'Gelmeyeceğine kimse inandıramadı ki öldüğüne inanayım'

  • 13:29 11 Kasım 2017
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 659'uncu haftasındaki eyleminde 24 yıl önce gözaltında kaybettirilen Abdulselam Şahin’in akıbeti soruldu. Abdulselam’ın oğlu Ferdi Şahin Cumartesi Anneleri’ne gönderdiği mektupta “Beni onun gelmeyeceğine kimse inandıramadı ki öldüğüne inanayım” diyerek babası ve diğer kaybettirilenler için adalet istedi. 
 
Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" sloganı ile 659'uncu kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. Kayıpların fotoğraflarının ve kırmızı karanfillerin taşındığı eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, polis kurşunuyla katledilen Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan ve çok sayıda kişi katıldı. Bu hafta 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Abdulselam Şahin'in akıbeti soruldu. 
 
Eylemde ilk sözü alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, gözaltında kaybetme gerçeğini bilinir kılmak, hakikatin ve adaletin tesisi için 659'uncu kez bir araya geldiklerini söyledi. Gülseren, "Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere; yargının adeta kendini işlevsiz hale getirmesi sonucunda yaşanan, hukuksuzluğu ve adaletsizliği görünür kılmak için Galatasaray'dayız. Siyasallaşan yargının yalnız kayıp yakınlarının değil, tüm yurttaşların hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesine neden olduğu gerçeğinin altını çizmek için, yurttaşların hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı bir hukuk devleti talebiyle 659 haftadır Galatasaray'dayız" diye konuştu. 
 
Abdulselam'ın hikayesi…
 
Gülseren, açıklamanın ardından 27 Kasım 1993 tarihinde gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Abdulselam Şahin'in hikâyesini okudu. 
 
Abdulselam'ın hikayesi şöyle: "43 yaşındaki 6 çocuk babası Abdulselam Şahin Yüksekova / Çukurca'da 9 yıl kamu personeli kadrosunda imam olarak görev yaptı. Bu sırada askerler tarafından gözaltına alınarak Yüksekova Jandarma Taburuna götürüldü ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Daha sonra ailesi ile birlikte Yüksekova/ Mune (Yılmazlar) köyüne taşındı ve burada imamlık yapmaya başladı. 27 Kasım 1993 tarihinde Yüksekova'dan birkaç ay önce taşındığı köyüne gitmek üzere A.Ö.'ye ait Toyota marka araca bindi." 
 
Abduselam'ın kaybedilmesiyle ilgili bugüne kadar etkin bir soruşturma yapılmadığını kaydeden Gülseren,  "İç hukuktan sonuç alamayan aile 2012 yılında davayı AİHM'e taşıdı. AHİM, 14 Eylül 2017 tarihli tek yargıçlı oturumda 'şikayette bulunulan olayların gerçekleştiği 1993 yılıyla, mahkemeye başvurunun sunulduğu 2012 yılı arasındaki ciddi zaman farkı dikkate alınarak' gerekçesi ile başvuruyu kaybetme suçunun süreğenliğine aykırı biçimde kabul etmedi. Abduselam Şahin'in akıbetinin açıklanması ve faillerinin yargılanması talebimizin karşılanması hukukun gereğidir" dedi.
 
Gülseren, "Abdulselam'ın ailesinin 24 yıldır yaşadığı belirsizlik işkencesinin sonlandırılması adaletin gereğidir. Artık yeter adalet istiyoruz" diye belirtti.
 
'Hiç yaramazlık yapmadan bekledim'
 
Ardından söz alan Abdulselam'ın oğlu Ferdi Şahin'in ailesi adına Cumartesi Anneleri'ne yazdığı mektup Taylan Bekin tarafından okundu. Mektupta şu sözlere yer verildi:  "Babam kaybedildiğinde ben 5 yaşındaydım. Bana söz vermişti uslu durursam birkaç saat sonra gelip beni alacaktı. Gün boyu nereye giderse beni de yanına götürecekti. Hiç yaramazlık yapmadan uslu uslu günlerce bekledim babamı. Ben beklerken evimizde kalabalıklaşıyordu, ağlaşan, dövünen akrabalar, komşular doluşmaya başlamıştı evimize. Kimse ne olduğunu söylemiyordu bana sarılıyor acıyan sözler söylüyorlardı.
 
Ben çok sıkılmıştım, herkes evimizden gitsin ya da ben gitmek istiyordum annemin eteğini çekiştirerek sadece tek şey söylüyordum; 'Dayê ka bavê min ne hat.' Babam birkaç saat sonra geleceğim dediği halde hala gelmemişti. O bana hiç yalan söylemezdi, neden gelmemişti peki? Kardeşlerime soruyordum artık. Annem ağlamasın diye 'keko ka bavémın nehat?' Her kapı çalışında yerimden fırlıyordum. Babam gelsin hemen çıkalım diye hazırda bekliyordum. 24 yıl geçti ben halen her kapı çalışında 'geldi babam, babam geldi' duygusundayım. Bu umudumu hiç yitirmedim. Beni onun gelmeyeceğine kimse inandıramadı ki öldüğüne inanayım. Bütün kayıp yakınları gibi babamızın ve adaletin peşinde olacağız. Babamı ve kayıplarımızı unutturmayacağız."
 
'Adalet beklemek doğru değil'
 
Son olarak söz alan HDP İstanbul Milletvekili Pervin Buldan, her hafta Galatasaray Meydanı'nda bir arkadaşlarının akıbetini sormak için bir araya geldiklerinin altını çizerek, "Kör olan, sağır olan, vicdani olmayan bir adaletten elbette ki adalet beklemek çok doğru değil. Her gün insan hakları ihlallerine bir yenisinin eklendiği bir ülkede, katledilen insanlarımızın,  kaybedilen insanlarımızın terörist ilan edildiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Evet, bugün Kürtlere terörist diyenler,  katledilenlere, kaybolanlara,  faili meçhullere terörist diyenler bilsinler ki onlar bu ülkede her zaman barışın, kardeşliğin ve özgürlüklerin savunucusu oldular, bunun için mücadele ettiler" diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamalara değindi. 
 
'İnsanlık suçu işliyorlar'
 
Pervin son olarak, "Bugün Kürt halkına terörist diyenler şunu bilsin ki bu ülkede en çok barışı savunanlar hep Kürtler oldu. Ama bu ülkeyi yönetenler insanlık suçu işlemekten hiç bir zaman vazgeçemedi. Bugün işkence yapanlar insanlık suçu işliyorlar,  tecrit uygulayanlar insanlık suçu işliyorlar. Kaybedenler katledenler insanlık suçu işliyorlar. Biz bu meydanda bu ülkede insanlık suçunun işlenmemesi için kayıplarımızın, faili meçhule gidenlerimizin, yargısız infazlarda aramızdan alınanların akıbetini sormak için buradayız ve bu meydanda olmaya devam edeceğiz" dedi.