Tümbel-Sen'li kadınlar Mardin'de buluştu

  • 16:53 11 Kasım 2017
  • Güncel
MARDİN - Tümbel-Sen Genel Kadın Meclisi öncülüğünde 25 Kasım Uluslararası Kadın Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla gerçekleşen panelde kadınlar, ekonomik ve sosyal yaşamdan, kadın ve çocukların cinsel taciz ve saldırıya maruz bırakılmaları da dahil birçok konuda değerlendirmelerde bulundu. 
 
Tümbel-Sen Genel Kadın Meclisi, 11'inci dönem 1'nci Kadın Meclisi toplantısını 25 Kasım Uluslararası Kadın Şiddetle Mücadele Günü konulu bir panel ile hayata geçirdi. Mardin Büyük Otel'de düzenlenen panele, KESK MYK Üyeleri, Türkiye'nin dört bir yanından gelen kadın emekçiler ve kentten çok sayıda kadın katıldı. Panelin yapıldığı salona " İş, emek, özgürlük", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Jin jiyan azadi" ve  "Özgür demokratik katılımcı yerel yönetim" dövizler asıldı.
 
Panelde, "Yasalarda değişiklikler ve kadın yaşamına yansımaları", "Kayyımlar ve kadın çalışmalarına yansımaları", "Muhafazakârlık laiklik ve İslami muhafazakârlık" ve "Medya ve Kadın" konuları konuşuldu.
 
'Kadın yaşamı ve özgürlüğü kısıtlanıyor'
 
Panelden önce kısa bir konuşma yapan KESK MYK Üyesi Elif Çuhadar, gündemde var olan konular ve ihraçlar ile sözlerine başladı. Elif, "Şu an yasa tasarısı olarak meclise gelmesi tasarı da olan boşanmalarda arabuluculuk bu da kadının mücadele ile elde ettiği boşanma hakkı bir kadına dönük bir saldırıdır. Bir kadının boşanma aşamasına çok kolay gelmediğini hepimiz biliriz. Bunun bile geriye düşürülmeye çalışıldığı bir süreçten geçiyoruz" diye konuştu. 
 
'5 bine yakın arkadaşımız ihraç edildi'
 
İki gün önce bazı televizyon kanallarında 'kadınlara müjde kamu emekçisi kadın yarım gün çalışacak tam maaş alacak' diye geçen haberi hatırlatan Elif, bunun ne anlama geldiğini şu sözlerle anlattı:  "Müjde diye başlayan şey bizim yaşamımızda çok ciddi sıkıntılar yaratacak şeyler. Yasama yürütme ve yargıyı tek elde tutma çabasında biz emekçiler kadınlar olarak da diyoruz ki, bu müdahalelere karşı gücümüz yan yana gelmek ve örgütlü mücadele ile bunu  püskürtebileceğimizi biliyoruz. O yüzden sendikalardayız, o yüzden sendikalarda bu mücadelenin bir ucundan tutuyoruz. O yüzden bu toplantıda hepimiz Türkiye'nin dört bir yanından kalkıp Mardin'e geldik. Mardinli arkadaşlarımız belediye emekçileri ile dayanışmak için buradayız. Mardin'de 220 Tümbel-Sen emekçisi ihraç edilmiş, bunun 33 tanesi de kadın emekçilerdir. Bugüne kadar 5 bine yakın arkadaşımız KHK ile ihraç edildi." 
 
'Daha örgütlü işler yapmalıyız'
 
İhraçlara ve OHAL baskısına karşı sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Elif, "Ama bu mücadelenin yalnızca elinden tutmak yetmez nasıl büyütebiliriz diye kendimize sormalıyız. İş yerinde diğer kadın arkadaşlara nasıl ulaşabiliriz. Onları da bu fikre nasıl kazanır yalnız olmadıklarını nasıl onların bilincine çıkartabiliriz. Bu konuda daha planlı daha programlı daha örgütlü işler yapmamız gerekiyor" diye konuştu. 
 
'OHAL'e boyun eğmeyeceğiz'
 
Elif, bu nedenle, KESK, TMMOB, TTB ve DİSK ile bir araya gelerek geçen hafta başlattıkları "OHAL'le hayır" kampanyasını düzenledikleri basın toplantısıyla kamuoyuna duyurduklarını söyledi. Elif, "Bu 3 aylık bir kampanya ve Ocak sonuna kadar sürecek. Biz kadınlar olarak, emekçiler olarak, ne ihraçlara ne de OHAL'e boyun eğmeyeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz" diye bilgi verdi.
 
Kadınlar her yüzyılda mücadele etti
 
Panelin öğleden sonraki bölümünde ise,  "Muhafazakârlık, Laiklik ve İslami muhafazakârlık" üzerine Kocaeli Üniversitesi'nde ihraç edilen barış akademisyeni Aynur Özuğurlu konuştu. Kadının dünden bu yana muhafazakârlık ve neoliberalizme karşı verdiği mücadeleden söz eden Aynur, şöyle konuştu: "Bütün bunları yaptığımız alana feminist ve Marksistler üretim alanı diyoruz. Bu yeniden üretim alanında kadınlar çok önemliler. Yeniden üretim alanında yaptığımız yemekler ve ev işleri bunların hepsi aslında kadınların ev içi emeklerinin kotasında. Kadınlar iki yüzyıl boyunca üretimde de yeniden üretimde de çok önemli kazanımlar elde etti. 19'ncu yüzyıldan başlayarak kadınların çalışma hakkı için mücadele ettiler. Yine 20 yüzyılda parasız kürtaj parasız doğum kontrolü üreme hakları için mücadele ettiler. Kapitalizmin erken geliştiği ülkelerde hem de geç gelişmiş ülkelerde bu sınıf mücadelesini dünya çapında güçlülüğü ve örgütlülüğü nedeniyle daha büyük mücadele gösterdiler. Bütün bunlar kadınların erkeklere bağımlılığını zayıflattığı taleplerdi."
 
Kanayan yara: Çocuk istismarı
 
Ardından söz alan avukat Meriç Eyüboğlu, "Mevcut yasalardaki değişiklikler ve kadınlara yansımaları" konusunda konuştu. Çocuk yaşta evlendirilmelerin toplum tarafından meşrulaştırıldığına dikkat çeken Meriç, bunun çocukları istismar edenlerin serbest bırakılmasına yol açan yasalardan dolayı olduğunu kaydetti. Meriç, "Bundan en fazla da kız çocukları zarar görüyor ve bir kanayan yara da bu oluyor" sözlerini kullandı. 
 
'Kürt kadınların örgütlenmesi daha iyi'
 
Kadınların hem aile ortamında hem de başvurdukları karakolda güvende olmadığını dile getiren Meriç, "Savcılıklar hala bu olayları önemsemiyor ve kadınları geri götürüyor. Aslında hekimler ve Adlî Tıp Kurumu'nun da yaptığı şeyler diğer kurumlardan ayrı değil. Aslında tecavüze uğradıktan sonra hayata tutunmamız gerekir. Ama Adli Tıp Kurumu'na gittiğinizde yaşadığınız bütün travmayı yeniden görüyorsunuz. Kadınların şiddet nedeniyle gidecekleri yerler hala belli değil. Burada Kürt kadınların örgütlenmesi daha iyi. O yüzden buradaki kadınlar daha şanslı" diye konuştu.
 
'Dayatmaları yok etmeliyiz'
 
Kadına yönelik şiddetin hukuki boyutuna da değinen Meriç, Çilem Doğan'ı ve Yasemin Çakal'ı hatırlattı. Her iki kadının da şu anda özgür olduğunu ve bunun önemli bir durum olarak gören Meriç, "Bunu yaşayan binlerce kadın da var. Kaç kadını kaçımız evimizde ağırlayabilir kaç gün misafir edebiliriz. Tüm bunlar dışında cinsel istismar ve cinsel saldırı meselesinde kendi suçumuz gibi yaşamak da sürekli yaşadığımız şeyler. Kadınlar bu saldırıları ifade edip teşhir ederken kadınlar buradan güçlenerek mi çıkmalı yoksa daha da mağdur olarak mı? Bizim de bu yönde araya girip kadına destek olmak ve onu ayakta tutmamız gereken dayanışmamız olmamalı. Bize dayatılan bu kadınlık durumlarını yok etmemiz gerekiyor" ifadelerine yer verdi. 
 
Meriç, "Kahkaha atmayın, "hamile iken dışarı çıkma" ve "3 çocuk doğurma"  ve son olarak ta "15 çocuk doğurma" üzerinden kadına dayatılan bir anlayışın söz konusu olduğunu kaydetti. 
 
Panel,  "Kayyımlar ve kadın çalışmalarına yansımaları" ve  " Medya ve kadın" konuları ile devam etti. 
 
Panel, yarın kadın meclisi toplantısı şeklinde basına kapalı olarak gerçekleştirilecek.