere alanından dışlanması, hem de yurttaşların ifade, toplanma, örgütlenme, seçme ve seçilme hakkı gibi demokratik toplum düzeni açısından vazgeçilmez olan hakları özgürce kullanma imkânından yoksun bırakılması demektir” şeklinde konuştu.
'Kürt sorununun çözümü bir zorunluluk'
Raporda Kürt sorunun çözümsüzlüğü sonucunda yaşanan sorunlara değinen Ali, şu sözlere yer verdi: “Sorunun barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik esas olarak iktidar tarafından içtenlikli, bütünlüklü adımların atılmaması, yanı sıra Ortadoğu’daki gelişmelerin de etkisi ile 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nin hemen ardından başlayan silahlı çatışma ortamı halen sürmekte ve başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Bu ihlaller, siyasi iktidarın Kürt sorununa yönelik şiddet politikalarını aynı zamanda kendi iktidarını sürdürmek için kullandığını da göstermektedir. Dolayısıyla bu sorunun çözümü Türkiye demokrasisinin gelişebilmesi için bir zorunluluktur.”
'Bin 913 çocuk mahpus bulunuyor'
Çocuklara yönelik ihlallerin de raporda yer aldığını dile getiren Ali, çocuk haklarına dair sözleşmenin dünya genelinde en fazla ülke tarafından kabul edilen insan hakları belgesi olma özelliğini taşımasına rağmen çocukların yoğun bir şekilde hak ihlallerine maruz kaldığını söyledi. Ali, “Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre çocukların Covid-19’dan hayatını kaybetme oranı oldukça düşük olsa da süreçten en çok etkilenenler yine çocuklar oldu. Çocuklar, doğalarına aykırı bir biçimde uzun süre evlerde kapalı kaldılar ve hala kalmaya devam ediyorlar. Pandemi döneminde kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet yüzde 27,8 oranında arttı. Okulların kapatılmasından dolayı uygulanan uzaktan eğitim, eğitim sisteminin sorunlarının daha fazla görünür olmasına yol açtı. Çocukların büyük çoğunluğu internete erişimin, bilgisayar, tablet, cep telefonu ya da uygun zaman ve mekânın olmayışı gibi nedenlerle, eğitim hakkından mahrum bırakıldı. Covid-19 salgını önlemleri dahilinde çıkarılan infaz yasası, hapishanelerdeki çocukları doğrudan kapsamadı. Ceza indirimleriyle bırakılan çocuklara dair de aydınlatıcı bir açıklama yapılmadı. Çocuk hapishanelerinden çocuklar ile ilgili yeterli bilgi alınamadı. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 31 Ekim 2021 tarihi itibariyle hapishanelerde 566’sı hükümlü bin 347’si tutuklu olmak üzere toplam bin 913 çocuk mahpus bulunmaktadır” dedi.
'Mülteciler gözden çıkarılan hayatlar oldu'
Türkiye’de yaşanan mülteci sorununa işaret eden Ali, mültecilerin her türlü ayrımcılığa, istismara, nefret söylemine ve ekonomik sömürüye maruz kaldıklarını ifade etti. Ali, “2021 yılında kolluk güçlerinin, sivil kişilerin şiddet ve nefret saldırılarına maruz kalan sığınmacı ve mülteciler yaşamlarını yitirdiler. İnsan kaçakçıları tarafından ölüme sürüklendiler. Salgının fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik tüm sonuçlarını en ağır bir şekilde yaşayan sığınmacılar, mülteciler, göçmenler, ne yazık ki toplumumuz açısından görmezden gelinen hatta gözden çıkarılan hayatlar oldular” diye belirtti.
'Haklar güvence altına alınmalı'
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre iş kazaları/cinayetleri sonucu Türkiye’de 2021 yılının ilk 10 ayında en az bin 853 işçinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Ali, “İş cinayetlerinin toplam sayısı içinde, tüm tespit zorluklarına karşın Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren işçilerin sayısı azımsanmayacak bir orandadır. İşsizlik ve yoksulluk en çok kadınları, çocukları ve mültecileri, sığınmacıları, göçmenleri etkilemektedir. Covid-19’un sağlık çalışanları için iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için gerekli düzenlemeler hala yapılmadı. Pandemi koşullarında yoksulluğun giderek arttığı Türkiye’de, işçi ve emekçilerin kazanılmış haklarına dokunulmamalı, asgari ücret vergi dışı bırakılarak 4 kişilik ailenin yoksulluk sınırı dikkate alınarak belirlenmeli, enflasyon rakamları manipüle edilmemeli, kıdem tazminatına dokunulmamalıdır. İşçi ve emekçilerin hak arama eylemleri yasaklanmamalı, grev ve toplu sözleşme hakları güvence altına alınmalıdır” diye konuştu.
Ali son olarak bölgede yaşanan hak ihlallerini şu şekilde sıraladı:
“ *2021 yılında Ege Bölgesinde 598 kişi gözaltına alınmış, 17 kişi tutuklanmış, 179 kişi gözaltına alınırken darp ve işkence görmüş, 172 kişi gözaltına alınırken ters kelepçe takılmış, 68 ifade özgürlüğü engeli yaşanmıştır.
*Gözaltı-tutuklama-düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında 2021 yılında toplam bin 447 hak ihlali yaşanmıştır.
*Kayıtlarımıza yansıyan bilgilere göre çocuk alanında 258 ihlal yaşanmıştır. Çocuğa darp ve şiddet uygulama 32, okulda zehirlenme 110, çocuğa taciz ve cinsel istismar 37 bu ihlallerin başında gelmektedir.
*Kadına yönelik 645 hak ihlali yaşanmıştır. Kadına darp ve şiddet 76, taciz ve tecavüz cinsel saldırı 24, kadın cinayeti 64, cadın cinayetlerinde haksız indirim, cezasızlık 49, fuhuşa zorlama 106, kadın aktivistlere gözaltı, takip ve soruşturma 44, gözaltında hakaret 37 hak ihlalleri başta gelmektedir.
*Yurtdışına geçmeye çalışan mülteci sayısı 16 bin 512 olarak tarafımızdan kayıt altına alınmıştır. Mülteci işçi ölümü 3, mülteci işçiye gözaltı 107, batan tekneden kurtulan mülteci sayısı 105 ve sınır dışı edilen mülteci sayısı 167 olarak tarafımızdan kayıt altına alınmıştır.
* 2021 yılında mültecilerle ilgili 17.083 hak ihlali tespiti yapılmıştır.
*Çalışma yaşamı ile ilgili 2 bin 164 hak ihlali yaşanmıştır. 2021 yılı içinde çalışma yaşamı alanında 291 işçi yaralanmış, 80 işçi ölümü, işten atılmalar 200, ücretsiz izne zorlama 760, yüz yüze eğitimde Covid-19’a yakalanan 27 öğretmen ile 507 kişi mobing uygulamasına maruz kalmıştır.
* Yapılan başvurulardan elde ettiğimiz verilere göre hapishanelerde kalan mahpusların 43 çeşit hak ihlali ile karşılaştıkları anlaşılmıştır. Şüpheli ölüm 2, hasta mahpus 8, tedavi ve sağlığa erişim engeli 15, denetimli serbestlik engeli 38, zorla koğuş değiştirme 13, 10 spor ve ortak görüşlere çıkarılmama gibi hak ihlalleri yaşanmıştır.
*2021 yılı içerisinde 196 çevre hakkı ihlali yaşanmıştır. 24 orman yangını, 49 yangın sonucu yaralanma, 54 JES (jeo termal santralleri) 15 çevre tahribatı en çok tespit edilen hak ihlalleridir. Ayrıca 648 yaşam hakkı ihlali, 384 darp, şiddet, yalama, silahlı saldırı, 119 karantinaya alınan sınıflar, 235 korona pozitif öğrenci 11 intihar şeklinde hak ihlalleri yaşanmıştır.
*Derneğimize yapılan başvurular ve derneğimizin yaptığı kaynak taramalarından elde ettiğimiz verilere göre 2021 yılı içerisinde 23 bin 468 hak ihlali yaşanmıştır.”







