Komploya karşı alanlara çıkanlar: Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmalı

  • 12:27 16 Şubat 2026
  • Güncel
İSTANBUL  - 15 Şubat uluslararası komplosunun yıl dönümüne ilişkin İstanbul’da bir araya gelen kadınlar, çözümün anahtarının İmralı olduğunu vurgulayarak, AİHM kararlarının uygulanması ve "Umut Hakkı"nın tanınması çağrısında bulundu.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat uluslararası komplosunun 28’nci yıl dönümünde kadınlar, tecrit politikalarına ve demokratik çözüm yollarının tıkanmasına karşı seslerini yükseltti. İstanbul’da mikrofonumuza konuşan kadınlar, barışın anahtarının İmralı’da olduğunu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün tüm halkların geleceği için elzem olduğunu belirtti.
 
‘Savaşın kimseye  faydası yok’
 
15 Şubat komplosunun yıl dönümüne dikkat çeken Zübeyde İnce, Ortadoğu ve Türkiye’deki kaosun aşılması için mutlak bir iradeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Devlet Bahçeli’nin çağrılarına atıfta bulunan Zübeyde İnce, kamuoyuna verdikleri sözleri tutmadıklarına dikkat çekti. Barışın bir “söylem” olmaktan çıkarılıp “pratiğe” dökülmesi gerektiğini ifade eden Zübeyde İnce, şunları söyledi: “Yani halk bir samimiyet bekliyor. Eğer bir barış çağrısı varsa, bu barış çağrısı gerçek olmalıdır; samimi olmalıdır. Herkes verdiği sözün arkasında kalmalıdır. Biz çocuktuk, ilkokuldaydık; bizim anadilimiz yasaktı. Bizim kendi köyümüzde Kürtçe yasaktı. Neden bugün insanlar okulunu, işini, ailesini bırakıp dağlara çıktıysa, bunun zeminini hazırlayanlar kendilerini sorgulamalı. Hiç kimse rahatlıktan kaçmaz. Neden bu öğrenciler okullarını bıraktı, dağlara çıktılar? Neden yıllarca insanlar dağlardadır? Neden binlerce insan zindanlardadır? Savaş kime ne getirdi? Savaşın hiç kimseye faydası olmaz. Barışın kaybedeni, savaşın kazananı olmaz. Sayın Bahçeli dedi ki: ‘Abdullah Öcalan gelsin, HDP’nin/DEM Parti’nin Meclis grubunda konuşsun.’ Bunun üzerinden neredeyse bir yıl geçiyor. Hani nerede? Niye bu sözler tutulmuyor? ‘Umut hakkı verilsin’ diyorlar; hani nerede? Bu ülkeye yazık, bu gençlere yazık; ülkede yaşayan herkese yazık. Bu savaşın hiç kimseye yararı olmaz. Sansürün, tehdidin, baskının da hiç kimseye faydası olmaz.”
 
AİHM kararları
 
Kürt halkına yönelik on yıllardır sürdürülen inkâr ve asimilasyon politikalarına tepki gösteren Zübeyde İnce, çocukluktan itibaren dayatılan yasakların toplumsal kırılmaya yol açtığını vurguladı. Zübeyde İnce, Koçgiri’den örnekler vererek yaptığı değerlendirmede son olarak şunları paylaştı:“Konuşuyorum; doğruyu mu konuşuyorum? Halk karar versin. Halk en büyük güçtür. Halk doğruyu ister, halk haklıyı ister. Ama biz de varız; Kürt’üz, bir gerçeğiz. Ben kendim Koçgiriliyim. Benim annem Türkçe bilmiyor. Bana zorla Türklük dayatılarak ben Türk olmam. Birine de zorla Kürtlük dayatsalar, o zorla Kürt olmaz. Herkesin kendi diliyle konuşmasının kime ne zararı var? Sen bir kargaya bülbül gibi öt diyemezsin. Karga karga gibi öter, bülbül bülbül gibi öter. Buradan da bu ülkede yaşayan herkese çağrı yapıyorum: Gerçekten savaşın kimseye getirisi olmaz; inkârın kimseye getirisi olmaz; zulmün kimseye getirisi olmaz. Biz alanlarda hakikati savunurken bizi gözaltına alıyorlar. Söyleyenleri değil; ülkeyi soyguna çevirenleri, ülkeyi çeteleştirmeye götürenleri, ülkeyi uyuşturucu tacirlerinin eline bırakanları sorgulayın. Derhal umut hakkı sağlansın, derhal AİHM kararları uygulansın. Sayın Demirtaş’ın, bizim arkadaşların, binlerce siyasi tutsağın haklı olduğunu halk zaten biliyor. Sizin verdiğiniz AİHM kararının bir yaptırımı yoksa, o zaman orayı kapatın gitsin. Neden AİHM var?”
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci
 
Kürt Halk Önderi’nin 27 yıldır tecrit altında olduğunu vurgulayan Hülya Güler, hem Kürt halkının hem de Kürt halkının dostlarının Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü talep ettiğini belirtti. Hülya Güler şöyle konuştu: “Bizler artık Önderimizi görmek istiyoruz. Bu sürecin ilerleyebilmesi için Önderliğin fiziki özgürlüğü bir an önce sağlanmalıdır. Biz 27 yıl önce de söyledik, bugün de söylüyoruz: Önderlik özgür olmalıdır. Onun özgürlüğü hepimizin özgürlüğüdür. Yüz yıldan sonra, savaş ve çatışmalardan kaynaklı Kürt halkı dört parça Kürdistan’da birlik oldu. Aynı şekilde Önderliğin özgürlüğü için de birlik olunması gerekiyor. Önderliğin elini güçlendirmek için alanlarda mücadele etmeliyiz. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için, barıştan yanaysalar, Önderliğin özgür koşullarda çalışır hale gelmesi gerekiyor.”
 
Fiziki özgürlük talebi
 
Sevgi Yılmaz ise şunları dile getirdi: “15 Şubat komplosunu lanetliyor ve kınıyoruz. Biz Önderimizin özgürlüğünü istiyoruz. Artık yeter. Önderimiz bir şey yapmamış; ölü bir halkı uyandırmıştır. Önderimiz cezaevine layık değil. Önderlik özgürlüğüne ve kendi halkına kavuşmalıdır. Biz ne için buradayız? Önderimiz için buradayız ve son nefesimize kadar da direneceğiz. Öncelikle Önderimizin fiziki özgürlüğünü talep ediyoruz. Bizim Önderimize güvenimiz sonsuzdur. Önderlik hakkında atıp tutanlar var; kimse onları dinlemesin. Sadece Önderliğe ve sürece güvensinler. Herkes Önderliğe sahip çıkmalıdır.”
 
‘Önderlik özgürleşmeden kimse özgürleşmez’
 
Emine Aslan, 15 Şubat’ı Kürt halkının kara günü olarak nitelendirerek, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün bir an önce sağlanması gerektiğini söyledi. Barış ve Demokratik Toplum sürecini anımsatan Emine Aslan, şöyle konuştu: “Başlatılan bir süreç var. Bu sürecin başarıya ulaşabilmesi için herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Barışı, özgürlüğü ve eşitliği herkes için istiyorum. Tam da bu noktada Önderliğin fiziki özgürlüğü çok önemlidir. Fiziki özgürlük, başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların geleceği için çok önemlidir. Önderlik özgürleşmeden hiçbirimiz özgür olamayız. Halklar Önderliğe sahip çıkmalıdır.”
 
Birlik vurgusu
 
Hanım Deniz, şunları söyledi: “Biz bu kara günü lanetliyoruz. Önderlik özgür olmadan hiçbir Kürt özgür olmaz. Biz her gün sokaklarda barışı haykırıyoruz; devlete elimizi uzatıyoruz ancak elimiz her daim havada kalıyor. Önderliğimiz bir an önce özgürlüğüne kavuşmalıdır. Süreçten beklentilerimiz var. Cezaevlerinde bulunan bütün tutsakların serbest bırakılması gerekiyor. Binlerce gencimiz bu uğurda yaşamını yitirdi. Onlarca gencimiz hâlâ cezaevinde. Önderimiz ve tutsaklarımız özgür olmadığı sürece hiçbirimiz özgür olamayız.”