Yıkım, kötü ve acımasız: İstanbul’dan Sur’a bakmak…
- 09:14 5 Kasım 2017
- Güncel
Zülal Koçer
İSTANBUL - Tarihi ve kültürel dokusu talan edilen Sur’daki yıkıma İstanbul’dan ses olmaya çalışan kadınlar bazen “Sur neresi?” sorusu ile bazen de “Devlet orada yeni binalar yapıyor, daha ne istiyorsunuz” söylemiyle karşılaşıyor. İstanbul’da da benzer yıkımların yapıldığını dile getiren kadınlar, “Ama oradaki yıkım çok daha kötü ve acımasız” diyor.
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde aylar öncesinden başlayan yıkım, yurttaşların tepkisine ve direnişine rağmen devam ediyor. Kürdistan topraklarına Türkiye kentlerinden bakmak, empati kurabilmek, devlet politikalarının aynılaştığı ve farklılaştığı noktaları tespit edebilmek kimi zaman zor olsa da bunu yapabilenler ve acılarını ortaklaştıranlar da var. Peki kültürel yapısı her geçen gün tahrip edilen, rant uğruna yeşil alanları kıyımdan geçirilen İstanbullular Sur’daki yıkıma nasıl bakıyor?
Bu sorunun cevabını İstanbullu üç kadın ile konuştuk. İsmini vermek istemeyen ve bunun sebebinin devlet baskısı ve mesleki özgünlükleri olduğunu belirten kadınlardan ilkin N. başlıyor konuşmaya.
‘Oradaki insanlar her gün yaşıyordu bunu…’
N. çocukluğunu ve gençliğini İstanbul’un kadim ilçelerinden biri olan fakat son yıllarda kentsel dönüşüm kıskacı ile yok edilmek istenilen Üsküdar’da geçirmiş. Tarihi dokusu tıpkı Sur’un tarihi dokusu gibi gasp edilen Üsküdar… N. Sur’da neler olduğunu, yıkımın halkı nasıl mağdur ettiğini bir yıldır okuduğu Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nden takip ederek öğrenmiş. N. bunun yanı sıra gördüğü görseller ve yıkıma ilişkin çekilen videolar ile Sur’da neler yaşandığını takip ettiğini söylüyor. N. Kürdistan halkı ile empati kurmaya başladığı 15 Temmuz gününü ise şöyle anlatıyor: “Üzerimizde savaş uçakları uçtuğunda buradakiler yere yapıştı. Halbuki oradaki insanlar her gün yaşıyordu bunu.”
Sur halkının yaşadığı duyguyu N.’de kilometrelerce uzakta Üsküdar’da yaşıyor. N. o duygudan şöyle bahsediyor: ”Kaç yıldır yaşadığım evden taşınsam bu bana zor gelir, bizim mahallemizde de evler yıkıldı yerlerine yenileri yapıldı. Benim oturduğum evde aynı tehlike ile karşı karşıya ve bu beni çok tedirgin ediyor.”
Kamuoyu araştırmacısı olan R. ise hem işi nedeniyle hem de duyduğu kaygıdan dolayı ismini vermek istemiyor. Uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan R. devlet katliamlarının hemen ardından kısa süreli de olsa Sur ve Cizre’ye gittiğini, oradaki insanların neler yaşadığına az da olsa tanıklık ettiğini söylüyor.
‘Direniş ruhunu da hissettim’
Sur’a ilişkin fikirlerini paylaşan R. şöyle devam ediyor: “Orada mahalle kültürü ve dayanışma var. Halkın elinden bunu almak istiyorlar. Ben oraya gittiğimde çok sarsıldım ama direniş ruhunu da hissettim.”
R., Sur’daki yıkımı ise şöyle değerlendiriyor: “İstanbul'da da benzer yıkımlar yapıldı, yapılmaya da devam ediyor. Ama oradaki yıkım çok daha kötü… Orası bir Kürt Mahallesi olduğu için bunlar yaşatılıyor! Burada bir kentsel dönüşüm sürecinde planlara itiraz edilebiliyor, süre uzatılabiliyor ama orada öyle olmuyor.”
‘Devlet bataklığa saplandı’
Sur’un yıkımdan önceki halini bir sinema filminden gördüğünü ve hayran kaldığını kaydeden R., kendisinin de mahalle kültürüyle büyüdüğünü ve bu sebeple Sur halkı ile empati kurabildiğini söylüyor. R., “O insanları bir apartman dairesinde düşünmek bile istemiyorum ama devlet o bölgedeki politikaları açısından bir bataklığa saplandı ” diyor.
Diyarbakır’a ilk olarak 2005 yılında giden E. ise Sur’a gitmeden önce kentin kültürel ve tarihsel kimliğinden habersiz olduğunu belirtiyor. Daha sonra Sur halkı ile dayanışmak için ziyaretlerini sıklaştıran E., yıkımların psikolojik olarak da bir travmaya sebep olduğunu söylüyor.
Sur’a tanık olmak…
E., tanık olduğu bir olayı şöyle anlatıyor: “Bir kadın vardı. Evi yıkıldığı için bir apartman dairesine taşınmıştı. Ama bu kadın o apartman dairesinde kalmaktan korkuyordu. Eşi evden çıktıktan hemen sonra eski mahallesindeki arkadaşlarının yanına geliyordu, o dairede yalnız kalamıyordu.”
E.’nin bir diğer gözlemi ise Sur’daki kadınların arasındaki dayanışma oluyor. E., yıkımla orada yalnız bırakılmaya çalışılan insanların inatla bir araya geldiğini söylüyor…
İstanbul’da Sur’un yıkımına karşı imza topladıklarını fakat pek çok kişinin Sur’un neresi olduğunu dahi bilmediğini söyleyen E., kimilerinin ise “Devlet orada yeni binalar yapıyor, buna neden karşı çıkıyorsunuz?” demesine karşılık öfkelendiklerini dile getiriyor.







