Nuriye ve Semih'i takip eden doktor: Her an her şey olabilir
- 11:18 31 Ekim 2017
- Güncel
HABER MERKEZİ- Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'yı, 237 gündür takip eden Dr. Onur Karahancı, "Böyle örnekler çok nadir. Her an her şey olabilir" uyarısı yaptı.
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, işlerine geri dönebilmek için başlattıkları açlık grevi 237'inci gününde devam ediyor. Semih, 150 günlük tutukluluğun ardından 20 Ekim'deki duruşmada tahliye edildi. Savunma yapması için üç duruşmaya da getirilmeyen Nuriye, Numune Hastanesi'nin mahkûm koğuşunda tutuluyor. Kız kardeşi Beyza Gülmen, yanında refakatçi olarak kalıyor. Hastanenin dışında ise baba Şaban Gülmen ve Yüksel Direnişçileri ise gece gündüz nöbet tutuyor.
'Düşünme kabiliyeti duruyor ama fiziken çökmüş'
Son olarak 38 kiloya düşen Nuriye'yi önceki gün 20 dakika görebilen baba Şaban, "Düşünme kabiliyeti duruyor ama fiziken çökmüş. Birbirimizi görünce, Nuriye de, ben de bir müddet konuşamadık. Görüşmemiz kapıda oluyor. Nuriye'yi sedyeyle getirdiler. Aramızda demir kapı olduğu için ne sarılabildim ne dokunabildim" dedi. Nuriye'yi bir aydır ilk kez görebildiğini söyleyen Şaban, 5 dakikalık görüşme süreleri nedeniyle görüş haklarını avukatlara verdiklerini, Nuriye'nin ya avukatlarla ya da aileyle görüştürüldüğünü söyledi.
Güneş ve havalandırma yok
Hastane'nin bodrum katındaki mahkûm koğuşunda tutulan Nuriye'nin refakatçisi olarak kalan kız kardeşi Beyza, ablasının uyanır uyanmaz B1 vitamini içtiğini anlattı. Ablasının en çok, gün ışığı olmadığı için 24 saat açık tutulan florasan lambadan rahatsız olduğunu belirten Beyza, ışığın gücünü azaltmak için lambayı plastik poşetle kapattığını ve her gece yatakları ışıktan en uzak köşeye çektiklerini kaydetti. Beyza, ablasını her gün bir doktor grubunun ziyaret ederek, 'İstediğiniz bir şey var mı, tedavi olmak ister misiniz?' diye sorduklarını belirterek, ablasının onlardan tek isteğinin, "Bu kişi hasta değil, bu kişinin burada tutulmasına gerek yok" şeklinde bir rapor olduğunu vurguladı.
'Sinir sisteminin harap olacağı dönemdeler'
Açlık grevinin ilk gününden bu yana Nuriye ve Semih'i takip eden üç doktordan biri olan Dr. Onur Karahancı, tahliye sonrasında her gün Semih ve Esra Özakça'yı takip için evlerine gidiyor. Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi olan Onur, açlık grevinin bir hastalık olmadığını ve çözümünün de tıbbi olmadığını belirtti. Semih'in enfeksiyona açık bir durumu olduğuna değinen Onur, açlık grevlerinde yüz günün üzerinin sinir sisteminin harap olacağı dönem olduğunun altını çizdi.
'B1 vitamini, su ve şekerle mucize olmaz'
Nuriye'nin durumunu yetkililerin katbekat zorlaştırdığını ve kötüleştirdiğini ifade eden Onur, İnsan Hakları Komisyonu olarak mahkûm koğuşlarını her sene denetlediklerini, özellikle Numune Hastanesi'nin mahkum koğuşlarının kesinlikle uygun olmadığını anlattı. Nuriye ile görüşmek için yaptıkları başvuruların hiçbirine yanıt alamadıklarını söyleyen Onur, "Yaşamsal riskini artırıyorlar. O koşullarda tutulmasının sağlık gerekçesiyle yapıldığını kimse kabul edemez. Hiçbir şey iyiye gitmiyor, daha da kötüleştiriliyor. Yetkililerin bu koşullardan vazgeçmeleri gerekir" ifadesini kullandı.
Geçmiş deneyimler ve bulgulara göre 230 günü aşan açlık grevi için, "Böyle örnekler çok nadir. Behiç Aşçı örneği var" diyen Onur, şunları söyledi: "Bu durum, hem onları takip eden sağlık heyeti olarak bizim için çok ciddi psikolojik yük hem de onların bakımını üstlenenler ve buna tanık olan toplum için bir travma. Kanıta dayalı tıpla takip ettiğimizde, 100 günün üzerinde her an her şey olabilir. Sadece B1, su ve şekerle bizden mucize yaratmamız bekleniyor. Bilişsel düzey sağlam olabilir ama fizyolojinin bu kadar süre aynı şekilde ona eşlik etmesi mümkün değildir."
Kaynak: Deutsche Welle Türkçe







