Elazığ Cezaevi’nden tahliye olan kadınlar anlatıyor…

  • 09:14 20 Kasım 2017
  • Güncel
Melike Aydın
 
DERSİM - Hak ihlalleriyle gündeme gelen ve kadın tutsakların 20 gündür açlık grevinde olduğu Elazığ T Tipi Cezaevi’nden tahliye olan Gültaze Yeseler, “Esir muamelesi gördük. Nerdeyse 3 aydır arkadaşlarımız hem görüş hem de telefon hakkından mahrum” dedi. 
 
16 Nisan 2017 referandumu öncesi Dersim'de 310 kişi gizli tanık ifadelerine dayanarak gözaltına alınmıştı. Bu ifadeler sonucu tutuklanan 60 yaşındaki Gültaze Yeleser ve Hasret İlik hak ihlalleriyle gündeme gelen Elazığ T Tipi Cezaevi'nden geçtiğimiz günlerde tahliye edildi. Gültaze ve Hasret cezaevi koşullarında yaşadıklarını anlattı. Cezaevinde tutsaklara esir statüsünde tek tip ve askeri bir yaşam dayatıldığını ifade eden Hasret, arkadaşlık ve yoldaşlık dayanışmasının cezaevi koşullarında direnme gücü verdiğini söyledi.
 
‘Sabaha kadar ölürüm diye düşündüm’
 
Ovacık’a bağlı Hanuşağı köyünde oturan Gültaze, 3 Nisan günü evine yaoılan baskınla gözaltına alındığını söyledi. Gültaze, gözaltı sürecini ve sonrasını şöyle anlattı: “Gözaltına alındığım gün 12 saat hücrede kaldım, bir kaşık su bile vermediler. Herhalde sabaha kadar ölürüm diye düşündüm. O zindandan hiç çıkmam sanıyordum. Ardından çıkarıldığım mahkemece tutuklandım. Orada ne yaşadığımı bir ben bilirim. Kardiyoloji uzmanına tahlillerimi vermediler. Defalarca doktora gitmek istedim sonuca ulaşmadan geri getirdiler. Arkadaşlar olmasaydı nasıl olurdu bilemiyorum. Benim gibi ihtiyar kadınlar, hasta kadınlar, çocuklu kadınlar var. Elleri kelepçeli doktora götürülüyorduk."
 
'Cezaevleri esir kampına dönüştürülmek isteniyor'
 
Tek tip kıyafet uygulamasına yönelik dayatmalarla cezaevlerinin esir kampına çevrilmek istendiğini belirten Gültaze, 25 - 30 kişilik koğuşta üzerinde küçük bir çiçek veya kalp resimli eşofmanların dahi koğuş baskınları ile toplandığını söyledi. Gültaze, "Eşyalarımızı zorla gelip alıyorlardı. Çok sıcak oluyordu yaşlı olanlarımızın dayanamıyordu. Tuvalet alanına kamera taktılar. Namaz kılanlar vardı ve kameranın karşısında huzursuz oluyorlardı. Karşımızda gardiyanlar sürekli bize bakıyordu. Arkadaşlar kameraları kırdılar ardından onlara 10 gün hücre cezası verildi. Sonra bizim kimliklerimizi aldılar cezaevi kimliği verdiler. Görüşe gitmek, kargolarımızı almak, mektuplarımızı almak için bunu koğuşta tutmamız gerekiyordu biz kabul etmedik. Esir muamelesi gördük. Nerdeyse 3 aydır arkadaşlarımız hem görüş hem de telefon hakkından mahrum. Mektupları da vermiyorlardı" diye yaşadıklarını aktardı. 
 
‘Direnmekten vazgeçmeyeceğiz’
 
Gültaze ile aynı koğuşta kalan Hasret İlik, cezaevinde psikolojik işkence yapıldığını erkekler koğuşunda ise 30 gün hücrede kalan ve işkenceye maruz bırakılan tutsakların olduğunu aktardı. Cezaevindeki baskıları arkadaşlık ve yoldaşlık dayanışması ile yendiklerini söyleyen Hasret Dersim’de çok sayıda kişinin tutuklandığını hatırlattı. 
 
Dersim’e yönelik özel bir savaş politikası yürütüldüğünü belirten Hasret, “Dışarıda kalanlara gözdağı veriyorlar. Dersim'i boşaltmak ve asimile etmek istiyorlar. Bizler ne olursa olsun bu politikalara karşı direnmekten vazgeçmeyeceğiz" dedi.