Rezan Zuğurli: Özgür yaşamasını istediğim çocuklar için mücadele edeceğim!

  • 09:26 1 Kasım 2017
  • Güncel

Zehra Doğan

DİYARBAKIR- “Hakkında kesinleşmiş hapis cezası” olduğu gerekçesiyle Diyarbakır-Mardin karayolunda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan gazeteci-ressam Zehra Doğan, 17 Ağustos’ta bebeği ile birlikte tutuklanan Lice Belediyesi Eşbaşkanı Rezan Zuğurli ile cezaevinde söyleşi gerçekleştirdi. Zehra’nın sorularını yanıtlayan Rezan, “Daha önce halkım için mücadele ediyordum şimdi ise özgür yaşamasını istediğim çocuğum ve çocuklarımız için mücadele edeceğim” dedi. 
 
Görevinden uzaklaştırılarak yerine 10 Şubat tarihinde kayyım atanan Lice Belediye Eşbaşkanı Rezan Zuğurli 17 Ağustos tarihinde fiziksel şiddete maruz bırakılarak gözaltına alınmıştı. Tutuklanarak çocuğuyla birlikte Diyarbakır E tipi Cezaevi’ne gönderilen Rezan, ardından Van T Tipi Cezaevine sürgün edildi. Rezan, Diyarbakır E Tipi Cezaevinde kaldığı dönem aynı cezaevinde tutuklu bulunan ve KHK ile kapatılan JINHA editörü Zehra Doğan’ın sorularını yanıtladı. 
 
Belediyelerinin gasp edilme sürecini ve siyasi soykırım operasyonlarını değerlendiren iki tutsak kadın, söyleşilerini JIN NEWS okuyucuları ile paylaştı.  
 
* Zuğurli ailesi olarak üzerinizdeki baskılar yıllardır devam ediyor. Şimdi de belediye eşbaşkanı olarak aynı baskıları yaşıyorsunuz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
 Aile olarak şuana kadar birçok zorluklarla karşılaştık. Sürekli baskı ve ‘baskıcıların’ olduğu yıllardan geçtik. Ben öğrenciyken 2012-2013 yılında tutuklanmıştım. Yargıtay’ın kararı bozmasıyla birlikte 13 aylık tutsaklığımın ardından serbest kaldım. Çıktıktan sonra da tekrar yola devam ettim. Partide yer aldım ve Lice Belediyesine eş başkan olarak seçildim. Bu süre zarfında da birçok zorlukla karşılaştım. Görevim süresince de bir türlü yakamı bırakmadılar. Özellikle İçişleri Bakanlığı defalarca belediyeyi teftişe gelip beni görevimden aldırmak için elinden geleni yapıyor ve özellikle onun görevi olmayan bir şekilde TEM dosyalarını önüne koyup sorguluyordu. Görevim yapmama engel olunuyordu. Sürekli tehdit altındaydım ve psikolojik baskı uyguluyorlardı. Tüm bunlara karşı eşbaşkanlar olarak ve belediye meclis üyeleriyle birlikte görevimizi yapmaya devam ediyorduk.
 
* Kayyımın çalışmalarınıza engel olmasını ve belediyeye el koymasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
 Kayyım gelmeden önce yetkilerimiz elimizden alınmıştı. Halka hizmetimiz engellenerek, halkın gözündeki itibarımız düşürülmeye çalışıldı. Şubat 2017 tarihinde kayyımla beraber belediye gasp edildi. Aslında halkın iradesi gasp edildi. Çünkü halkın seçtiği belediye başkanını ancak halk görevden alabilirken, türlü türlü kılıflarla halkın iradesi gasp edildi. Bizden sonra gelen 8 aydır kayyım görevde olmasına rağmen hakkımızda tek bir yolsuzluğu rastlamadı. Ondan önce de müfettişler aylarca denetlemesine rağmen tek bir şey bulamadılar. Ona rağmen belediye gasp edildi.
 
* Tutuklanma sürecinizi biraz anlatabilir misiniz?
 
 Belediye gasplarının üzerinden 8 ay geçtikten sonra hakkımda karalayacak tek bir gerekçe bulamayan hükümet, 2012 yılına ait ve Yargıtay’ın bozduğu bir kararı tekrar onaylayarak beni resmen esir aldı. Çünkü dışarıda nefes almamızı dahi hazmedemeyen bir hükümet ile karşı karşıyayız. Bu yüzden bu durum beni şaşırtmadı. Üstelik yalnız beni esir almakla kalmadı. 15 aylık bebeğim Alişer’i de esir aldılar. Çocuklarımıza dahi tahammülleri yok. Küçücük bir bebekten dahi öç almaya çalışıyorlar. Tabi ki burada olmak bizim için bir son değil. Aksine yeniden bir başlangıçtır. Bu Alişer için de bir başlangıç oldu. Çünkü buraya geldiğimizde yalnız olmadığımızı bir sürü çocuk ve annenin tutsak olduğunu gördük. Bu da bize ayrıca bir dayanışma gücü verdi. Geleceğimiz olan çocukların bu şekilde hapsedilmemeleri için mücadele etmeye her zaman devam edeceğiz.
 
Şimdide bebeğimle beraber hapis hayatı yaşıyorum. Bunun üzerine bir de topraklarımızdan sürgün ediyoruz. Doğup büyüdüğüm ve oğlumun doğduğu toprakların havasını dahi solumaktan men ediliyoruz. Alişer bu topraklarda özgür bir bebek olarak doğdu. Şimdi de tutsak bir bebek ve doğduğu kentten sürgün edilen bebek. Alişer bebeğin örneğinde dahi Kürtlerin üzerindeki zulmü açıkça görebiliyoruz. Bu durumu yaşamam beni yıldırmıyor aksine daha çok güçlü kılıyor. Daha önce halkım için mücadele ediyordum şimdi ise özgür yaşamasını istediğim çocuğum ve çocuklarımız için mücadele edeceğim.
 
* Son olarak şuan Lice üzerinde baskılar devam ediyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu baskıların artarak devam etmesini?
 
Burada olduğum süre zarfında hala Lice üzerinde süren bir imha politikasının olduğunu izliyor ve görebiliyorum. Yıllardan beridir zulme maruz kalmış bu halk şuan çok farklı gerekçelerle topraklarından uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Mücadeleci ve direngen olan bu halk her zaman direnmeyi kendine borç bilmiştir. Bu yüzden dayatılan baskıları kabul etmeyecek ve yaşadıkları yerleri terk etmeyecektir. Sivil halka karşı verilen bu savaşın yine halkın mücadelesiyle sona ereceğini çok iyi biliyorum. Bir Liceli olarak Lice halkından çok şey öğrendim. Zindanda Lice’ye dair haberleri okuduğumda Lice halkının bu dört duvar arasında dahi bana çok şey öğrettiğini, direnme azmiyle devam ettiğini anladım. Ve bugün yine şunu anladım ki; tutsak da olsam tutuklu Lice Belediye Eş Başkanı olarak yine Lice halkıyla yan yanayım. Zaman ve mekan ne olursa olsun amaçlar aynı olduğunda aslında hep yan yanasınızdır.