'Hükümet Kürt halkının kararlılığını 2000'li yıllardan bilir'
- 09:34 3 Kasım 2017
- Güncel
Piroz Zırığ
DİYARBAKIR- PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek amacıyla açlık grevine başlayan 28 Barış Annesi, “Biz anneler cezaevlerinden tabutlar çıkmasın ve Sayın Öcalan’la bir an önce diyalogun sağlanması için greve girdik. Hükümet Kürt halkının sabrını sınamasın. 2000’li yıllarda Kürt halkının ne denli kararlı olduğunu gördü. Bugün aynı hatayı tekrarlanmasın” dedi.
Diyarbakır Barış Anneleri Meclisi, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarını ve cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çekmek amacı ile 3 günlük açlık grevi başlattı. Başlatılan açlık grevi eylemine 28 Barış Annesi katıldı. Açlık grevine katılan barış annelerinden Leyla Aslan, açlık grevi başlatmalarının en önemli nedeninin Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması olduğunun altını çizdi. Leyla, “Sayın Abdullah Öcalan tecrit altında ve ondan haber alamıyoruz. Bu tecride karşılık cezaevlerinde çocuklarımız açlık grevine başladı. Şimdilik açlık grevi dönüşümlü bir eylem şeklinde oluyor ancak ilerleyen süreçte bu eylemsellikler farklı bir hale dönüşebilir” dedi.
‘Bu acıyı tekrar yaşayamayız’
Leyla, açlık grevlerinin dönüşümsüz ölüm oruçlarına dönmeden önce tecridin kaldırılması ve cezaevlerinin koşullarının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Leyla, “Cezaevlerinden tabutlar çıkmasın. Biz barış anneleri daha önceki süreçlerde gördük. Ölüm oruçlarının çocuklarımıza nasıl zarar verdiğini gördük ve bu acıyı tekrar yaşamak istemiyoruz. Biz 3 günlük açlık grevine Önderlik üzerindeki tecridin derhal kaldırılması için başladık” diye konuştu.
‘Kızım aynı politikalar yüzünden bedenini ateşe verdi’
Açlık grevine girenlerden biri de 2 Haziran 2000 tarihinde Abdullah Öcalan’ın durumuna dikkat çekmek için bedenini ateşe veren Özgür Halk Dergisi Diyarbakır Temsilcisi Nesrin Teke’nin annesi Nezahat Teke. Nezahat, kızı Nesrin’i o süreçte hükümeti Abdullah Öcalan noktasında uyarmak için kaybettiğinin altını çizdi. Nezahat, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin her dönem devam ettiğine dikkat çekerek, Kürt halkının sabrının sınandığına vurgu yaptı. “İkinci evladımın tabutunu da almak istemiyorum” diyen Nezahat, bir an önce İmralı kapılarının özgürlüğe açılması gerektiğine vurgu yaptı.
‘Kızımın ardından tutsak oğlum bedenini siper etti’
Nezahat, “Tecridin kaldırılması için açlık grevine başladım. Bu tecrit sürecini daha öncede yaşamıştık. Benim o dönem uygulanan tecride karşı bir kızım bedenini ateşe verdi. Kızım diri diri yandı. Tecridin kaldırılması için canını verdi. Şimdi tekrar bir tecrit ile karşı karşıyayız. Bu tecrit sürecinde benim cezaevinde olan oğlum açlık grevine girdi. Oğlum da kızım gibi bedenini siper etmiş durumda” dedi.
Açlık grevinin ölüm orucuna dönüşmeden tutsakların isteklerinin yerine getirilmesi gerektiğini söyleyen Nezahat, dönüşümlü açlık grevlerinin devlete bir uyarı olduğunu ve tecridin kaldırılması gerektiğini dile getirdi.
‘Tecrit kaldırılsın’
Açlık grevine katılan Barış Annesi Raife Özbek de, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve Abdullah Öcalan’ın ailesi ile görüştürülmesi gerektiğini söyledi. Raife, OHAL süreci ve son süreçte cezaevlerindeki hak ihlallerine değinerek, bu şartlar altında grev yapılmasının uygun olmadığını, açlık grevlerinin ölüm orucuna dönmesi halinde cezaevlerinde ölümlerin olacağını belirtti.
‘Soru işaretlerinin giderilmesi gerekir’
Abdullah Öcalan’ın yaşamı hakkında sosyal medya paylaşımların bir oyun ya da tesadüf olmadığını söyleyen Barış Annesi Güllühan Kaya, yapılan haberlerin ardından tecridin devam etmesi durumunun kafalarda soru işaretlerine neden olduğunu kaydetti. Bu soru işaretlerinin Adalet Bakanlığı tarafından giderilmesi gerektiğini dile getiren Güllühan, kuru bir açıklama ile Kürt halkının kaygılarının daha da arttığını söyledi. Güllühan, “Biz anneler 90’ları da 2000’leri de unutmadık. Hükümet, Kürt halkının kararlılığını o yıllardan bilir. O süreçte Sayın Öcalan’a yaklaşımın ne derece önemli olduğunu Kürt halkı vurgulandı. Onlarca evladımız o dönem hükümeti uyardı. Bugün aynı şeylerin yaşanmasını istemiyoruz ve bir an önce İmralı kapıları açılsın” dedi.







