Rojava’daki ihlaller belgelendi: Dünya sessiz kalmamalı
- 09:06 7 Şubat 2026
- Güncel
Rozerin Gültekin
WAN - Rojava'daki savaç suçu ve hak ihlalerine dair hazırladıkları rapora dair konuşan Jineolojî Akademisi’nden Aynur Sarıca, “Raporun içeriğine baktığımızda uluslararası kamuoyunu sallayacak düzeyde somut deliller mevcut. Bu raporun hazırlanmasındaki beklenti Kürtlere, ezilen bütün halklara dönük yapılmış hamlelere artık sessiz kalınmaması” dedi.
Rojava Jineoloji Akademisi, HTŞ çetelerinin Rojava ve Suriye'de işlediği savaş suçu ve hak ihlallerine dair hazırladığı raporu 2 Şubat’ta yayınladı. 34 sayfadan oluşan rapor, uluslararası mahkemeler, insan hakları örgütleri ve çocuk koruma kuruluşlarına sunulacak.
Jineolojî Akademisi'nden Aynur Sarıca, hazırladıkları rapor ve Rojava'daki hak ihlalerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Ulus devletlerin yıkımına karşı Kürtler şahsında direniş hattının tekrardan yenilendiğini ve ortak yaşamın olabileceğinin Rojava şahsında tekrardan topluma gösterildiğini ifade eden Aynur Sarıca, “Binlerce şehidinin olduğu, göçün yaşandığı, çocukların, kadınların katledildiği, kadınların kaçırılıp pazarlarda peşkeş çekildiği bir süreçten geçti Rojava. Kobanê direnişi ile beraber Kürtlerin kazanımlarına, varlığına tahammül edemeyecek derecede faşizmin tırmandığı süreçte bu zihniyete karşı 2014 sürecinden itibaren bir direniş hattı örüldü. Rojava’nın dünyada örneği tektir. İnsanlar şunu gözlemledi ‘ulus devletin dışında bir alternatif var. Demek ki bu ulus devlet canavarı olmadan da bir yaşam modeli olabilir’ dedi. Böyle bir gerçekliğin olması emperyal güçlerin hepsine birer tehdit oluşturuyordu. Bugün ulus devletler, Rojava’nın statü kazanmasından ise geçici hükümete destek veriyor. Kürt'ün mücadele, direngen hattının ne kadar güçlü olduğunu, halklarla beraber ne kadar mükemmel bir direniş hattını ortaya bırakabileceklerini kestiremediklerini hakeza gördük. Direngen ruh tekrar 2026 sürecinde Rojava şahsında kendini güncelledi" dedi.
Suçlar raporlandı: Refleksiz kalınmasın
Rojava’da savaş suçlarının işlendiğini ifade eden Aynur Sarıca, bunu raporlaştırdıklarını anımsattı. Aynur Sarıca, “Sınırların açılmaması, Kobanê'ye desteğin gitmemesi, 25 tane tırın geri dönmesi bir insanlık suçudur. Dünyanın neresinde olursak olalım bir çocuğun açlıktan veya donarak hayatını kaybettiği bir yerde vicdandan, insanlıktan bahsedilemez. Orada bir vahşet yaşanıyor. Bu vahşetin bütün dünya tarafından bilinmesi gerekiyordu, bundan dolayı rapor çalışması yapıldı. Saldırılarla beraber hangi mahallelerden kimlerin göç ettirildiği, ne kadar insanın hayatını kaybettiği ve kaç insanın tutuklandığının üzerine geniş bir perspektif doğrultusunda rapor hazırlandı. Kadın savaşçının katledilip bedeninin binadan atılması, saçlarının kesilmesi, çocukların kendi yaşam haklarını elinden alabilecek kadar dar bir alana sıkıştırılması, okulların bombalanması, sürekli yerlerinden göç ettirilen halkların tekrar göç silsilesine maruz bırakılması belgeli ve tanıklarıyla beraber raporlandı. Raporun içeriğine baktığımızda da uluslararası kamuoyunu sallayacak düzeyde somut deliller mevcut. Bu raporun hazırlanmasındaki beklenti Kürtlere, ezilen bütün halklara dönük yapılmış hamlelere artık sessiz kalınmaması” diye belirtti.
‘Sınırların kapatılması saldırıya zemin sundu’
Sınır kapılarının kapatılmasına dikkat çeken Aynur Sarıca, sınırların kapatılmasının saldırıya zemin sunduğunu ifade etti. Aynur Sarıca, “Rojava'da katledilenin buradaki Kürtlerden herhangi bir farkı yok. Bir Kürt orada yaşam mücadelesi veriyorsa ve bir şeye ihtiyaç varsa benim oraya destek vermem kadar doğal bir şey söz konusu değildir. Türkiye'nin sınır kapılarını kapatıyoruz demesi Kürt veya ezilenler açısından değil de saldıranlara dair bir desteğinin olduğunu bariz ortaya koydu. TV programlarında ‘etnik bir temizlik söz konusu değil’ deniliyor peki sorarız ne temizliğinden bahsedeceğiz? Kürt'ü, Arap'ı, Alevi'yi Dürzi'yi yok sayıyorsunuz o zaman ne yapılıyor? Sınırımda ‘Kürt'ü istemiyorum’ diyen devlet söylemi açığa çıktı. Buradaki yardım kaynaklarının kapatılmasının asıl sebebi Kürt'ün birlik ruhunu ayrıştırmaktır. O kapıları kapatmasının asıl sebebi Kürdistan'ın dört bölgesindeki birlik mücadelesini ayrıştırmaktır. Kürt halkının, halkların, ezilen bütün halkların yaşam mücadelesinin demokratikleştiği sürece kadar biz o mücadeleyi vereceğiz” diye aktardı.
Çağrı: Ortak hareket edelim
Raporda kadın hareketlerine, çocuk dernekleri çağrı yapıldığını söyleyen Aynur Sarıca, “Yaşananlar sadece Kürt'e yapılan bir muamele değil orada yaşayan bütün halklara dönük bir muamele. Halkları yok etmeye dönük bir hat çizildi. Faşizm ırk, kimlik, din tanımadı ve kendini güçlendirebilmek için bir bütünen saldırdı. Bugün Kürdistan coğrafyasında kadınlara yönelik yapılan bu hamleler ileriki süreçlerde emperyaller tarafından bütün kadınları yok etmeye, haklarını gasp etmeye dönük olacak. Özgür kadın hareketleri, feminist hareketler, dünya genelinde devrime öncülük eden kadın yoldaşlarla buna cevap olunması gerektiği düşüncesindeyiz. Raporda çocuklar için de çağrıda bulunuldu. Bütün çocuk komisyonları, çocuk hak savunucuları ile ortak refleksle yaşatılmak istenilen katliamın önüne geçmek istiyoruz. Bugün masada belli anlaşmalar olsa da Kobanê’de imkanların sınırlandırılması, yardımların gitmemesi, insanların yaşatılmak istenilen kadere mahkum edilmek istenmesine karşı şunu soru soruyoruz; Yaşananların neresinde bu anlaşma? O yüzdendir ki rehavet havasından ziyade eylemselliği Rojava'nın elini güçlendirecek şekilde daha istikrarlı, belirgin bir şekilde yapmamız gerekiyor” diye konuştu.







