TOHAV’dan ‘Uluslararası Akademi ve Sivil Toplum Konferansı’

  • 18:21 23 Mayıs 2022
  • Güncel
İSTANBUL - TOHAV’ın iki gün sürecek olan Uluslararası Akademi ve Sivil Toplum Konferansı’nın ilk günü çok sayıda sunum ve tartışmalarla tamamlandı. Konferansta, cenazelerini alamayan aileler üzerindeki baskılar ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi gibi konulara dikkat çekildi.
 
Toplum Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), iki gün sürecek olan “Demokrasilerde Gerileme ve Sivil Toplum: Geçmişten Çıkarılacak Dersler, Bugünün Eleştirisi ve Geleceğe Dair Öngörüler” konulu Uluslarası Akademi ve Sivil Toplum Konferansı’nın startını verdi. Topkapı’da bulunan Uranus Otel’de yapılan konferansta Aberdeen Üniversitesi Vatandaşlık, Sivil Toplum ve Hukukun Üstünlüğü Merkezi, çok sayıda Sivil Toplum Örgütü (STÖ) aktivistleri, akademisyen ve araştırmacılar bir araya gelerek deneyim paylaşımı ve sivil toplumun günümüzdeki çıkmazlarına ilişkin kapsamlı bir tartışma yürüttü.
 
İlk oturum
 
TOHAV Başkanı Didar Erdem’in açılış konuşması ile başlayan ilk oturumda, “Aşırı muhafazakar ve sağcı toplumların cinsiyet karşıtı hareketler ve insan haklarının geriletilmesindeki rolleri”, “Hibrit’ Sivil Toplum: Pakistan’da Siyasi, Dini ve Kültürel Çekişmeler”, “İşbirliği zorunluluğu: Meksika’daki teknokrat hareketliliği STÖ’lerinin ayakta kalma stratejileri” başlıklı konular üzerinden sunumlar yapıldı.
 
Hükümetlerin STÖ engellemeleri
 
İkinci oturumun açılışını Amsterdam Üniversitesi Profesörü Marlies Glasius, “Özgürlükçü Olmayan Normların Yayılımı ve Sivil Mekanın re-konfigürasyonu” başlıklı konu ile yaptı. Marlies, sunumunda veri tabanı üzerinden STÖ’lerin hükümetler tarafından engellenmesine dönük anlatımlar yaptı. Dünya genelinde yabancı fonların engellendiğini belirten Marlies, “Parasal olmayan, aynı yardımların da engellenmesi var. Bölgelere göre ayrımlarda kırmızı hat Avrupa’da. Burada çok fazla engelleme yok ama diğer bölgelerde çok fazla engelleme var” dedi. Mısır’daki STÖ’lere yönelik bir yasadan bahseden Marlies, bu yasa çerçevesinde yabancı bir STÖ’nün bir ülkede çalışmak istediğinde çifte izin alması gerektiğini ve bu durumun da zorluğu arttırdığını belirtti.
 
‘Hükümetler STÖ’lerin önünü kesmeye çalışıyor’
 
Türkiye’de de 2014’te benzer bir yasanın uygulandığını aktaran Marlies, “Hükümetler, idari bir zorlamayla direk baskıcı olmak yerine, idari engellerle STÖ’lerin önünü kesmeye çalışıyor. Bu engellemeleri bütün bölgelerde görmekle beraber hükümetler genellikle içinde bulunduğu bölgeye bakıyor ‘ne yapabiliriz?’ diye. Kendi bölgesel yerlerinde bunların yanlarına kar kalabileceğini, yankı uyandırmayacağını düşünüyorlar” değerlendirmesini yaptı.
 
‘Bilgiye erişim kısıtlandı’
 
Northwestern Üniversitesi & Venedik Ca’ Foscari Üniversitesi’nden Dr. Bilge Yabancı ise “Sivil Toplumun Otokratik Baskı Altında Politize Olması: Baskı, İşbirliği ve Direniş” konusu ile ilgili sunum yaptı. Konu başlığının kadın hakları örgütleri, LGBTİ+’lar, azınlıklar ve işçi hakları için dezavantaj olduğunu söyleyen Bilge, bilgiye erişimin kısıtlanmasını dezenformasyonun artması olarak değerlendirdi. Pandemi sürecinin insanların rahatlıkla izlendiği bir dönem olduğunu da aktaran Bilge, “Bunlar endişelenmemiz gereken durumlar” şeklinde konuştu. Bilge ayrıca STÖ’lerin toplumsal cinsiyet yerine hala “kadın” kelimesi kullandığına da değinerek bu konu üzerine tartışılması gerektiğini vurguladı.
 
‘Türkiye’deki eylemler engelleniyor’
 
Daha sonra söz alan Bremen Üniversitesi’nden Dr. Ulrike Flafer, “Çelişkilerle Hükmetme. Yumuşak Otoritercilik ve Türkiye’de Muhalefetin Hissen Yönetimi” konulu sunum gerçekleştirdi. Türkiye’deki eylemselliklerden bahseden Ulrike, sokak eylemlerinin iktidar tarafından engellenmeye çalışıldığını anlattı. Ulrike ayrıca STÖ’lerin bu konudaki girişimlerini de paylaştı.
 
‘Eğitimde İslam ve dincileştirme yaygın’
 
Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Görkem Altınörs ise doktora tezi olan “İslamik Neoliberalizm” üzerine sunum yaptı. “AKP ne kadar başarılı bir biçimde bu hegemonyayı yürütebilmiştir?” tartışmasını yürüten Görkem, Türkiye’deki eğitimin İslami unsurlara göre uygulandığını dile getirdi. “Kamuya yönelik medyanın istismarı, eğitimde İslami ve dincileştirme yaygın. Piyasalaşarak, metalaşması söz konusu. 2016’daki darbe girişiminin ardından giderek artan yabancı öğrenci sayısı da mevcut. Küresel siyasi unsurun da etkisi mevcut bunda tabii ki” şeklinde konuştu. Bir istatistik sunan Görkem, İmam Hatip okullarının arttığını ve bu durumun da Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) genel bütçeden aldığı payla ilgili olduğunu sözlerine ekledi. Yine istatistik kapsamında sivil toplumda ticari sendikaların üye sayısının azaldığını paylaşan Görkem, “Kadın-erkek ayrı yerde okusun diyorlar” dedi.
 
‘Cenazemi dört kere topraktan çıkarıp toprağa koydum’
 
Bu sunumda söz alan Anadolu Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ANYAKAY-DER) ve Ölüye Saygı İnsiyatifi üyesi Hanifi Fincan, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerle dayanıştıkları için derneklerinin kapatıldığını anlattı. Birçok ailenin cenazelerini almak için bu derneğe başvurduğunu dile getiren Hanifi, “Ama derneğin kapatılmasıyla aileler tamamen sahipsiz kalıyor. Destek kurmamızda ciddi baskılar oluşuyor, o ailelerden biri de benim. 6 yılda yaklaşık dört kere cenazemi topraktan çıkarıp toprağa koydum” şeklinde konuştu. Seslerinin Avrupa’da duyulmadığını belirten Hanifi, “Çok sıkıntılarımız var. Özellikle hukuksal anlamda sıkıntılarımız çok, cenazelerimizi aldığımız takdirde bize davalar açılıyor. ‘Niye cenazelerinizi alıyorsunuz, ne için alıyorsunuz’ diye davalar açılıyor. Bana dönük de iki tane dava açılmış” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.
 
‘Derneğinizin kapatılması Türkiye’de yaşanan birçok örnekten biri’
 
Hanifi’nin konuşmasına konferansa çevrimiçi olarak katılan Regize Frederiksen, ANYAKAY-DER’in kapatılmasının Türkiye’de yaşanan birçok ihlal arasında yer aldığı şeklinde yorumladı. Regize, yine birçok sorun gibi AİHM’e gidilse de bu sorunların çözümsüz kalabileceğine de değindi.
 
‘Kadın mücadelesi yükselen büyük bir mücadele’
 
Türkiye’deki kadın mücadelesine yönelik baskı ve saldırılara değinen TOHAV Yönetim Kurulu Üyesi Esma Yaşar da, İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı bir şekilde çıkıldığını anlattı. Kadınların hedef alındığını belirten Esma, “Tek çalışması kadın cinayetlerinin durdurulması, delil toplanması olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na (KCDP) kapatma davası açılması ve sosyal medya üzerinden bunun çalışmalarını yürüten aktivistlerin hedef haline getirilmesi de mevcut. Hem dünyada hem de Türkiye’de kadın mücadelesi yükselen büyük bir mücadele” ifadeleriyle kadın mücadelesinin önemini vurguladı.
 
Konferansa yarın devam edilecek
 
Gün boyu sunumlar, soru-cevap bölümü ile süren konferans, tartışmanın ardından sona erdi. 
 
Konferans yarın da 5 sunum ve tartışma ile devam edecek.