Kayıp yakınları adliyeden seslendi: Bin yıl da olsa vazgeçmeyeceğiz!
- 14:51 17 Mayıs 2022
- Güncel
İSTANBUL - İHD, Cumartesi Anneleri ve TİHV’in 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinliklerinin startını verdiği açıklamada konuşan kayıp yakınları, “Mücadelemiz 28 yıldır sürüyor, bin yıl da olsa kayıplarımızı aramaktan, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle seslendi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Cumartesi Anneleri ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinliklerinin ilkini, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde basın açıklamasıyla yaptı. Çok sayıda kayıp yakını, hak savunucusu, siyasetçi ve hukukçunun katıldığı açıklamada, “Cezasızlık Suçun Tekrarına Yol Açar. Cezasızlığa Son, Adalet İstiyoruz” pankartı açıldı, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları ile “Hatırlamak, yüzleşmeye ve hesaplaşmaya çağrıdır. Hatırlıyoruz, Hatırlatıyoruz!”, “Yusuf Bilge Tunç nerede”, “Cezasızlığa son adalet istiyoruz”, “Unutmak rıza göstermektir, unutmuyoruz” dövizleri taşındı.
Açıklama öncesi adliye önü çok sayıda barikatla ablukaya alınırken, polisler, HDP Küçükçekmece İlçe Eşbaşkanı Gülsüm Öztürk’ü tutsak yakınlarının her hafta gerçekleştirdiği Adalet Nöbeti “yasağı”nı gerekçe göstererek açıklamanın yapılacağı alana almak istemedi. Gülsüm, direnmesinin ardından alana girdi.
Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası boyunca çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerinin bilgisini veren İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Yeniden hepimizi tehdit eden bir suç uygulamaya koyuluyor. Bu mücadelede kayıp yakınları öndeydi, bu mücadeleyi bu güne kadar getiren en önemli gücü oldu. Aynı zamanda Cumartesi İnsanlarıyla bugüne getirildi. Herkes bu mücadeleye omuz veriyor ve sürdürüyor” diye konuştu. Ardından Gülseren basın metnini okudu.
‘İnkar edilen gerçeklere karşı buradayız!’
Gülseren, bu yılki Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası'nın açılışını adalet taleplerinden asla vazgeçmediklerinin ifadesi olarak İstanbul Adliyesi önünde yaptıklarını söyledi. Gülseren, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da 17-31 Mayıs tarihleri arasında düzenlediğimiz hafta etkinlikleri ile uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak tanımlanan gözaltında kaybetme suçuna, bu suçun işlenmesine imkan yaratan cezasızlık politikalarına, inkar edilen gerçeklere ve bu insanlığa karşı suçla mücadelenin önemine dikkat çekmeye çalışıyoruz. Buradayız çünkü yargı makamları gözaltında kaybetme vakalarında maddi gerçeği açığa çıkarma ve suçun faillerini tespit edip cezalandırmak yerine gerçeği örtbas etme, failleri cezasız bırakıp adalet talep edenlerin seslerini bastırma ve cezalandırma yönünde bir pratik sergiledi” ifadelerini kullandı.
‘Geçmişle yüzleşmek, hesaplaşmak zorundayız!’
Gözaltında kaybetmelerin bu topraklarda örgütlü bir biçimde gerçekleştiğine dikkat çeken Gülseren, “Yalnız yargının değil, ilgili tüm devlet kurumlarının işbirliği ile örtbas edildi. Bu yüzden yaygın ve sistematik biçimde işlenebildi ve sonuçsuz, cezasız bırakılarak işlenmeye devam etti. Hukuku ve vicdanı yok sayan, suçu ve devlet şiddetini normalleştiren bu zihniyetin karşısına hakikati bilme, travmatik geçmişle yüzleşme ve hesaplaşma talebiyle çıkıyoruz. Biliyoruz ki kanamaya devam eden toplumsal yaralarımızın sarılması için, hak ve adalet yokluğunun ülkemizde yarattığı ağır tahribatların telafisi için, bütün bunların kaynağı olan geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundayız” şeklinde konuştu.
‘Bizi susturmaya çalışmak yerine gerçekleri açıklayın’
Gözaltında Kayıplar Haftası vesilesi ile bir kez daha yetkililere seslenen Gülseren, “İnsan haklarını ve hukuku yok sayan, kurumları çürüten, adaletsizliği derinleştiren keyfiyetinize son verin. Dört yıla yakın bir süredir hiçbir hukuki dayanağı olmadan bize ve tüm topluma kapattığınız Galatasaray’daki yasağı derhal sonlandırın. Bu yasağın kaldırılması için yaptığımız hukuki girişimleri boşa çıkarmaktan vazgeçin. Kayıp yakınlarını ve destekçilerini yargı yoluyla taciz etmeye son verin. Bizi susturmaya çalışmak yerine 6 Ağustos 2019 tarihinden beri kayıp olan Yusuf Bilge Tunç’un zorla kaçırıldığına dair iddialara cevap verin. 2 Ekim 2018'de İstanbul'daki Suudi Arabistan Konsolosluğu'na girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Cemal Kaşıkçı’nın kaybedilmesi ile ilgili davayı fail durumundaki Suudi Arabistan'a devretmenizin gerçek nedenini açıklayın” çağrısını yaptı.
BM Sözleşmesi’ni imzalama çağrısı
Gülseren, şu talepleri sıraladı: “Gözaltında kaybedildiğini kendiniz itiraf etmenize rağmen, TBMM Raporu’na, delillere, belgelere, tanıklara rağmen zamanaşımıyla kapattığınız Cemil Kırbayır dosyası başta olmak üzere zamanaşımına sürüklediğiniz tüm kayıp dosyalarını yeniden açarak etkin soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünüzü yerine getirin. Gözaltında kaybetmeyi suç olarak düzenleme, yargılama ve cezalandırma yükümlülüğünüzü yerine getirin. Gözaltında kaybetme suçunun TCK da yer alan insanlığa karsı suç maddesi kapsamına alınmasını sağlayın. Gözaltında kaybetmelerin önlenmesi ve geçmişte yaşanan kaybetmelere dair hakikat ve adalete erişimin sağlanması sorumluluğu getiren BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yi derhal imzalayın ve uygulayın.”
‘Galatasaray Meydanı’ndan asla vazgeçmeyeceğiz!’
Baskı ve yasakların boşuna olduğuna vurgu yapan Gülseren, “Bize yaşattığınız cezasızlığı ve adaletsizliği aşmak, hakikate ulaşmak için mücadele etmek insan ve yurttaş olma sorumluluğumuzun gereğidir. Bu sorumluluğumuzu yerine getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Kayıplarımızdan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray Meydanı’ndan asla vazgeçmeyeceğiz. İnsan haklarına dayanan, demokratik bir Türkiye talebimizde ısrar edeceğiz” dedi.
‘Kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz’
Ardından söz alan İHD EŞ Genel Başkanı Eren Keskin, gözaltında kayıpların yoğun olarak 1990’lı yıllarda yaşandığını kaydetti. Eren, “Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşme’nin Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmasını istiyoruz. Bu zaman aşımının ortadan kaldırılmasına neden olacak” sözleriyle seslendi. Kayıpları aramaktan asla vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Eren, “İnsancıl hukuka ilişkin kurallarda bir ölünün kimliğinin tespiti, inancına göre gömülmesi, toplu değil tek tek gömülmesi kurallara bağlanmış. Avrupa Birliği bu sözleşmelerin hiçbir denetim mekanizması işletilmiyor. Bizler insan hakları savunucuları olarak kayıplarımızı aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz” cümlelerini kullandı.
‘Mücadelemize ısrarla devam edeceğiz’
TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe de, uzun yıllardır gözaltında kaybedilenleri arama mücadelelerindeki ısrar ve inatlarını bu hafta boyunca her gün tekrarlayacaklarını dile getirdi. Ümit, “Bunun çığlığı Türkiye’de Galatasaray Meydanı’ndan 25 yılı aşkın bir süredir gösterilmiş ve Cumartesi Anneleri’ne işkence yapılarak kapatılmış. Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları yargılanmaya başlanmıştır. Oysaki biz biliyoruz ki bütün uluslararası anlaşmalara rağmen kaybedilme suçu işlenmeye devam edilmektedir. Biz bu suçun ortadan kalkması, failler yargılanması için mücadelemize ısrarla devam edeceğiz” dedi.
‘Failleri belli’
Daha sonra, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında gözaltına alınıp kaybedilen Cemil Kırbayır’ın abisi Mikail Kırbayır konuştu. Mikail, “Kardeşim 8 ekim 1980’de keyfi katledildi. Aradan tam 42 yıl geçti, bu coğrafyada her kim konuştuysa ‘darbe ve darbecilere karşıyız’ dedi. Son 20 yıldır da aralıksız ülkeyi yöneten mevcut iktidar yine 12 Eylül darbecilerini korudu, kolladı, cezasızlıkla bağışladı. Kardeşimin dosyası TBMM’ye taşınmış, failleri belli, kimler tarafından öldürüldüğü belli. Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulunmamıza rağmen dosya düşmüştür. Biz arkasını bırakmayacağız” şeklinde konuştu.
27 yıl
Kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız da cezaevindeki tutsaklara selam göndererek konuşmasına başladı. “Bunlar acı gerçekler” diyen Hanife, “Düşünün ki 27’nci yılındayız, Galatasaray Lisesi önündeki yerimiz bize yasaklanmış, biz de adalet var diye adaletin yerine gelmişiz. Adalet, adaletsizlerin elinde. Adalet ancak adaletlilerin elinde olursa bizim kayıplarımız bulunur” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslenen Hanife, “Bir gün sen de yargılanacaksın” ifadelerini kullandı.
‘Bin yıl da geçse vazgeçmeyeceğiz!’
Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç ise, şunları söyledi: “Kimsenin evladı kaybolmasın, analar ağlamasın diye bu mücadeleyi sürdürdük. Onların daha güzel bir dünya yaşatmak için verdiği mücadele bizim boynumuza yük olarak bindi. Bu mücadeleyi, yükü seve seve taşıyoruz. Her geçen gün yeni bir adaletsizlikle karşı karşıya kalıyoruz. Mücadelemiz 28 yıldır sürüyor, bin yıl da olsa kayıplarımızı aramaktan, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.”
Kayıp yakını işkence ile gözaltına alındı!
Konuşmaların ardından dağılan kitleden Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, polisler tarafından işkence ile gözaltına alındı. Hanife’nin yere düşürülerek zorla gözaltı aracına bindirilmek istendiği esnada çevrede bulunan yurttaşlar ve insan hakları savunucuları polislere tepki gösterdi. Hanife’nin Çağlayan Polis Karakolu’na götürüldüğü öğrenildi.







