‘Komploya verilecek cevap komün inşası’
- 09:04 14 Şubat 2026
- Güncel
Rozerin Gültekin
WAN- Uluslararası Komplo ve Rojava’ya saldırılarla birlikte güncellenen komployu değerlendiren TJA Aktivisti Neslihan Şedal, “Bu sürece verilebilecek en güçlü cevap ve en önemli ayağı komünal yaşamı örgütleyebilmek. Bunun için kadın komünlerinin inşa edilmesi gerekiyor. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadan herkesin bu sürecin içerisinde sözünü kurabildiği, irade olabildiği, kendi yereline dair söz hakkı sahibi olabildiği, politika üretebildiği bir yerden örgütlemek gerekiyor” dedi.
15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslararası komplo sonucu, PKK lideri Abdullah Öcalan kaçırılarak Türkiye’ye getirildi ve o günden bu yana İmralı Adası’nda tecrit koşulları altında tutuluyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 27 Şubat tarihinde, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısını gerçekleştirerek barışın inşası için adım atmasına rağmen devlet tarafından hala adım atılmamasından dolayı tecrit koşulları hala devam ediyor. Kürt halkını iradesizleştirmek için gerçekleştirilen komploya karşı Kürt kadınlar kendini örgütleyerek, dönüştürerek “Jin jiyan azadî” felsefesi ile komploya cevap oldu.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti ve yerine kayyım atanarak görevinden alınan Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Neslihan Şedal, komploya ve kadınların geliştirdiği mücadele dair değerlendirmelerde bulundu.
“Kürt halkının başta da kadınların, paradigmaya, önderliğe sahip çıkması ve mücadelenin gün geçtikçe kendini büyütmesi, milyonlara varan mücadele gerçekliği, komployu boşa çıkaran bir gerçekliği de ortaya koymuş oldu.”
* Kürt kadın mücadelesi yürüten kadınlar olarak 27’nci yılı geride bırakan 15 Şubat uluslararası komployu nasıl değerlendiriyorsunuz? Komplo ile amaçlanan neydi ?
27’nci yılı geride bırakan komployu 9 Ekim'le başlayıp 15 Şubat'a kadar varan süreç olarak ele almak eksik kalabilir. Çünkü arka perdesinde çok derin bir hazırlığın, uzun süreli bir komplo gerçekliğinin olduğunu ifade etmek gerekir. Kürt halkının Orta Doğu'daki varlığı, Orta Doğu'da nasıl bir öneme sahip olduğu meselesi elbette ki uluslararası güçler ve Orta Doğu'yu dizayn etmek isteyen güçler açısından da önemli bir noktaydı. Dört parça Kürdistan'da birbirinden ayırmak istenilen Kürtlük gerçekliğinin kolektif önderlik etrafında birleşmeye başladığı tehlikesine karşı uluslararası komplo gerçekliği ortaya konuldu.
Paradigmayı hedef alan komplo boşa düşürüldü
Önderliğin ortaya koyduğu demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma çok önemli. Halkların ortak yaşayabileceği, halkların kendi sözüyle, iradesiyle, kimlikleriyle ve yerellerinde irade olabileceği ve Kürt halkının 100 yıldır karşı karşıya kalmış olduğu imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı artık demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bir yaşamı halklarla birlikte gerçekleştireceği bir yaşam modelini ortaya koyuyor. Bu yaşam modelinin en önemli yanı ise elbette ki kadın özgürlükçü yanı olmasıydı. Esasında bütün toplumsal çelişkilerin bütün toplumsal sorunların kadın özgürlük sorunuyla başladığını, kadın ve erkek arasında yaratılan çelişkilerle bağlantılı olduğunu ifade ediyordu. Bu paradigmaya öncülük eden de kadınlardı. Dolayısıyla bu paradigma kapitalist modernite güçlerinin, ortaya koyduğu modele karşı bir alternatif oluşturuyordu. Bunun öncülüğünü yapan önderliği uluslararası bir komployla tutsak etmek ve Türkiye'ye teslim etmek üzerinden bir yola başvurdular. Ancak Kürt halkının başta da kadınların, paradigmaya, önderliğe sahip çıkması ve mücadelenin gün geçtikçe kendini büyütmesi, milyonlara varan mücadele gerçekliği, komployu boşa çıkaran bir gerçekliği de ortaya koymuş oldu.
“Barış ve Demokratik Toplum çağrısının toplumsallaşması için kapsamlı bir kadın örgütlenmesi yürütülüyor. Kadınların hem önderliği sahiplenmesi hem de komployu boşa çıkarma noktasında çok güçlü bir örgütlenme seferberliği başlattığını ifade edebilirim.”
* Kadınlar 27 yıldır komploya karşı nasıl bir mücadele yürütüyor?
Uluslararası komplonun yıldönümünde kadınların o günden bugüne Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın etrafında büyük bir kenetlenme ortaya koyduğu gerçekliğinin altını çizmek gerekiyor. Kadınlar, önderlik şahsında derinleştirilmek istenen tecridin ve tutsaklık halinin doğrudan kadının özgürlük sorunuyla bağlantılı olduğunu hep ifade etti. Kadınlar, önderliğin özgürlüğünü her zaman kendi özgürlüğü olduğunu ifade eden bir mücadele gerçekliği de ortaya koydu. Kürt özgürlük hareketi ortaya çıktığı zaman en derin çelişkileri yaşayan kadınlar, hem ulusal bilincin hem de cins bilincinin gelişmesiyle birlikte kadın mücadele içerisinde yer almaya başladılar. Toplum içerisinde iradesizleştirilen, yok olmayla karşı karşıya bırakılan, sözünün neredeyse hiçbir kıymetinin olmadığı, hiçbir şekilde irade olarak görülmeyen bir cinse ‘hayır siz bu hareketin öncüsüsünüz, yaşamın özüsünüz, irade olabilmenizle bu toplumsal sorunlar çözülür’ diyen bir hareket gerçekliği söz konusuydu.
Kadınlar öncülüğünde birçok eylem gerçekleştirildi
‘Güneşimiz karartamazsınız’ ile başlayan ve en son ‘Umutla özgürlüğe yürüyoruz’ eylemine kadar; kadınlar birçok kez önderlik için birçok kampanya ve çalışma yürüttü. Tecridin en derinleştiği yerde kadınlar öncülüğünde açlık grevleri, ölüm oruçları başladı. Daha güçlü ayaklanan, örgütlenen bir mücadele gerçekliği içerisine girdiler. Kadın özgürleşmeden toplum özgürleşemez tespiti etrafında örgütlenen bir kadın gerçekliği söz konusu. Dolayısıyla yaşamın hangi alanından silinmek istenmişse, yaşamın hangi alanından koparılmak istenmişse tam da orada irade olmaya çalışan, orada sözünü kurmaya çalışan, öz savunmasını geliştiren, politikasını, bilimini üreten bir gerçeklik söz konusu. Kadının bilgisini toplumla buluşturmaya çalışan, bunu toplumun bilimi haline getirmeye çalışan ve yönetimsel mekanizmalarda eşit temsiliyetle birlikte söz kurmaya, politika üretmeye çalışan, savunma birliklerini oluşturan, öz savunmasını hayata geçirmeye çalışan bir gerçeklikle daha güçlü örgütlenen ve komploya örgütlenerek cevap vermeye çalışan bir gerçeklik söz konusu. Şimdi de Barış ve Demokratik Toplum çağrısının toplumsallaşması için kapsamlı bir kadın örgütlenmesi yürütülüyor. Kadınların hem önderliği sahiplenmesi hem de komployu boşa çıkarma noktasında çok güçlü bir örgütlenme seferberliği başlattığını ifade edebilirim.
“Rojava'da bir kadın savaşçının örüğünün kesilmesiyle kadınlara verilmek istenen mesaja karşı kadınlar ‘Jin jiyan azadî’ felsefesiyle karşılık verdi ve direnişini yükseltti.”
* Kadınların mücadelesini büyüttüğü “Jin jiyan azadî” felsefesi kadın mücadelesinde neyi ortaya çıkardı ?
Önderlik, değerlendirmelerinde kadının yaşamla bağının, özgürlükle bağının çok güçlü olduğunu hep ifade ediyor. Bu noktada kadının yaşamla, özgürlükle olan bağlantısını “Jin jiyan azadî” ile felsefeye dönüştürdü ve dünya her yerine yayılan yaşam felsefesine oldu. Bu yaşam felsefesi etrafında sınırları aşan, evrenselleşen bir kadın mücadelesi ortaya çıkıyor. Biz bunu Rojava direnişinde gördük. “Jin jiyan azadî” felsefesi etrafında enternasyonal bir kadın mücadelesi de ortaya çıktı. Bundan sonra nerede bir kapitalist modernite güçlerinin saldırıları gerçekleşirse orada ‘”Jin jiyan azadî” sesi yükselmeye başladı. Rojava'da ki kadınların öncülüğünde gerçekleşen direniş dünya kadınlarına, halklarına feyz oldu. Rojava'da bir kadın savaşçının örüğünün kesilmesiyle kadınlara verilmek istenen mesaja karşı kadınlar “Jin jiyan azadî” felsefesiyle karşılık verdi ve direnişini yükseltti. Biz de yerel yönetimler alanı olarak belediyelerimizin binalarına ‘Jin Jiyan Azadi’ yazısının ve kadınların örüklerinin olduğu bir pankart asmıştık. Rojhilatta şeriatçıları, Rojava'da çeteleri rahatsız eden ‘Jin Jiyan Azadi’ felsefesi burda da aynı zihniyeti rahatsız ediyor. ‘Jin jiyan Azadi’ felsefesini kadınların komploya karşı özsavunması olarak değerlendirmek yerinde.
“Başta kadınların, gençlerin, 7’den 70'e herkesin sokaklarda Rojava'ya sahip çıkmış ikinci komployu da boşa çıkarmış oldu. Başta kadınlar olmak üzere bütün halklar ve Kürt halkının geliştirilen paradigmaya sahip çıkmasıyla 2’nci bir uluslararası komplonun önüne de geçmiş oldu.”
* Halkların komploya ve kapitalist moderniteye karşı mücadelesi sürerken Rojava şahsında 2’nci uluslararası komplo girişimi gerçekleştirildi. 2’nci komployu nasıl ele almak gerekiyor ?
İkinci güncellenmiş, yeni kılıflar giydirilmek istenmiş bir uluslararası komplo Rojava şahsında gelişti. Aynı aktörlerin bir araya gelerek yeniden Orta Doğu'yu dizayn etmeye çalıştığı, Kürt halkını Orta Doğu'da özne olmaktan çıkarmak ve Kürtsüzleştirmek üzerine yeni bir planı devreye sokmak istediklerini görebildik. Ancak masada oluşturulmak istenilen planların başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere kadınlar ve Kürt halkı tarafından nasıl boşa çıkarıldığını da çok net görebildik. Bunun önceki komplodan da çok farklı, bağlantısız olmadığını çözümleyebiliyoruz. Çünkü yine hedef alınmak istenen önderlik, önderliğin kadın özgürlükçü, demokratik ulus paradigmasıydı. Orta Doğu'nun tarihsel gerçekliğini, halklarının yıllarca birlikte nasıl yaşadığının tanımını güçlü koymak gerekiyor. Bu noktada önderlik, Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’nda dualizmden bahseder. Orta Doğu'da, yıkıcı bir dualizmin değil tam aksine dualizmin esasında yapıcı olduğunu, halkların birbirini var ettiği sözü üzerinden tanımlıyor. Kapitalist modernite güçlerinin burada yapmak istediği şey ise birbirine anlam veren, zenginleştiren, anlayışa karşı yıkıcı bir güç oluşturmak. Bu paramiliter güçleri son dönemlerde devletleştirmeye çalışan, devlet sahibi ve yönetim sahibi haline getirmeye çalışan bir akılla Orta Doğu tamamen bir karmaşaya dönüştürülmek isteniyor. 100 yıl boyunca ulus devlet aklıyla şekillendirmek istediler ama 100 yıldır halklar bu ulus devlet aklına karşı savaşıyor.
Paradigma sahiplenilerek 2’nci komploda boşa düşürüldü
Dolayısıyla birlikte yaşam modelini ve paradigmasını geliştiren önderliğin bu yaşam modeline karşı bir komplo girişimiydi. Her dört parça Kürdistan başta olmak üzere diğer yerlerde bulunan Kürtlerin önderlik etrafındaki kenetlenmesinin ortaya koymuş olduğu irade ve güce karşı bir komplo olduğunu çok net ifade etmek gerekiyor. Son zamanlarda hem önderliğe karşı hem önderlik paradigmasının toplum içerisinde tartışmaya açmaya dönük de çok ciddi saldırılar ve özel savaş politikaları da yürütülüyor. Ancak başta kadınların, gençlerin, 7’den 70'e herkesin sokaklarda Rojava'ya sahip çıkmış ikinci komployu da boşa çıkarmış oldu. Başta kadınlar olmak üzere bütün halklar ve Kürt halkının geliştirilen paradigmaya sahip çıkmasıyla 2’nci bir uluslararası komplonun önüne de geçmiş oldu.
“Rojava'da gelinen aşamada ve mutabakata varılması noktasında İmralı heyetinin yapmış olduğu bir açıklama vardı. Bu mutabakatın sağlanması noktasında önderliğin rolünün çok güçlü olduğu. Bütün rolünü oynayabilmesi, fiziki özgürlüğünün sağlanması ve daha adil bir koşulda çalışabilmesinin önünün açılması gerekiyor.”
* Bu paradigmanın önderi Abdullah Öcalan hala İmralı’da fiziki özgürlüğü sağlanabilmiş değil. Kadınlar olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki taraf arasında bir barış durumu söz konusuysa koşulların da eşit olması gerekir. Bir taraf bütün imkanları elindeyken diğer tarafın ağır bir tecrit koşulu altında olması bu sürecin sağlıklı yürüyemeyeceğini hep ifade ettik. Rojava'da gelinen aşamadaki önderliğin rolü ve bundan sonraki süreçlerde gelişebilecek gelişmelerdeki rolünün çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Hiçbir zaman savaş ve çatışmanın olmaması gerektiği, barışın inşa edilmesi gerektiği, savaşın kazananının olmadığını, barışın, demokrasinin, özgürlüklerin inşa edilebilmesi noktasındaki gayretinin bütün dünya bunun farkında ve hepimiz bunun şahitliğini de yapıyoruz.
Umut hakkı uygulanmalı fiziki özgürlük sağlanmalı
Rojava'da gelinen aşamada ve mutabakata varılması noktasında İmralı heyetinin yapmış olduğu bir açıklama vardı. Bu mutabakatın sağlanması noktasında önderliğin rolünün çok güçlü olduğu. Bütün rolünü oynayabilmesi, fiziki özgürlüğünün sağlanması ve daha adil bir koşulda çalışabilmesinin önünün açılması gerekiyor. Önderliğin savundukları, ortaya koymuş olduğu paradigma ve tıkanıklığını gideren stratejiler ortaya koymuş olması büyük bir hakikat olarak da görünüyor. Barışın tesis edilebilmesi için önderlik Türkiye, Orta Doğu ve dünya açısından çok büyük bir şans. Önderliğin deneyimlerinden yararlanılması gerekiyor. Bir an önce umut hakkının uygulanması ve önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanması gerektiğini belirtmek gerekiyor.
“Bu sürece verilebilecek en güçlü cevap ve en önemli ayağı komünal yaşamı örgütleyebilmek. Bunun için kadın komünlerinin inşa edilmesi gerekiyor. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadan herkesin bu sürecin içerisinde sözünü kurabildiği, irade olabildiği, kendi yereline dair söz hakkı sahibi olabildiği, politika üretebildiği bir yerden örgütlemek gerekiyor.”
* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için kadınlar bundan sonraki süreçte nasıl bir rol almalı ?
Uzun bir dönemdir önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanabilmesi noktasında sürekli eylem halinde olan mücadele eden ve direnen bir kadın mücadelesi gerçekliği var. Kadınlar Barış ve Demokratik Toplum çağrısının toplumsallaşabilmesinin de mücadelesini veriyorlar. Çünkü önderlik Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı aynı zamanda kadınlar için bir rönesanstır demişti. Biz bu sürecin öncü gücü olabilme, noktasında daha güçlü bir örgütlülüğü de önümüze bırakmamız gerektiğinin farkındayız. Barışın kalıcı bir şekilde tesis edilebilmesi ve toplumun demokratikleşebilmesi için elbette ki biz kadınlar olarak da önümüzde çok ciddi bir örgütlenme gerçekliği duruyor. Dolayısıyla bu sürece verilebilecek en güçlü cevap ve en önemli ayağı komünal yaşamı örgütleyebilmek. Bunun için kadın komünlerinin inşa edilmesi gerekiyor. Hiç kimseyi dışarıda bırakmadan herkesin bu sürecin içerisinde sözünü kurabildiği, irade olabildiği, kendi yereline dair söz hakkı sahibi olabildiği, politika üretebildiği bir yerden örgütlemek gerekiyor. Komünal yaşam hakikaten toplumumuzun içerisinde hiç olmayan bir şey değil toplumun özünde olan hala toplumun bunu yaşatmak için direndiği bir gerçekliği ifade ediyor. Nerede politika üretmemiz engelleniyorsa orada politika üretebileceğimiz komünler inşa edebilmeliyiz. Komünal yaşam ruhuyla barışı da demokratik toplumu da elbette ki inşa edeceğiz. Önderliğin fiziki özgürlüğünün sağlanabilmesi için önderliğin paradigması etrafında güçlü kenetlenmek, mücadelemizi güçlü bir yerden örmek, direnmek gerekir.







