Rojin Kabaiş dosyası: ‘Boğuldu’ denildi akciğerinde su tespit edilmedi
- 09:02 27 Eylül 2026
- Güncel
Rabia Önver
WAN - Rojin Kabaiş dosyasına dair konuşan Star Kadın Derneği üyesi Ömür Çiftçi, “Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi akciğerinde su tespit edilmediği için diatom testine başvuru yaptı. Henüz bundan da bir geri dönüş olmadığını görüyoruz” diyerek hakikat ortaya çıkana kadar dosyanın takipçisi olacaklarını vurguladı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in 27 Eylül 2024’te kaybolmasının ardından 15 Ekim’de cenazesinin bulunmasıyla şüpheli ölümüne ilişkin Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sürüyor.
Yazı dizimizin son bölümünde, Star Kadın Derneği üyesi Ömür Çiftçi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün üzerinde geçen iki yılı değerlendirdi.
Aradan geçen iki yılda “Rojin’e ne oldu?” sorusunun ilk günkü tazeliğini koruduğunu ifade eden Ömür Çiftçi, bu sorunun cevapsız kalmasının başlı başına bir sorun olduğunu söyledi. Ömür Çiftçi, “Çünkü burada yalnızca genç bir kadının ölümünü tartışmıyoruz. Bir soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü, devletin kadının yaşam hakkı üzerindeki sorumluluğunu tartışıyoruz. Aradan geçen iki yıla rağmen kamuoyunun temel soruları bile hâlâ cevapsız kalıyor. Son dönemde de kaybolduğu saatlere ilişkin görüntüler, yazışmalar ve DNA bulguları ortaya çıkmaya devam ediyor” sözlerini kullandı.
‘Dosya failin bulunmasına indirgenemez’
Rojin Kabaiş dosyasında adaletin yalnızca failin bulunmasına indirgenmemesi gerektiğini belirten Ömür Çiftçi, olayın nasıl gerçekleştiğinin, delillerin hangi koşullarda ortaya çıkarıldığının ve soruşturma sürecinde nasıl değerlendirildiğinin bütünlüklü biçimde ele alınması, soruşturmanın da tüm yönleriyle şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ömür Çiftçi, “Burada yalnızca bir kadının ölümünü tartışmıyoruz. Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyaları birebir aynı değil. Ancak iki dosyanın ortaklaştığı çok önemli noktalar var. Öncelikle ailelerin ve kadın örgütlerinin uzunca bir süredir etkin, özenli ve bütünlüklü bir soruşturma talebi var. Gülistan Doku örneğinde de soruşturmanın yıllarca devam etmesine rağmen faillerinin bulunmaması ve aynı örneği Rojin’de görüyor olmamız çok büyük bir mesele” dedi.
‘Boğuldu’ denildi, akciğerinde su tespit edilmedi
Dosyada delillerin zamanında, eksiksiz ve bilimsel yöntemlerle incelenip incelenmediğine ilişkin hâlâ ciddi soru işaretleri bulunduğunun altını çizen Ömür Çiftçi, tüm delillerin yeniden ve bütünlüklü biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kamera kayıtları, DNA örnekleri ve diğer bulguların yanı sıra tanık anlatımlarının da dikkate alınması gerektiğini söyleyen Ömür Çiftçi, üniversite ve yurtlardaki idari süreçlerin yanı sıra olayın gerçekleştiği zaman dilimindeki tüm hareketliliğin araştırılması ve bunların şeffaf bir şekilde ortaya konulması gerektiğine dikkat çekti. Ömür Çiftçi, “Adli Tıp raporuna ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilerde iki erkeğe ait DNA bulgusuna rastlandığı bildirildi ama yeterince araştırma yapılmadığını görüyoruz. Bunun yanı sıra Wan Barosu Kadın Hakları Merkezi de akciğerinde su tespit edilmediği için diatom testi yapılması başvurusunda bulundu. Henüz bundan da bir geri dönüş olmadığını görüyoruz” şeklinde konuştu.
‘Etkin ve bağımsız bir soruşturma yürütülmeli’
“Kim olursa olsun, hangi kurumla bağlantısı olursa olsun, olayla ilgili olabilecek herkesin, her ihtimalin araştırılması gerekiyor” diyen Ömür Çiftçi, “Kadınların adalet mücadelesi açısından en tehlikeli sonuçlardan biri, cezasızlık algısının yerleşmesidir” dedi. Kadın örgütlerinin dosyayı yakından takip ettiğini kaydeden Ömür Çiftçi, “Kadınların yaşam hakkının korunması, etkin soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmesiyle mümkün olabilir. Rojin dosyasının aydınlatılması bu nedenle sadece Rojin’in ailesi için değil, bundan sonra benzer durumlarla karşılaşabilecek kadınlar için de çok önemli bir mesele. Üniversiteler genç kadınların eğitim gördüğü, kendi hayatlarını kurmaya çalıştığı alanlar. Dolayısıyla üniversitelerde kadınların güvenliğinin yalnızca kampüs içindeki birkaç güvenlik tedbirinden ibaret olarak görülmemesi gerekiyor. Genç Kürt kadınlar açısından da meseleye yalnızca bireysel güvenlik üzerinden bakılmamalı. Kürt kadınların eğitim ve kamusal yaşamda, özgürlük alanlarında karşılaştıkları baskıları daha geniş toplumsal ve siyasi bir perspektiften değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Şüpheli kadın ölümlerinde ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız’
Wan’da şüpheli kadın ölümleri konusunda ciddi bir tabloyla karşı karşıya olduklarının altını çizen Ömür Çiftçi, son olarak şunları söyledi: “Star Kadın Derneği olarak Ağustos 2025’in sonunda Meclis’e yönelttiğimiz bir soru önergesinde, ağustos ayının son haftasında beş şüpheli kadın ölümünün gerçekleştiğini bildirdik. Ne yazık ki burada asıl mesele sayı değil. Her bir dosyanın nasıl soruşturulduğu, şüpheli ölüm ihtimalinin ciddiyetle ele alınıp alınmadığı ve kadınların yaşam hakkını koruyacak mekanizmanın doğru çalışıp çalışmadığı meselesi de var. Kadın örgütlerinin Rojin’in dosyasını gündemde tutması ve soruşturmanın takipçisi olması önemli. 2025 yılında 28 kadın örgütü olarak Rojin ve Gülistan dosyalarının etkin ve bağımsız bir şekilde soruşturulması için çağrıda bulunduk. 2026’da da Wan’da biz kadın örgütleri olarak hâlâ bu çağrıyı sürdürmeye devam ediyoruz. Ama hakikat ortaya çıkmadığı sürece bunun yeterli olduğunu kesinlikle söyleyemeyiz. Bundan sonraki süreçte de bizim için üç önemli şey var: Hukuki takibin doğru bir şekilde sürdürülmesi, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve Rojin dosyasının diğer şüpheli kadın ölümlerinden bağımsız düşünülmemesi. Biz kadın örgütleri olarak bir dosyanın unutulmaması için değil, hakikatin ortaya çıkması ve adaletin sağlanması için mücadele ediyoruz. Hakikat ortaya çıkana kadar dosyanın takipçisi olmak ve şüpheli kadın ölümlerinin olağan ve münferit olaylar olarak görülmemesini sağlamak bizim temel bakış açımız.”







