DTK Ekoloji Komisyonu: Doğa sömürüsü kabul edilmemelidir

  • 10:29 7 Kasım 2017
  • Güncel
DİYARBAKIR - DTK Ekoloji Komisyonu, Kürdistan topraklarında devlet eliyle hayata geçirilen ekolojik kıyıma karşı yaptığı çağrıda, "Tüm halk doğa, kent ve tarih katliamına karşı bulundukları her yerde bu kirli politikalara karşı meşru ve demokratik haklarını kullanarak karşı çıkmalı, bu sömürgeci yaklaşımı kabul etmemelidir" dedi.
 
Demokratik Toplum Kongresi Ekoloji Komisyonu, Kürdistan'da yaşanan son ekolojik talan ve yıkımlara ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Kürdistan coğrafyasının toplumsallaşmanın ilk defa yaşandığı uygarlığın ana merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekilen açıklamada, tarihin ve doğanın birbiriyle uyumlu olduğu bu coğrafyanın, tarihsel süreç boyunca Ortadoğu despotizmine, yakın dönemde ise Batı Modernitesinin ihraç ettiği risklere karşı sürekli direndiğinin altı çizildi. 
 
Sur'da uzun süredir devam eden yıkım ve bununla beraber yurttaşların göç etmeye maruz bırakılmasına dikkat çekilen açıklamada, "Kentsel dönüşüm adı altında Sur'un hafızası, sosyolojisi ve tarihi dokusu yok edilmekte, Sur insansızlaştırılmaktadır. Televizyonlarda kadim şehir Hasankeyf'in tarihi mağaraları ve doğası dinamitlerle patlatılarak lime lime edilmektedir" diye belirtildi. 
 
1 milyon kayısı ağacı kesildi
 
Yıkım ile tarihi dokunun ranta açılmasının hedeflendiğinin kaydedildiği açıklamada bunun kabul edilemeyeceği vurgulandı. Açıklamada, "Kent ve tarih yıkımı ile doğa talanının aynı anda olması coğrafyamızın kaderi değil, bilinçli politikaların bir sonucudur. Kayısı üretiminde doğal bir üretim merkezi olan Malatya'da Malatya Ziraat Odası'nın verilerine göre yaz ayları boyunca 1 milyon kayısı ağacının kesildiği,7 milyon Kayısı ağacının da çiftçiler tarafından verimsizlikten dolayı kesileceği bilgisi yine bununla bağlantılıdır" sözlerine yer verildi. 
 
'Doğa katliamı devam ediyor'
 
Şırnak'ında dahil olduğu bir çok yerde yaşanan doğa katliamına da değinilen açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi: "Mart ayında Şırnak'ın Balveren beldesi ile Uludere ilçesine bağlı Şenova beldesi arasında kalan Besta bölgesinde binlerce ceviz, fıstık, elma, armut, erik ve menengiç ağacı güvenlik gerekçesi ile kesildi. Dargeçit ile Midyat karayolları arasında bulunan Sümer beldesine bağlı Dibekli mezrasında, yine Midyat'ın Yayvan Tepe (Qertmin) ile Zinewl köylerinde binlerce palamut ve meşe ağacının yanı sıra çok sayıda meyve ağacı "Güvenlik" gerekçesi ile kesildi. Buradaki doğa katliamı devam etmektedir."
 
'Yaklaşım kabul edilmemeli'
 
Doğaya ve tarihe karşı insan eliyle oluşturulan politikaların yine insan eli ile durdurulacağının ifade edildiği açıklamada, "Öncelikli çağrımız halkımızadır. Doğa, kent ve tarih katliamına karşı bulundukları her yerde bu kirli politikalara karşı meşru ve demokratik  haklarını kullanarak karşı çıkmalı, bu sömürgeci yaklaşımı kabul etmemelidir" ifadelerine yer verildi. 
 
'Ahlaki ve politik sorumluluk'
 
Bir diğer çağrının da STK'lara yapıldığı açıklamada son olarak, "Siyasi parti, Platform, Ekoloji ve Çevre Hareketleri, STK'lar, hukukçular ve  İnsan Hakları kurum ve aktivistlerinedir. Kürdistan'da politik, kent, doğa ve tarih kırımına karşı sessiz kalmamalıdırlar. Bu sorunlar karşısında tüm kamuoyunu duyarlı olmaya, duyarlı olan herkesimi bu politikalara karşı ahlaki ve politik sorumluluk almaya çağırıyoruz" denildi.