Aycan İrmez, Adalet Bakanlığı'nı harekete geçmeye çağırdı

  • 15:58 17 Kasım 2017
  • Güncel
ANKARA- HDP Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, son zamanlarda Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi'nde  siyasi mahkumların yaşadıkları işkence boyutuna varan ağır hak ihlallerine ilişkin Meclis'te yaptığı açıklamada, sorumlular hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığını belirterek, Adalet Bakanlığı'nı harekete geçmeye çağırdı. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Aycan İrmez, son zamanlarda yaşanan hak ihlalleri ile gündeme gelen Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi ile ilgili Meclis'te basın açıklaması yaptı. Aycan, HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve Elazığ HDP İl Örgütü'nden oluşan bir heyetin Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi savcısı ile gerçekleştirdikleri görüşmeyi paylaştı. 
 
'Mahkumlar darp edildi, yerde sürüklendi, hakaretlere maruz kaldı'
 
Mahkumların mektup yoluyla yaşadıkları hak ihlallerini ve ailelerin benzer şikayetlerinin kendilerine aktarılması üzerine Elazığ Cezaevi Savcısı ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini söyleyen Aycan, savcıya aktardıklarını şöyle sıraladı:
 
"Savcıya; yaklaşık bir buçuk aydır diğer cezaevlerinde uygulanmamasına rağmen, mahkumlara kimlik taşıma uygulamasının dayatıldığını, kimlik dayatmasını kabul etmedikleri için cezaevi yönetiminin keyfi uygulamalarına ve bir çok mahkumun haklarından yoksun bırakıldıklarını; spor, revir, sağlık, telefon, avukat görüşü ve açık görüş haklarının keyfi bir şekilde engellendiğini, savunma haklarını kullanamadıklarını, 23 Ekim günü açık görüş haklarının engellendiğini, bunu protesto sırasında koğuşlarının 25-30 kişilik cezaevi personeli grubu tarafından basıldığını ve kadın mahkumların bu personeller tarafından darp edildiğini, yerlerde sürüklendiklerini, onur kırıcı hakaretlere maruz kaldıklarını aktardık. 
 
'Halen açılan bir soruşturma yok'
 
Ayrıca, cezaevi personelinin ilk baskından sonra, ikinci bir baskın düzenleyip mahkumların özel eşyalarına el koyduklarını, koğuşlara sivil kıyafetli şahısların girerek fiziksel rahatsızlığı olan bir kadın mahkumu darp ettiğini ve duruma itiraz eden mahkumlara disiplin cezası verilerek süngerli odalara ve hücrelere konulduğu ve konuya ilişkin şikâyetlerinin de cevapsız kaldığını da aktardık. Kısacası Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinde yaşanan ağır hak ihlallerini sayın savcıya sıraladık ve bu korkunç bilgilere kulaklarını tıkayıp görmezden gelmemesi gerektiğini ifade ettik. Sayın savcıya; darp edilenlerin isimlerini vererek, dilekçelerinin işleme alınıp alınmadığını da sorduk. Savcı, kendisine dilekçelerin ulaştığını gerekli deliller için dilekçeleri cezaevine gönderdiğini, fakat bir soruşturma başlatmadığını ifade etti. Savcıdan sonra, cezaevi müdürü ile görüşerek kendisine de tüm bu durumları aktardık" 
 
'10 mahkum açlık grevinde'
 
Cezaevi savcısından edindikleri bilgiye göre yaşanan hak ihlallerine karşı 10 Kasım tarihinden bu yana 10 mahkumun açlık grevine başladıkları bilgisini paylaşan Aycan, Adalet Bakanlığı'ndan tutsaklarla görüşme talebi için izin istemelerine rağmen bakanlık tarafından heyete izin verilmediğini dile getirdi. Aycan, tutsaklarla görüşen avukatlar üzerinden bilgi aldıklarını belirterek cezaevinde yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı: 
 
*Elazığ Ceza İnfaz Kurumu'nda yaşanan ve yukarıda sıralamış olduğumuz hak ihlallerinden biri olan tutuklu ve hükümlülerin kimlik taşıma zorunluluğuna yönelik keyfi ve insan onuruyla bağdaşmayan tutumun, hükümlü ve tutuklularca kabul edilmeyişi kendileri yönelik ağır disiplin cezaları verilmesine sebep olmaktadır.  Bu meseleye dair cezaevi savcısı ile görüşmek için avluda bekleyen kadın tutuklu ve hükümlülerin darp ve şiddet gördüğü, bu darp ve şiddetin 'cinsel şiddete' varmıştır.
 
*Basında da yer aldığı üzere, hükümlü İlke Başak Baydar'ın da bu müdahale sırasında ağır darbeler aldığı ve kan kustuğu haber konusu edilmiştir. Aynı şekilde koğuş içlerine yangın söndürme hortumlarıyla tazyikli suyla müdahale edilmiş, bu müdahale neticesinde Hasret Süzgün astım krizi geçirdiği, Rojda Göçmen isimli hükümlü/tutuklu ise eli mazgalın önündeyken gardiyanlarca, parmaklarının mazgalın arasında sıkıştırılmıştır.
 
*Bütün bu yaşananlara yönelik Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan şikayet başvurusunun aynı gün takipsizlikle sonuçlanmıştır.
 
*Farklı tarihlerde çıkan müdahaleler sonrasında bazı kadın hükümlü ve tutukluların süngerli odalara alınarak kötü muamele ve işkenceye maruz kaldıkları, bu sebeple kadın tutuklu ve hükümlülerin bir kısmının 8 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olunduğu beyan edilmiştir.   
 
*Ayrıca aileler tarafından kargo ile gönderilen eşyaların verilmediği, başta kışlık elbiselerinin verilmediği bu yüzden tutsakların daha yazlık elbiseleri ile durduğu bilgisi edinişmitir. 
 
'OHAL koşullarında cezaevleri adeta bir işkencehaneye dönüştürülmüştür'
 
Elazığ Cezaevi'nde yaşanan bu hak ihlallerinin neredeyse tüm cezaevlerine yayıldığını belirten Aycan, cezaevlerinde yaşanan bu uygulamaların basına yansımasına rağmen cezaevi politikalarında bir değişiklik olmadığını dile getirdi. Aycan,"Cezaevinde kalan tüm tutuklu ve hükümlüler devletin sorumluluğu altındadır ve bu kişiler insani bir muameleye tabi tutulmalıdırlar. Anayasa'da eşitlik ilkesine vurgu yapılırken yurttaşların içeride ya da dışarıda olmasına bakılmaz. Ancak bu ülkede artık adını koyalım ki cezaevlerine yönelik özgün bir 'cezaevi politikası ve rejimi' mevcuttur ve özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen ve aylardır kesintisiz devam eden OHAL koşullarında cezaevleri adeta bir işkencehaneye dönüştürülmüştür. Çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluş da yurttaşların hem gözaltı hem cezaevi sürecinde ağır hak ihlali ve işkenceye maruz bırakıldıklarını anlatan beyan ve delilleri ortaya koyarak, bu durumu raporlaştırmıştır" ifadelerinde bulundu. 
 
'Gerekli adımlar atılsın'
 
Cezaevlerinde yaşanan bu uygulamaların artık politika haline geldiğini söyleyen Aycan, son olarak da şunları ifade etti: "Bugün cezaevlerinde hiçbir hukuki dayanağı olmayan uygulamalar, cezaevlerini her zamankinden daha fazla kolektif cezalandırma mekânlarına dönüştürmüştür. OHAL en çok da cezaevlerini vurmuştur. Cezaevlerinde uzunca bir süredir uygulanan kolektif cezalandırma politikası OHAL ilanıyla birlikte daha da şiddetlenmiştir. Sadece cezaevindeki tutuklu ve hükümlülere değil, onlarla birlikte aynı zamanda onların yakınlarına yönelik de hak ihlalleri ayyuka çıkmıştır. Bu konuda Adalet Bakanlığı cezaevlerindeki ağır hak ihlallerinin son bulması için gerekli adımları atmalıdır."