DBP’li kadınlar ‘özgürlük ve örgütlülük’ çalışmasına hazırlanıyor

  • 09:03 20 Mayıs 2022
  • Güncel
DİYARBAKIR - Kuruluşundan bu yana yaptıkları çalışmaları anlatan DBP Kadın Meclisi Sözcüsü Aynur Sarıca, “DBP’li kadınlar olarak sistemin bize dayattığı rol ve misyonlara karşı çıkarak yeni dönem politikalarımızla sahalarda kendi özgürlüğümüzü ve örgütlülüğümüzü sağlayacağız” dedi.
 
Kürt siyasetçilerin, eşbaşkanlığı tüzüğüne alarak hayata geçirdiği ilk parti olan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasından sonra 2 Mayıs 2008’de Barış Ve Demokrasi Partisi’ni (BDP) kurdu. 11 Temmuz 2014 tarihinde 3. Olağan Kongresi’ni gerçekleştiren, BDP, mücadelesine Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) olarak devam etme kararı aldı. 
 
Hem bölge hem de Türkiye kentlerinde örgütlenmesine devam eden DBP’nin  en önemli hedeflerinden biri ise kadın mücadelesini büyütmek ve eşit temsiliyeti artırmak oldu. Kadın mücadelesi noktasında kararlar olan DBP, 27 Şubat günü gerçekleştirdiği 6. Olağan Kongresi’nde DBP Kadın Meclisi’nin kuruluşunu ilan etti. 
 
DBP Kadın Meclisi Sözcüsü Aynur Sarıca, kuruluşundan bu yana yaptığı çalışmaları değerlendirdi. 
 
‘Eşit temsiliyet üzerine kadın meclisi oluşturduk’
 
DBP’nin kuruluşundan bu yana verdiği özür ve örgütlü toplum mücadelesine dikkat çeken Aynur, bu mücadelenin kadın mücadelesi ile bütünleştiğini söyledi. 27 Şubat’ta “Örgütlü Topumla Özgür Yaşama Doğru” şiarıyla gerçekleştirdikleri kongrede, alınan kararlardan birinin eşit temsiliyet olduğunu hatırlatan Aynur, “Kadın meclisinin oluşturulması için planlama ve örgütlenmelerimiz oldu. Toplumun bize verdiği rol ve misyonları nitelik olarak yerine getirme mekanizmalarını oluşturmak, kadın hakları savunuculuğunu ön plana çıkarabilmek için, toplumdaki kadının yerini, özgür kadın hareketinin rol ve misyonlarını arttırmak ve açığa çıkarabilmek için 27 Şubat’ta kongre gerçekleştirdik. Bu kongrenin hemen akabinde DBP’deki kadınlar olarak DBP Kadın Meclisi’ni ilan ettik. Kadın meclisimiz, yaşamın her alanında yer alan kadınlarla bir araya gelmek için şu an aktif çalışmalar yürütüyor” dedi. 
 
‘Tüm saldırılara karşı beyan ve çalışmalarımız var’
 
8 Mart, 21 Mart, 4 Nisan ve 1 Mayıs’ta DBP Kadın Meclisi’nin kendi rengi ve varoluş sözüyle alanlarda olduğunu belirten Aynur, köylerde, mahallelerde, kentlerde kadın meclisinin örgütlenme çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Aynur, “Dünya genelinde faşizmin doruklandığı ve NATO’nun bütün ülkelere saldırıp kendisini açığa çıkarmaya çalışan bir konumda durduğunu görüyoruz. Bununla beraber 3’üncü Dünya Savaşı’nın zeminini oluşturmaya çalışan bir sistemle karşı karşıyayız. Bunun yansımalarını Ortadoğu’da da yaşıyoruz. Yer altı zenginliklerini, kültürel zenginlikler üzerinde sömürge ruhunu ve emperyalistlerin hegemonik bir güç oluşturmaya çalıştığı bir süreçle karşı karşıyayız. Bunun indirgemesini Kürdistan ve Türkiye üzerinde görüyoruz. Açığa çıkan saldırılar, siyasi operasyonlar, dışa yapılmak istenen saldırılar tüm amaçlarını açığa çıkarıyor. AKP ve MHP’nin KDP ile ihanet çizgisinde birleşmesiyle Kürdistan üzerinde gerçekleştirdiği saldırılar var. Bu saldırılarda en çok zarar gören kadınlar ve aynı zamanda karşısında duran da kadınlardır. DBP Kadın Meclisi olarak net beyanlarımız ve çalışmalarımız var” şeklinde konuştu. 
 
‘İhanet çizgisini yaratma yolunda AKP-MHP’nin planları var’
 
“Kürtler arasında ittifaksızlığı ve ihanet çizgisini yaratma yolunda AKP-MHP’nin planları var” diyen Aynur,  sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Biz DBP olarak Kürtlere yönelik tüm saldırılara karşı duruyoruz ve mücadele ediyoruz. Tarihten bugüne baktığımız zaman, bütün savaşları ön plana çıkarmaya çalışan aklın erk zihniyetin aklı olduğunu biliyoruz. Ve bu saldırıların en çok hedefinde olan, zarar gören yine kadındır. Kadınlar üzerinde yürüttükleri saldırılar ile kadınların siyasi, psikolojik, fiziki ve düşünsel anlamda elde ettiği kazanımlarını tarumar etme üzerinden gidildiğini görmekteyiz. Bunun en somut örneğini Kürdistan’da görüyoruz. Yaptığımız her türlü çalışmada kolluk kuvvetleri ile karşılaşıyoruz. Örneğin katledilen bir kadın için yaptığımız basın açıklamasında faili koruyan kolluk kuvvetleri, açıklama yapan kadınları tehdit ediyor.”
 
‘Örgütlü bir toplum için çalışmalar devam etmekte’
 
Aynur, Silopi’de sınıra yürüyen anneleri hatırlatarak, “Güney Kürdistan’da yapılan savaş, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan bağımsız değildir. Buradan nasiplenip oraya götürülmeye ve KDP yani Barzanî eliyle yapılmaya çalışıldığı aşikardır. Bunların önünde duracak olan yine biz kadınlarız. Yapılmak istenen tüm saldırılara karşı bizler de DBP’li kadınlar olarak demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmamızın özgür eş yaşam ile bütünleştiği ve ete kemiğe büründüğü haliyle meclisleşmemizin toplum ayağını oluşturma üzerinden çalışmalarımızı başlattık. Tüm kadınları örgütleme üzerinde planlama yaptık. Kürt halkının sömürgeleştirildiği bir sistemle karşı karşıyayken, bizlerde toplumun her kesiminde bulunan kadınlara fizibilite çalışmasıyla kadınlarla bütünlüklü, örgütlü bir toplum inşası için bunu özgür bir yaşama evriltmek için bir arada çalışmalarımız devam edecek” ifadelerini kullandı.
 
‘Kürdistan’da başlatılan bir OHAL var’
 
Cezaevlerinde sistematikleştirilen tecride değinen Aynur, “Bunu Sayın Abdullah Öcalan şahsında görebiliyoruz. İmralı’dan başlayarak tüm cezaevleri ve topluma yansıtılmaya çalışılan bir tecrit durumunun söz konusu olduğunu görüyoruz. Türkiye ve Kürdistan’da ilan edilen bir OHAL süreci vardı. Daha sonra bitirildi, ancak Kürdistan için ‘yeniden başlatıldı’ diyebiliriz. OHAL ile beraber tüm toplumu kendi egemenliği altında tutarak yön vermeye çalışmakta. Buna karşı çıkan tüm halkı tecrit altına aldı. Tüm bunlar karşısında direnişlerin olduğunu gördük. Buna örnek olarak açlık grevleri oldu. Kürtçe konuşabilmek için açlık grevine girenlerin olduğunu, Kürdistan kelimesini kullandığı için darp edilerek gözaltına alınanların olduğunu gördük. Kadın mücadelesi yürüten Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk, Figen Yüksekdağ, Ayşe Gökkan, Leyla Güven ve binlerce yoldaşımız bugün erk zihniyet tarafından rehin alınmış. Cezaevlerinde direniyorlar. Seçim sürecinde kendilerine oy vermedikleri için katledilen ailemiz oldu. Bunun en büyük ve somut örneği Şenyaşar ailesidir. Yapılan katliama karşı direnen ve adalet talep eden Emine Şenyaşar var” diye kaydetti.
 
‘Örgütlenmeye ihtiyaç var’
 
Diyarbakır, İzmir, Van ve İstanbul’da başlatılan Adalet Nöbetleri'ni anımsatan Aynur, Türkiye’de iktidarın tamamen çöktüğünü ve bununla beraber saldırganlaştığını belirtti. Aynur, “İktidarın en çok hedef aldığı yine kadınlar oluyor. Çünkü kadınlardan korkuyorlar, ancak şöyle bir gerçeklik var. Tüm sistemleri bertaraf edecek olan kadınlardır. Bundan kaynaklı da diyoruz ki örgütlenelim ve özgür bir yaşamı inşa edelim. Dünyaya cevap olabileceğimiz ve iddiamızın büyük olduğu bir kadın özgürlük paradigmamız var. Toplumun bizlere ve örgütlenmeye ihtiyacı var. Örgütlülüğün ve özgürlüğün olmadığı yerde toplumdan bahsedilemez” sözlerine yer verdi.
 
‘Kendi örgütlülüğümüzü sağlayacağız’
 
Aynur, birlikteliğin olduğu her yerde örgütlülüğün kazanacağını söyleyerek, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: “Tek adam rejimi tarafından İstanbul Sözleşmesi’nin gece yarısı ortadan kaldırıldığını biliyoruz. Kadın haklarını koruyan sözleşmenin feshedilmesinden sonra yerine getirilebilecek nasıl bir kanundan, yasadan bahsedilebilir. Diyanet İşleri Başkanı’nın kadınları köleleştirmeye çalışan sözleri ile oluşturulmak istenen sistem bellidir. Bizler de DBP’li kadınlar olarak sistemin bize dayattığı rol ve misyonlara karşı çıkarak yeni dönem politikalarımızla sahalarda kendi özgürlüğümüzü ve örgütlülüğümüzü sağlayacağız.”