Ulus-devletin çıkmazları: Demokratik çözüm arayışları (2)
- 09:01 10 Şubat 2026
- Dosya
Demokratik komün olmadan özgürlük olmaz
Leyla Ayaz
HABER MERKEZİ - Kapitalist bireyciliğin “sahte özgürlük” imajıyla bireyi köleleştirdiğini belirten Abdullah Öcalan, özgürlüğün ancak demokratik komünal yaşamla mümkün olduğunu vurgulayarak demokratik ulusta birey–komün ilişkisini ve “anayasal vatandaşlık” tartışmasını çerçeveliyor.
Birey gerçekten özgür olabilir mi, yoksa kapitalist sistemin “özgürlük” imajı en derin köleliği mi gizler? Toplumdan koparılan birey varlığını sürdürebilir mi; yoksa ancak komünal yaşam içinde mi anlam kazanır? Demokratik ulusun temelini oluşturan birey–komün ilişkisini görünür kılan bu sorular, kapitalist bireyciliğe karşı kurulan demokratik ulus modelinin neden “alternatif” olarak tartışıldığını da açığa çıkarıyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, bu başlığı “Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü: Kültürel Soykırım Kıskacında Kürtleri Savunmak” savunmasında yer alan “Demokratik Ulusta Özgür Birey-Yurttaş ve Demokratik Komün Yaşamı” bölümünde değerlendiriyor. Dosyamızın bu bölümünde, Abdullah Öcalan’ın bireyin özgürlüğü ile toplumsal dayanışma arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerine yer veriyoruz.
‘Birbirlerine bağlı bir canlı organizma’
Demokratik ulusal yaşamın alanlara ayrılarak incelenebileceğini belirten Abdullah Öcalan, bu ayrımların bütünlükten kopuk düşünülemeyeceğini ifade ediyor. Abdullah Öcalan, "Demokratik ulusal yaşamı boyutlandırırken bir yanlışa düşmemek için peşinen bir uyarıda bulunmak gerekir. O da demokratik ulusun veya başka tür bir ulus yaşamının daima zihinsel ve kurumsal bütünlük taşıdığına ilişkindir. Genelde toplumlar, özelde demokratik ulusal toplumlar çözümlemelerde kolaylık olsun diye çeşitli alanlara ve boyutlara ayrılır. Fakat bu ayrımların her biri kendi başına, bütünlükten kopuk şekilde var olmaz. Toplumları, özellikle çağımızdaki demokratik ulusları canlı bir organizmaya benzetirsek, tüm alanlar ve boyutları itibariyle birbirlerine bağlı bir canlı organizma bütünlüğü içinde yaşarlar. Dolayısıyla boyutların her biri tek tek ele alınsa da, bir bütünün parçaları olduğu daima göz önünde tutulmalıdır” diyor.
‘Toplum yoktur, birey vardır’
Bireyin özgürleşmesinin komünal bağlamdan koparılamayacağını vurgulayan Kürt Halk Önderi, kapitalist bireyciliğin “sahte özgürlük” iddiasını şu şekilde değerlendiriyor: "Demokratik ulus birey-yurttaşı özgür olduğu kadar komünal olmak durumundadır. Kapitalist bireyciliğin topluma karşı kışkırtılmış sahte özgür bireyi özünde en derinleştirilmiş köleliği yaşar. Fakat liberal ideoloji öyle bir imaj oluşturur ki, birey sanki toplumda sonsuz özgürlüklere sahiptir. Gerçekte ise, tarihin hiçbir döneminde gerçekleştirilemeyen azami kâr eğilimini gerçekleştirip hegemonik sisteme dönüştüren ücretli emek kölesi birey, köleliğin en geliştirilmiş biçimini temsil eder. Bu tür birey ulus-devletçiliğin acımasız eğitim ve yaşam pratiğinde üretilir. Yaşaması paranın egemenliğine bağlandığı için, ücret sistemi bir köpeğin boynuna takılan tasma gibi kendisini bağlayıp istenilen yöne çevrilmesini sağlar. Çünkü yaşamak için başka çaresi yoktur. Kaçsa, yani işsizliği tercih etse, bu da bir nevi ayakta can çekişmek demektir. Ayrıca kapitalist bireycilik toplumu inkâr temelinde şekillenmiştir. Her türlü tarihsel toplum kültürünü ve geleneğini yadsıdığı oranda kendini gerçekleştireceğini sanır. Liberal ideolojinin en büyük çarpıtması budur. Başlıca sloganı, “Toplum yoktur, birey vardır” biçiminde dile getirilir. Kapitalizm esas olarak toplumu tüketme temeline dayalı hastalıklı bir sistemdir."
Kolektif özgürlük
Özgürlüğün ancak demokratik komünal yaşam içinde gerçekleşebileceğini belirten Abdullah Öcalan, komünün demokratikliği ile politiklik ve özgürlük arasındaki bağı şöyle kuruyor: "Buna karşılık demokratik ulusun bireyi kendi özgürlüğünü toplumun komünalitesinde, yani daha işlevsel küçük topluluklar halindeki yaşamında bulur. Özgür ve demokratik komün veya topluluk, demokratik ulus bireyinin gerçekleştiği temel okuldur. Komünü olmayanın, komünsel yaşamayanın bireyselliği de gerçekleşemez. Komünler son derece çeşitlidir ve toplumsal yaşamın her alanında geçerlidir. Farklılıklarına uygun olarak, birey birden çok komünde, toplulukta yaşamını gerçekleştirebilir. Önemli olan bireyin yeteneklerine, emeğine ve farklılıklarına uygun olarak komünal topluluk içinde yaşamayı bilmesidir. Birey komüne veya bağlı olduğu toplumsal birimlere karşı sorumluluğunu ahlaki olmanın temel ilkesi sayar. Ahlâk topluluğa, komünal yaşama saygı ve bağlılık demektir. Komün veya topluluk da bireylerine sonuna kadar sahip çıkarak onları korur ve yaşatır. Zaten insan toplumunun temel kuruluş ilkesi bu ahlaki sorumluluk ilkesidir. Komünün veya toplulukların demokratik karakteri kolektif özgürlüğü, diğer bir deyişle politik komün veya topluluğu gerçekleştirir. Demokratik olmayan komün veya topluluk politik olamaz. Politik olmayan topluluk veya komün ise özgür olamaz. Komünün demokratikliği, politikliği ve özgürlüğü arasında sıkı bir özdeşlik vardır."
‘Anayasal vatandaşlık’
Demokratik ulusun birey-yurttaş tanımını “anayasal vatandaşlık” çerçevesiyle genişleten Kürt Halk Önderi, statü meselesini şu ifadelerle anlatıyor: "O halde demokratik ulusun ilk temel boyutu, esas aldığı birey ve komünü bağlamında böyle tanımlanmak durumundadır. Demokratik ulus olmanın ilk koşulu bireyin özgür olması ve bu özgürlüğünü bağlı olduğu komün veya toplulukla birlikte demokratik politika temelinde gerçekleştirmesidir. Demokratik ulusun birey-yurttaşı ulus-devletle aynı siyasi çatı altında yaşadığında tanımı biraz daha genişler. Bu durumda ‘anayasal vatandaşlık’ çerçevesinde kendi demokratik ulusunun olduğu kadar ulus-devletin de birey-yurttaşıdır. Burada önem kazanan husus demokratik ulus statüsünün tanınması, yani demokratik özerkliğin ulusal anayasada bir hukuki statü olarak belirlenmesidir. Demokratik ulusal statü iki yönlüdür: Birincisi, kendi içinde demokratik özerklik statüsü, yasası veya anayasasının gerçekleştirilmesini ifade eder. İkincisi, özerklik statüsünün ulusal anayasal statünün bir alt bölümü olarak düzenlenmesidir. Birçok AB ülkesinin, hatta dünya ülkelerinin anayasasında bu yönlerde statü düzenlemeleri mevcuttur."
‘Kendi ulusunun yurttaşı olamamak…’
Kürtlerin demokratik ulus yurttaşlığı meselesini “hak ve görev” ekseninde ele alan Abdullah Öcalan, iki (hatta üçlü) yurttaşlık tartışmasını şöyle açıyor: "Kürtlerin kendi demokratik uluslarının yurttaşı olmaları hem vazgeçilmez hakları hem de görevleridir. Kendi ulusunun yurttaşı olamamak büyük bir yabancılaşmayı ifade eder ve hiçbir gerekçe ile savunulamaz. Burada karşımıza çıkan sorun, egemen ulus-devlet yurttaşlığının ne olacağına ilişkindir. Aslında her iki tür yurttaşlığı iç içe temsil etmek mümkündür. Eğer Kürt sorunu ilgili ülkede demokratik anayasal vatandaşlık statüsü altında bir çözüme kavuşturulursa, iki yurttaşlığı da birlikte taşımak toplumsal gerçekliğe daha uygundur. Hatta eğer Türkiye AB üyesi olsaydı, üçlü yurttaşlık tarifi de mümkün olurdu. Nasıl İspanya’da Katalonya-İspanya-AB yurttaşlığı üçlü bir anlama sahipse, Kürdistan-Türkiye-AB yurttaşlığı da aynı anlama sahip olurdu ve mümkündü."
Komünal yaşam ve demokratik işleyişin ahlaki-politik karakterini hatırlatan Kürt Halk Önderi, bu ilişkiyi şu cümlelerle tamamlıyor: "Komünal yaşamı olmayanın bireyselliğinin de mümkün olmayacağını temel ahlaki bir ilke olarak bilmek ve benimsemek durumundayız. Komün veya topluluk üyesi olmanın aynı zamanda demokratik bir yönü olduğunu daimi olarak göz önünde bulundurmak gerekir. Komün veya topluluk ancak demokratik işleyişle politik, dolayısıyla özgür olabilir. Böylece her komünün veya topluluğun aynı zamanda ahlaki ve politik bir toplum birimi olduğu kavranmış olur."
Hem komünleştirmek hem de demokratikleştirmek
Komün kavramının toplumsal yaşamın tüm alanlarına taşınabileceğini belirten Abdullah Öcalan, komünleşme ile demokratikleşmeyi birlikte ele alarak şöyle anlatıyor: "Komün veya topluluklardan söz ederken, toplumun her alanında işlevsel olan insan gruplarını kastediyoruz. Örneğin komün şartlarını taşıyan bir köy bir komün veya topluluk olduğu gibi, bu tanımı mahalle ve kent düzeyine kadar taşırabiliriz. Bir kooperatif, fabrika, vakıf, dernek ve sivil örgütlenme de komün olabilir. Aynı zamanda demokratik olmaları gerektiği için bunlara demokratik komünal düzen de diyebiliriz. Komünü yaşamın tüm alanlarına, eğitsel, kültürel, sanatsal ve bilimsel alanlara taşımak mümkün olduğu gibi, sosyal ve politik yaşamı da hem komünleştirmek hem de demokratikleştirmek mümkündür. Özgür birey-yurttaş ancak bu demokratik komünal yaşam içinde gerçekleşebilir."







