Şimuni’ye ne oldu, Hurmüz Diril nerede?

  • 09:06 20 Mayıs 2022
  • Güncel
Marta Sömek
 
İSTANBUL - Şırnak’ta kaybettirildikten 70 gün sonra katledilmiş halde bulunan Şimuni ve 863 gündür kayıp olan Hurmüz Diril için başlatılan soruşturma kapsamında Apro Diril defalarca kez tutuklanıp serbest bırakıldı. Olayın failleri ise 2 yıldır açığa çıkarılmadı.
 
“Kılıç” diye adlandırılan Sayfo, 1915 yılında asimilasyon politikaları kapsamında “Müslümanlaştırma” ve “Türkleştirme” yoluyla Türkiye’nin Bethnahrin (Mezopotamya) dahil olmak üzere birçok bölgesinde yaşayan halklara sistematik bir şekilde uygulanan soykırımdan biriydi. Süryani (Asuri-Arami-Keldani) halkına yönelik gerçekleştirilen Sayfo Süryani Soykırımı ile nüfuslarının üçte ikisini kaybeden 700 bin Süryani’den geriye yalnızca 200 bin kişi kaldı. 1980’li yıllarda ise kimliğini ve kültürünü yaşatmaya çalışan son Süryanilere karşı zorla kaybettirme ve zorunlu göç politikaları uygulandı, binlerce Süryani yeniden göç yollarına koyularak topraklarını, evlerini terk etmek zorunda kaldı. Yüzlerce insan da soykırımın tüm süreğenliğiyle “faili meçhul” katliamlarla yok edilmeye devam etti.
 
Süryanilere cesaret verdiler
 
Yüz yıllardır etkileri süren Sayfo, bugün hala dipdiri. Sayfo’nun son örneklerinden biri de katledilen ve hala kayıp olan Şimuni ile Hurmüz Diril. Soykırım politikalarına karşı direnen Keldani Şimuni ve Hurmüz Diril çifti, 2011 yılında devlet tarafından defalarca boşaltılan Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Süryanice ismi Mehre olan Kovankaya köylerine dönerek, doğa ile iç içe bir yaşam sürdürmeye başlamıştı. Keldani çiftin bu geri dönüşü topraklarından göçe zorlanan çok sayıda Süryaniye de cesaret vermişti ve yaz aylarında Avrupa’nın birçok yerinden köylere dönüşler yaşanmıştı.
 
Çelişkilerle dolu süreç
 
Şimuni ve Hurmüz, Şırnak’ta yaşayan sayılı Keldani’lerden biriydi. Asimilasyon politikalarına karşı direnen ve kültürlerini yaşatmaya çalışan Keldani çift, çocuklarını daima anadilleri olan Doğu Süryanicesini konuşmaları için teşvik etti ve anadillerini yaşatmak için çabaladı. Tarih 11 Ocak 2020’yi gösterdiğinde ise çocuklarından İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril, Şimuni ve Hurmüz’ün yanına köye gittiğinde ikisini de bulamadı. Köyde birlikte yaşadıkları akrabaları Apro Diril’in anlatımları ile Şimuni ve Hurmüz’ün kaçırıldıklarını öğrenen Remzi ve çiftin diğer çocukları için uzun süre anne ve babalarını arayacakları çelişkilerle dolu bir süreç başladı.
 
Şimuni katledildi, Hürmüz 863 gündür kayıp!
 
Olayın ardından hava koşulları “bahane edilerek” köyde yapılan birkaç arama dışında etkin bir arama yapılmazken, hemen ardından da Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmaya gizlilik kararı getirildi. Tek görgü tanığı olan Apro Diril’in ifadeleri dışında olaya dair hiçbir bilgi edinilemedi, 65 yaşındaki Şimuni’nin cenazesi 70 gün sonra oğlu tarafından köy yakınındaki bir derede bulundu. Şimuni’nin katledilmesi ve cenazesine ulaşılmasının ardından çocukları, Hurmüz için de aynı sonuçla karşılaşacaklarını düşünürken, 11 Ocak 2020’den bu yana hiçbir gelişme yaşanmadı. Hurmüz, tam 863 gündür kayıp.
 
Tüm girişimler sonuçsuz kaldı!
 
Dünyanın dört bir yanına dağılan Süryaniler, Hurmüz ve Şimuni için girişimlerde bulundu. Fransa, Belçika, ABD, İsveç, Avustralya ve Irak'ın da aralarında bulunduğu 32 Süryani ve Keldani kurumu, Türkiye’ye Hurmüz Diril için ciddi bir soruşturma başlatmaları, 70 gün sonra cenazesi bulunan Şimuni Diril'in de Adli Tıp raporundaki usule ilişkin kusurların soruşturulması çağrısında bulundukları bir mektup gönderdi. Süryani merkezli Hıristiyan sivil toplum kuruluşu Irak Hıristiyan Yardım Konseyi (Iraqi Christian Relief Cuncil) de, Hurmüz Diril'in bulunması ile Şimuni Diril için adalet çağrısında bulundukları 12 dilde bir video yayınladı. Öte yandan Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) çok sayıda milletvekili tarafından Hurmüz Diril'in bulunmasına ilişkin etkin bir arama yapılması ve Şimuni Diril’in faillerinin bulunmasını ele alan soru önergeleri verilerek konu Meclis gündemine taşındı. Şimuni ile Hurmüz’ün çocukları ve yakınları da sosyal medyada her gün adalet talebinde bulunarak kampanyalar düzenlese de girişimlerin tamamı sonuçsuz kaldı.
 
Defalarca tutuklanıp serbest bırakıldı
 
Yürütülen soruşturma kapsamında çiftin akrabası ve tek görgü tanığı olan Apro Diril, 23 Haziran 2021’de gözaltına alındıktan sonra tutuklandı, 10 Eylül 2021 tarihinde de tahliye edildi. 2 Ekim 2021’de ikinci kez tutuklanan fail Apro Diril, 1 Kasım 2021 günü ise yeniden serbest bırakıldı. Ardından fail Apro Diril 9 Kasım 2021’de yeniden tutuklandı fakat kısa süre sonra tekrar serbest bırakıldı. Daha sonra yaşanan bir gelişme ile kayıp Hurmüz ve katledilen Şimuni’nin faillerine dair Şırnak Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan ve mahkeme tarafından reddedilen iddianame ise yapılan itiraz sonucu Şubat ayında kabul edildi. Savcılığın itirazı üzerine ise iddianame, Şırnak 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve 19 Nisan’da soruşturmaya dair ilk duruşma görüldü.
 
Apro Diril tutuklandı, Hurmüz’den hala haber yok!
 
Her kesimin dayanışma gösterdiği duruşmada konuşan çiftin çocukları, fail Apro Diril’in daha önce evlerine ateş açtığını ve defalarca kez anneleri ile ve babalarını tehdit ettiğini de paylaştı. Çiftin çocukları, Apro Diril’in anne ve babalarının kaybolması ve katledilmesinden bu yana sürekli çelişkili beyanlarda bulunduğu ve olayın yaşandığı gün de kolluğa haber vermelerini engellediğine dikkat çekti. Duruşma sonunda fail Apro Diril yeniden tutuklandı, eksik hususların giderilmesi için duruşma 16 Haziran tarihine ertelendi. Adalet mücadelelerini sürdürmekte kararlı olan çiftin çocukları, annelerinin katledilmesinde ortak olan faillerin bir an önce bulunup yargılanmalarını talep ederken, diğer yandan da 863 gündür hiçbir haber alınamayan babaları Hurmüz’ün akıbetinin ortaya çıkarılması için çağrılarını sürdürüyor.
 
Soykırımın devamı 
 
Türkiye’de yaşayan Süryaniler de soruşturmanın etkin bir şekilde yürütülmesi ve ailenin sesine ses olma çağrısı yaparken, yaşananları da Süryanilerin topraklarına geri dönmelerine dönük Sayfo’nun devamı niteliğinde bir soykırım politikası olarak değerlendiriyor. Yüz yıllardır tehditlere, saldırılara, zorunlu göçlere, katliamlara ve soykırımlara maruz bırakılan Süryani halkı, Türkiye’de adalete ve yargıya dair güvenlerinin olmadığını aktarıyor. Sayfo Süryani Soykırımı’ndan beridir faili meçhuller ve zorla kaybettirmeleri sistematik bir şekilde yaşamak zorunda kalan Süryaniler ve Diril çiftinin çocukları, kemiklerini arayan Kayıp Yakınlarıyla aynı acıyı paylaşıyor. Tek talepleri canlı ya da cansız babaları Hurmüz’ü bulmak, anneleri Şimuni’nin katledilmesine ortak olan tüm faillerinin ortaya çıkarılarak yargılanması ve bu acının bir daha tekrarlanmaması…
 
Cumartesi İnsanıydı…
 
1994’ten beridir kayıp olan akrabalarının akıbetini sormak için Cumartesi Anneleri'ne katılan Hurmüz Diril de Cumartesi İnsanları arasında yer alıyordu. Mehre köyü, devlet tarafından 1989’da boşaltılmış, köye 1992 yılında dört aile yerleşmiş fakat 1994’te köy tekrar boşaltılmıştı. Şimuni’nin amcasının torunları da 1994’ten beridir kayıp. 1994 yılında 12 yaşındaki İlyas Diril ve 16 yaşındaki Zeki Diril’den gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamamıştı. İki çocuğun zorla kaybedilmesi, Cumartesi Anneleri’nin 628'inci haftasında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Cumartesi Anneleri, İlyas ve Zeki Diril’in, 1989’da köyleri boşaltılınca İstanbul’a taşındığını ve kazandıkları parayı eve götürmek üzere 2 Mayıs 1994’te İstanbul’dan Şırnak’a doğru giderken gözaltına alındıklarını, daha sonra da kendilerinden bir daha haber alınamadığını duyurmuştu. İlyas ve Zeki Diril için başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlanmış, Zeki Diril’in ailesi 27 Şubat 2001’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuştu. AİHM, 2006’da Zeki Diril’in kaybolmasından devletin sorumlu olduğuna karar vererek Türkiye’yi oy birliği ile mahkum etmişti.