Çocuklar için tablo karanlık, cezasızlık ısrarı sürüyor

  • 09:26 20 Kasım 2017
  • Güncel
DİYARBAKIR - 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü'ne ilişkin konuşan Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Ümit Asiye Demir, tablonun her geçen gün daha da karardığını belirterek Türkiye'de yargının ihlaller karşısındaki cezasızlık politikası uyguladığına dikkat çekti. 
 
Çocuğa yönelik istismar ve sömürünün iktidar ve erkek yargı eliyle meşrulaştırıldığı Türkiye'de tablo her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Özellikle Kürdistan kentlerinde yaşanan savaş çocukların sağlık, yaşam, eğitim ve barınma hakkını ortadan kaldırırken, ucuz iş gücü olarak çalıştırılan çocuklar, ağır sömürü koşulları altında yaşamaya mahkum ediliyor. Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yayınlanan raporlar karanlık tabloyu gözler önüne sererken, binlerce çocuğun halen cezaevlerinde olduğu, savaş nedeniyle yaşam hakkından mahrum bırakıldığı Türkiye'de failler yargının "iyi hal"inden yararlanarak korunuyor. Sömürü çarkının daha fazla kar hırsı nedeniyle sadece 2016 yılında en az 56 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Kürdistan’da ise sadece son birkaç ayda en az 16 çocuk zırhlı araç çarpması sonucu katledildi. Tüm bu yaşananlar karşısında çocukları ise en çok da ‘sessizlik’ öldürdü. 
 
20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü dolayısıyla Türkiye'deki çocukların maruz bırakıldığı hak ihlallerini değerlendiren Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Ümit Asiye Demir, çocuk haklarını koruyan en temel sözleşmenin Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi olduğunu vurguladı. Sözleşmenin taraf devletlere birçok hükümlülük yüklediğini vurgulayan Asiye, "20 Kasım Dünya çocuk hakları günü olarak kutlanmakta. Sözleşmenin tamamı çocuğun korunması amacıyla hazırlanmıştır. Bunun sebebi çocukların bir birey olması ve birey olmasından kaynaklı çeşitli haklara sahip olmalarıdır" dedi.
 
Türkiye'de tablo karanlık 
 
BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin sağlık, eğitim, dil, isim, nüfus vatandaşlık hakkıyla birlikte birçok şeyi kapsadığını ifade eden Asiye, taraf olduğu sözleşmenin dil ve kültürün yaşaması maddelerini kapsayan 17,29 ve 30. Maddelerine çekince koyan Türkiye'de çocuk hakları ile ilgili çok ciddi bir hak ihlali yaşandığını vurguladı. Asiye, yaşanan ihlallerin bir sonucu olarak çocukların en temel hakkı olan anadilde eğitim hakkından dahi yararlanamadığının altını çizdi. 
 
'Çocuklara istismarın ne olduğunu anlatmak gerekiyor'
 
Çocuğa yönelik artan istismara dikkat çeken Asiye,  "Anne baba dışında birilerinin çocuğun bedenine dokunması durumunda çocuk bunu ayıramıyor. Çocuk haklarını buradan korumaya başlamamız gerekiyor. Çocuklara istismarın ne olduğunu anlatmak gerekiyor. İstismar yüzde seksen çocuğun tanıdığı biri tarafından gerçekleşiyor" şeklinde konuştu. Yargı alanında bunu korumaya çalıştıklarını ifade eden Asiye, Çocuk Koruma Kanunu'ndaki belli tedbirleri uygulamaya çalıştıklarını söyledi.
 
Cezasızlık ısrarı sürüyor 
 
Çocuğa yönelik ihlallerde yaşanan cezasızlık politikalarına da vurgu yapan Asiye, özellikle aile için istismarın ardından yine çocuğun tehdit edildiğini söyledi. 
 
Şırnak'ın Silopi ilçesinde panzerin evlerine girmesi sonucunda yaşamını yitiren Furkan ve Muhammed Yıldırım kardeşleri katleden polisin ilk duruşmada tahliye edildiğini hatırlatan Asiye, panzeri süren polisin sertifikasız olduğunu hatırlatarak, "Muhtemelen bölgemizde birçok polis sertifikasız araç kullanıyor.  Her gün yeni bir panzer olayıyla karşı karşıya kalıyoruz. En son Siirt'te bir çocuk panzer altında kaldı. Sertifikası olmayan bir polisin zırhlı araç kullanmasına izin veren de suçludur" ifadelerini kullandı.
 
'Mevzuatta iyiyiz ama...'
 
Karaman’da çocuklara yönelik toplu istismar suçunun sanıklardan sadece birinin hapis cezası altığını ardından konunun kapatıldığını hatırlatan Asiye, şöyle devam etti:  "Ama denetimsiz yurtlar var. Adıyaman Gerger'de bir hademe çocuklara yönelik istismarda bulundu. Sadece bir kişi yargılanıyor. Birçok yurt denetimsiz. Yurtlarda, okullarda istismarlar yaşanıyor. Mevzuat anlamında iyiyiz hiçbir sorun yok ancak uygulama anlamında hiçbir şey yapılmıyor. Demir kapılar altında kalıp ölen çocuklar var. Aladağ'da 11 çocuk hayatını kaybetti. Van'da 40 günlük bir bebek istismara uğradı yaşamını yitirdi. Bütün bunlar denetimsizliğin sonucu."