Figen, Tuğba ve Burcu ‘zulmün gözünün içine’ bakmaya devam ediyor

  • 09:38 3 Kasım 2017
  • Güncel
Hikmet Tunç 
 
VAN -  Serhatlı kadınların oyları ile Meclis’e giden Figen, Tuğba ve Burcu yine aynı kadınların iradesini yok sayan iktidar tarafından siyasetten uzaklaştırıldı. Figen’in “Zulmün gözünün içine bakmak istiyorum” sözleri ise şimdi tüm bölge kadınlarının dilinde… 
 
AKP, MHP ve CHP ortaklığıyla dokunulmazlıkların kaldırılmasının hemen akabinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları ve milletvekillerine yönelik eş zamanlı operasyon başlatıldı. TEM polisleri ilk olarak 4 Kasım gecesi HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüsekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın evine baskın düzenleyerek gözaltına aldı. Ardından Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan kadın vekillerden Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Gülser Yıldırım ve Çağlar Demirel tutuklandı. 
 
Serhatlı kadınların iradesi yok sayıldı
 
HDP’nin ‘4 Kasım darbesi’ olarak tanımladığı operasyonlar bazı siyasetçilerin vekilliklerinin düşürülmesine kadar ilerledi. Serhat bölgesinde büyük bir oy çokluğu ve kadın iradesi ile seçilen 3 kadın vekil de siyaseten uzaklaştıranlar arasında yer aldı. İlk olarak Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutulan HDP Eş Genel Başkanı ve HDP Van Milletvekili olan Figen Yüksekdağ'a siyaset yasağı getirilerek, milletvekilliği ve eş genel başkanlığı düşürüldü. Ardından yine Van Milletvekili Tuğba Hezer’in vekilliği kadın iradesi yok sayılarak düşürüldü. Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Muş Milletvekili Burcu Çelik ise “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüte yardım ve yataklık yapma” iddiasıyla 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 
 
Kadın seçilmişler, siyasette kadın kimliğini ön plana çıkarak bölge kadınları için büyük bir umut kaynağı oluştururken, iktidar ve yargı sistemi tarafından hedef haline getirildiler. Bölge kadınlarının büyük bir bölümü iradeleriyle seçtikleri kadın vekillerin desteği ile siyasetteki yerini aldı. HDP Van Milletvekili Figen Yüksekdağ,Tuğba Hezer ve Muş Milletvekili Burcu Çelik’in siyasetteki duruşlarından etkilenen kadınlar kendilerine yeni bir misyon biçti. 
 
Bir paradigma hayata geçiyordu... 
 
HDP, Van’da 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde yüzde 74,82  başarı ile partisini birinci sıraya taşırken, 1 Kasım seçimlerinde de kentin birinci parti olma başarısını  göğüsledi. Özellikle Türkiye sol geleneğinden gelen Figen Yüksekdağ'ı bağrına basan Vanlı kadınlar, Figen'in katıldığı her etkinlikte zılgıtlarıyla alanları  boş bırakmadı. Öyleki PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın projesi olarak hayata geçirilen HDP, Abdullah Öcalan'ın amaçlandığı gibi tüm halkları eşit ve demokratik bir şekilde bir araya getiriyordu. Nitekim Figen'in mitinglerde Türkçe konuşması bile Vanlı anneler için engel olmadı. Miting alanlarını dolduran kadınlar, "Vekilimizle aynı dili bilmiyoruz, ama onun duruşu ve samimiyeti bizi bu alanda buluşturmaya yetiyor" diyerek Figen’i kucaklıyorlar, Abdullah Öcalan'ın demokratik ulus paradigması farklılıkları bir araya getirerek ve engelleri aşarak hayata geçiyordu. 
 
Bölge kadının Figen'i sahiplenmesini hazmedemeyen iktidar kısa sürede saldırılarını başlattı, öyle ki Figen hakkında açılışlar ve partisinin kongresinde yaptığı konuşmalar nedeniyle çok sayıda dava açıldı. Figen'in ağzından çıkan her sözcüğü suç sayan yargı, 5 Kasım 2016 tarihinde tutuklanmasına karar verdi. Figen’i tutuklayarak aynı zamanda Vanlı kadınların siyasette gelişen misyonu da esir alınmak istendi. 
 
Figen hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma üzerine soruşturma açıldı, her konuşması suç unsuru sayıldı. Figen hakkında kısa sürede 4 ayrı soruşturma dosyası hazırlayan savcılık, "Cumhurbaşkanına hakaret" ettiği iddiasıyla da fezleke hazırlandı. 9 Nisan 2016 tarihinde Van'da partisinin kongresinde yaptığı konuşmadan dolayı hazırlanan fezlekede ise Figen’in yaptığı konuşmanın eleştiri hürriyeti kapsamına girmediği ve “Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği” öne sürüldü. 
 
Zulmün gözünün içine bakmak…
 
Figen hakkında savcılık tarafından hazırlanan fezleke, "TCK'nın 299/3 maddesi uyarınca ,'Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılamak' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlarıyla ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izne tabi olduğu gerekçesiyle Adalet Bakanlığı'na gönderildi. Figen’in örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla hakkında açılan dosyaların ikisi Ankara’da açılan dosyalarla birleştirilirdi. Figen, mahkemede “Zulmün gözünün içine bakmak istediği” için SEGBİS ile duruşmaya katılmayı reddetti ve dosyalar sonuçlanmadı. 
 
Yargılanan değil yargılayan oldu
 
Figen, tutuklandıktan sonra da özgür kadın kimliğini savunmaya devam ederek dört duvara sığmayan kadının sesini, çığlıklara dönüştürerek milyonlarca kadına hitap etmeyi sürdürdü. Bir kez duruşma salonuna getirilen Figen, SEGBİS ile katıldığı duruşmalarda ise yargılanan değil yargılayan oldu. Kadınların iradesi olmaya ve kadınların iradesini savunmaya devam eden Figen, tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nde mücadelesini sürdürüyor. 
 
Halkının acısını taşıyan Tuğba…
 
HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer ise Meclis’in en genç vekili olarak hem kadınların hem de gençlerin sesi oldu. Vanlı kadınların özgür kimliği için mücadele eden Tuğba, yine iktidarın en büyük hedeflerinden biriydi. Halkının acısını paylaşan Tuğba, hemen her etkinlikte kadınlarla omuz omuza mücadele etti. Yargının soruşturmalar furyasından nasibini alan Tuğba hakkında "Cumhurbaşkanı’na hakaret" ve "Örgüt üyeliliği" suçlamalarıyla dava açıldı. Davanın tek bir duruşması görülmeden, Meclis Tuğba hakkında tarihi bir karar alarak  ‘devamsızlık’ gerekçesiyle vekilliğini düşürdü. 
 
Ailesinin büyük bölümü 1930 Zilan Deresi katliamında yaşamını yitiren Tuğba, vekilliğinin düşürülmesinin ardından vatandaşlıktan da çıkarıldı. İktidarın, en genç kadın vekil olan Tuğba’ya yönelik tutumu tüm gençlere ve kadınlara yönelik tutumunu özetler nitelikteydi. 
 
Siyaset yapmanın bedeli 6 yıl 
 
HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik'te seçildiği ilde kadın örgütlenmesi için büyük bir mücadele vermiş ve iktidarın hedefi haline gelmişti. Burcu Çelik Özkan'ın yürüttüğü siyasi çalışmalar yargı tarafından "Örgüte yardım ve yataklık" olarak değerlendirilerek, Burcu'ya 6 yıl hapis cezası verildi.
 
Burcu, 7 Haziran 2015 seçim çalışmaları sırasında bir miting alanında söyledikleri gerekçe gösterilerek hakkında "Örgüt üyeliği" ve "Örgüt propagandası" iddiasıyla açılan dava kapsamında 19 Nisan'da tutuklanmıştı.  Burcu hakkında açılan davanın 3'üncü duruşması Muş Ağır Ceza Mahkemesinde görülürken,  mahkeme heyeti Burcu'nun yaptığı siyasi çalışmaları 'Örgüte yardım ve yataklık' olarak değerlendirerek 6 yıl hapis cezasını onayladı. 
 
Mücadeleye devam!
 
İktidar ve işbirlikçi yargı sistemine karşı mücadelesine devam sözü veren Burcu’nun “90’lı yılların çocuğuyum. 5-6 yaşlarında zorla göç ettirilen bir ailenin çocuğu olarak yine aynı şeyleri yaşıyorum. Bana reva görülen çocukluk yaşamımın şimdi çocuğuma reva görülmesi beni kahrediyor” sözleri hafızalara kazındı. 
 
Serhatlı kadınlar ise seçtikleri kadın vekiller ile fiziki olarak birlikte olamasalar da yine omuz omuza mücadele etmeye devam ediyorlar.