Ankara Üniversitesi'nde İlayda Zorlu için eylem
- 14:17 24 Nisan 2026
- Güncel
ANKARA - Üniversite öğrencilerinin şüpheli şekilde yaşamını yitiren İlayda Zorlu için yaptığı açıklamada, "İlayda, devletin yarattığı ve beslediği şiddet düzeni içinde, devlet eliyle katledilmiştir" denildi.
8 Mart kadın yürüyüşüne katıldığı gerekçesiyle polisler tarafından ailesi aranmış ve arkadaşlarına babası tarafından şiddete uğrayacağını bildirdikten sonra 17 Nisan'da Hatay'da şüpheli şekilde yaşamını yitiren üniversite öğrencisi İlayda Zorlu için Ankara Üniversitesi öğrencileri, "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz" çağrısıyla, Ankara Üniversitesi Rektörlük önüne yürüyüş gerçekleştirdi. Yapılan eylemde "İlayda Zorlu isyanımızdır" pankartı taşınırken, “İlayda Zorlu isyanımızdır”, "Bir kişi daha eksilmeyeceğiz" ve "İlayda'nın hesabı sorulacak" sloganları atıldı.
‘Hesabını bir bir soracağız’
Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğrencisi İlayda Zorlu’nun 17 Nisan’da katledildiği belirtilen açıklamada, “İlayda, mücadele eden bir üniversiteliydi. Parasız eğitim hakkını savunuyordu, çünkü geçinemediği için onlarca sıra arkadaşı intihar etmişti. Genç bir kadın olarak kadın cinayetlerine karşı susup oturmayı değil mücadele etmeyi tercih etmişti. Kısacası İlayda Zorlu, bizim aynı sıraları paylaştığımız, aynı mücadele içerisinde yer aldığımız; memleketin her yerindeki hak gaspına karşı çıkan, özgürlüğümüz ve geleceğimiz için çabalayan bir arkadaşımızdı” denildi.
‘Devletin baskısı İlayda’nın ölümüne yol açmıştır’
İlayda Zorlu’nun vize sınavları bittikten sonra Hatay’a aile evine gittiği hatırlatılan açıklamada, 17 Nisan’da İlayda Zorlu’nun arkadaşlarına ulaşarak babasının eve gelince ona şiddet uygulayacağını söylediği anımsatıldı. Açıklamada, “Sebebi neydi? Sebebi, polis olan babası polis tarafından aranarak ‘Kızınız yasadışı eylemlere katılıyor, terör örgütüne üye, iki güne dağa kaçırırlar’ demiş olması. Polis, 18 yaşına gelmiş bir kadının babasını arayarak, şikayet etmiş ve aile içi şiddeti, baskı ve tehdidi tetiklemiştir. 17 Nisan günü gecesinde Hatay'ın yerel basınında İlayda’nın, polis babasının beylik tabancasıyla göğsünden vurarak intihar ettiği söylenmiştir. Devletin bu baskı ve denetim zinciri, İlayda’nın yaşamdan koparılmasına giden süreci yaratmıştır, İlayda’nın ölümüne yol açmıştır” diye kaydedildi.
‘İlayda’nın katilleri belli’
İlayda Zorlu’nun sadece 8 Mart kadın yürüyüşüne ve katledilen gençler için yapılan eylemlere katıldığı ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bizler ANKÜ öğrencileri olarak bugüne kadar bas bas bağırdık. Bakanlık önlerinde, mecliste, sokak eylemlerinde, basın toplantılarında bir bir anlattık. Dedik ki, bu baskı politikalarınız daha 20'li yaşlardaki gençlerin ölümüne sebep olacak. Sizin kutsal aileleriniz bize baskıdan, denetimden başka bir şey sunmuyor dedik. Bu yapılan yasal mı diye sorduk, ‘güvenli aile, güvenli gelecek’ çalışması kapsamında yapıyoruz diye cevap verdiniz. Ve bugüne geldik. Bugün sizin, ‘geleceğimiz’ için güçlendiriyoruz dediğiniz aileleriniz, bir arkadaşımızın hayatına mal oldu. Gençleri bir bir katlederek mi gelecek inşa etmek istiyorsunuz? Yapamazsınız. Devletin yetemediği yerde ailelerimiz üzerinden mi baskı kurmaya çalışıyorsunuz?. Açık açık söylüyoruz: İlayda’nın katilleri, bu cinayetin sorumluları belli. Üstünü kapatmaya mı çalışacaksınız? Yapamayacaksınız.”
‘İlayda devlet eliyle katledildi’
Açıklamanın devamında, “İlayda, devletin yarattığı ve beslediği şiddet düzeni içinde, devlet eliyle katledilmiştir. Bugün Türkiye’de iktidar, yalnızca toplumsal muhalefeti bastırmayı değil; aynı zamanda geleceği temsil eden gençliği denetim altına almayı, dönüştürmeyi ve itaatkâr hale getirmeyi hedeflemektedir. Bugün Türkiye’de üniversiteliler; yalnızca eğitim hakkını savunduğu, yalnızca eşitlik talep ettiği, yalnızca geleceksizliğe itiraz ettiği için sistematik olarak hedef haline getirilmektedir. Gençliğin en meşru talepleri dahi ‘suç’ olarak yaftalamakta, mücadele eden öğrenciler açıkça fişlenmekte, polis eliyle aileler aranarak gençler hakkında asılsız ithamlarda bulunulmaktadır. Bu politikalar tesadüfi değildir; bilinçli bir pasifikasyon stratejisidir” denildi.
'İlayda Zorlu için yapılan eylemler suç sayıldı'
"Ne yaptığımız için suçluyuz biliyor musunuz?" diye sorulan açıklamada, "Sıra arkadaşları olarak İlayda’yı unutturmamak için katiller hesap versin dediği için sokaklarda bulunduğumuz için. İstanbul’da ‘İlayda’nın katillerinden hesap soracağız. Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ demek suç sayıldı. Sokağa çıkan 100’ü aşkın kişiden 79’u işkenceyle, darp edilerek gözaltına alındı. Arkadaşlarımızın işkence beyanları zapta geçirilmedi, ifadeleri dahi alınmadı. Hiçbir gerekçe gösterilmeden arkadaşlarımız saatlerce Emniyet içerisinde bekletildi, avukatlar içeri alınmadı. Emniyet, uyguladığı keyfi işkenceyi ‘onlar kendi kafalarını camlara vuruyorlar’ diyerek yalanlar savurdu. Arkadaşlarımız gözaltı aracı içerisinde resmen kaçırıldı. 24 saatten fazla süre 79 kişiden hiçbir şekilde haber alınamadı. Polis şiddetinden ötürü ciddi sağlık sorunları yaşayan arkadaşlarımız travma riskleri olmasına rağmen zamanında hastaneye götürülmedi. İfşa ediyoruz: İstanbul Emniyeti’nin süreç içerisindeki tutumu tamamen hukuksuz ve keyfidir. İki arkadaşımızın tutuklanmasının, gözaltıların hiçbir dayanağı yoktur. Bizler bu cinayeti unutmayacağız. İlayda’yı unutturmayacağız, intihar denilerek üstünün kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Hiçbir arkadaşımızın mücadele ettiği için devletin sistematik baskısına maruz kalmasına sessiz kalmayacağız.”







