KCK’den 15 Şubat açıklaması

  • 10:51 12 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıl dönümüne ilişkin açıklama yapan KCK, tüm halkları, “Rêber Apo’ya özgürlük Rojava’ya statü" sloganıyla ayağa kalkmaya çağırdı.
 
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 27. yıl dönümüne dair yazılı açıklama yaptı.  KCK, "Rêber Apo’ya özgürlük Rojava’ya statü" sloganıyla ayağa kalkmaya çağırdı.
 
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: 
 
"Uluslararası komplo Rêber Apo’nun o dönemde Kürt halkının özgürlüğü ve halkların kardeşliği temelinde yaratmak istediği Demokratik Ortadoğu projesine yönelik gerçekleştirilmiştir. Çünkü uluslararası ve bölgesel güçler Kürtlerin egemenlik altına alınması ve soykırıma uğratılmasına dayalı bir Ortadoğu yaratmışlardı. Çıkarlarını böyle bir Ortadoğu’nun sürdürülmesinde görüyorlardı.
Uluslararası güçler işbirlikçileri yoluyla Ortadoğu’yu kontrol ediyorlardı. Rêber Apo halkların kardeşliği ve Kürt sorununun çözümüne dayanan paradigmasıyla Ortadoğu’da işbirlikçiliğe dayanan düzeni sonlandırmayı amaçlıyordu. Çünkü Kürt sorununun çözümü Ortadoğu’da demokratikleşmenin önünü açacaktı. İşbirlikçiliğin zayıflatılması ve demokratikleşmenin önünün açılması hegemon güçlerin bölgedeki ayaklarının kırılması anlamına geliyordu. Bu nedenle uluslararası güçler Ortadoğu hegemonyası konusunda engel gördükleri Rêber Apo’yu ve PKK’yi tasfiye ederek hegemonyalarına yönelik bu tehlikeyi ortadan kaldırmak istemişlerdir. Onlar için işbirlikçiliğe dayalı Ortadoğu düzeninin varlığı önemliydi. Bu uluslararası komplo, demokrasi ve özgürlüğün gelişmesinde maya ve katalizör olan kadın özgürlük çizgisine de yapılmıştır. Çünkü erkek egemenlikli hegemonik güçler kadın kurtuluş ideolojisini kendi erkek egemenlikli sistemleri için büyük tehlike olarak görüyorlardı. Kuşkusuz Kürtler içinde etkili olan PKK’nin etkisini kırmak da temel amaçlarındandı.
Hegemon güçler bu amaçlarına Rêber Apo’yu saf dışı edip, Özgürlük Hareketini tasfiye ederek ulaşmayı planlamışlardı. Bunun için tarihte görülmedik bir biçimde birçok ülkeyi bu komploya katmışlar, Rêber Apo’ya bu dünya üzerinde yer bulamayacağı bir saldırı yürütmüşlerdir. Komplonun böyle yürütülmesi Rêber Apo’nun düşüncesinden, ideolojik ve politik çizgisinden ne kadar korktuklarını da ortaya koymuştur. Rêber Apo böyle bir komployla 15 Şubat 1999’da esaret altına alınmış ve tek kişilik İmralı zindanına konulmuştur.
9 Ekim 1998’de başlatılan ve 15 Şubat 1999’da Rêber Apo’nun esaret altına alınmasına kadar sürdürülen komplo sürecinde Güneşimizi Karartamazsınız eylemleri öncülüğünde halkımız her yerde ayağa kalkmıştır. Bakur, Başur, Rojava ve Rojhilat Kürdistan’da halkımız tüm baskılara karşı direnmiş, uluslararası komploya karşı kendilerini barikat yapmışlardır. Avrupa’daki halkımız hiç oturmamış, komplo süreci ve 15 Şubat sonrası da sürekli ayakta olmuş, komploya karşı direniş ruhunun yaratılmasında önemli rol oynamıştır.
 
Uluslararası komployu yürütenler Rêber Apo’yu esaret altına alarak etkisizleştirmeyi, PKK’yi tasfiye etmeyi, halkımızı Rêber Apo ve PKK’den koparmayı amaçlamışlardı. Ancak Güneşimizi Karartamazsınız direnişinin ruhuyla PKK, Rêber Apo’yla daha fazla bütünleşmiş, halkımız da Rêber Apo ve PKK etrafında kenetlenerek komploculara karşı tarihi bir duruş ortaya koymuştur. Kürt halkının Kürdistan’ın 4 parçasında Önderliğimizi bu düzeyde sahiplenmesi tarihte görülmedik bir örnek olmuştur. O zamanın ABD Dış İşleri Bakanı Madeleine Albright  bu kadar tepki beklemiyorduk, diyerek halkımızın Önderliğe sahiplenme gerçeğini çarpıcı biçimde ifade etmiştir.
 
İnsanlığın ve kadınların özgürlük önderi haline geldi
 
Rêber Apo İmralı esaret koşullarında tarihi komplolar gelişmeleri durdurmaz, hızlandırır, diyerek zindan direnişinin en büyük örneğini ortaya koymuştur. Rêber Apo 27 yıllık zindan direnişiyle daha da güçlenmiş, büyümüş, tüm insanlığın ve kadınların özgürlük önderi haline gelmiştir. Rêber Apo bu 27 yılda Kürt aklını çarpıcı biçimde yaratmıştır. Kapitalist modernite çözümlemesi ve reel sosyalizm eleştirisi üzerinden tüm insanlığın kurtuluşunu sağlayacak demokratik modernite paradigması ve demokratik sosyalizm çizgisini insanlığa armağan etmiştir. Böylece kapitalist modernitenin insanlığa yaşattığı ağır krizler ortamında insanlığa kurtuluş ideolojisini sunmuştur. Bu kurtuluş ideolojisinin bayraktarlığını yaparak önderliğini tüm dünyada yaygınlaştırmıştır. 21. yüzyıl Önderliğin kurtuluş ideolojisiyle insanlığın demokrasiye ve özgürlüğe kavuşacağı yüz yıl olacaktır. Bu yüzyılın yaratılmasında kadın özgürlük mücadelesi de öncü bir rol oynayacaktır.
 
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê saldırısı ikinci uluslararası komplo oldu
 
Bugün komplo geriletilmiş, önemli oranda boşa çıkarılmış, ancak tümden yenilgiye uğratılıp sonlandırılmamıştır. Nitekim 5 Ocak 2026 tarihinde yapılan Paris Anlaşması sonrası, 6 Ocak’ta Halep’in Kürt mahalleleri olan Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’ye saldırı ikinci uluslararası komplo olmuştur. 1998 uluslararası komplosunun başlatıldığı coğrafyada komplo güncellenip saldırıya geçilmiştir. Nasıl ki 15 Şubat 1999 komplosu Önder Apo şahsında Kürt soykırımını gerçekleştirme saldırısı olmuşsa; 6 Ocak’ta başlatılan saldırı da Rêber Apo’nun paradigmasına, öngördüğü demokratik sisteme ve yaratılan kazanımlara yönelik bir saldırı olmuştur. Öte yandan barış ve demokratik toplum sürecini sabote etmeye dönük de bir saldırı olmuştur. Rêber Apo etnik ve dinsel çatışmalarla geri tutulan, yorgun düşürülen Ortadoğu’da demokratik ulusa dayalı bir siyasi ve toplumsal çözümle Ortadoğu’daki bu bitmez tükenmez çatışmalara son vermeyi amaçlamıştır. Rêber Apo’nun bu paradigması Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’de eksik ve yetersizliğiyle de olsa pratikleşerek tüm Ortadoğu için örnek olacak bir demokratik sistem yaratmıştır. Uluslararası güçler ve Türk devletinin desteğiyle Şam’daki geçici iktidar ve bunlara bağlı çeteler Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’ye saldırarak demokratik ulus temelinde Ortadoğu’ya demokratik model olacak demokratik sistemi tasfiyeye yönelmişlerdir. Böylece Kuzey-Doğu Suriye’deki demokratik sisteme darbe vurulmuş, demokratik ulusa dayalı demokratik sistem Rojava Kürdistan sınırlarına çekilmiştir. Böylece Kürtlerin varlığına, özgürlüğüne saldıran ve soykırımını hedefleyen bu komplo 1999 yılında olduğu gibi Ortadoğu’da kurulmak istenen demokratik sisteme de saldırı olmuştur. Demokratikleşmeye saldırı özünde Kürtlerin varlığına ve özgür yaşamına saldırı olduğundan bu uluslararası komplo Kürtlerin varlığına ve bölgedeki tüm kazanımlarına, halkların ortak değerlerine yönelik de bir saldırı olmuştur.
 
Halkımızı ayağa kalkmaya çağırıyoruz
 
Kürt halkı 9 Ekim 1998’de başlayan uluslararası komploya karşı komplonun uğursuz amaçlarını görerek nasıl ki Kürdistan’ın 4 parçası ve yurt dışında ayağa kalkmışsa; bu komplonun da Kürt varlığına, özgür ve demokratik yaşamına bir saldırı olduğu bilinciyle her yerde ayağa kalkmıştır. 1999 yılındaki komploya karşı gösterdiği tepkinin bir benzerini Rojava Kürdistan’a sahiplenme serhildanlarında da göstermiştir. Bu sahiplenme aynı zamanda Rêber Apo’nun paradigmasına, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamına sahiplenme olmuştur. Onlarca yıldır mücadele ile yaratılan Kürdistan’ın 4 parçasında elde edilen kazanımlara sahiplenmedir. Çünkü Rojava şahsında tüm Kürt halkına ve kazanımlarına saldırı olduğu görülmüştür. Rojava’yı sahiplenme 1999 yılında gerçekleştirilen Rêber Apo’ya ve PKK’ye yönelik sahiplenmenin daha kapsamlı gerçekleşmesi olmuştur. Şêxmeqsûd, Eşrefiye, Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye’ye karşı yürütülen saldırı Ortadoğu’nun demokratikleşmesine ve Kürt halkının özgürlüğüne yönelik bir komplo olmuştur. Bu komploya karşı ayağa kalkan Kürdistan’ın her parçasındaki halkımızı ve demokrasi güçlerini kutluyoruz. Komplonun sürdürüldüğü bilinciyle bu sahiplenme sürdürülmeli, komplonun amacı tamamen boşa çıkarılmalıdır.
 
Uluslararası komplonun 27. yıl dönümünde tüm halkımızı ve halklarımızı Rêber Apo’ya özgürlük Rojava’ya statü sloganıyla ayağa kalkmaya çağırıyor; komploya karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğimiz, Rêber Apo’ya ve Kürdistan’a özgürlük amacımızı gerçekleştireceğimiz sözümüzü yineliyoruz.”