Serpil: Mirabellere yapılanlar Pakize, Seve ve Fatma'ya yapıldı, unutmayalım!
- 10:08 24 Kasım 2017
- Güncel
Habibe Eren
ANKARA- HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara çağırırken, “Yeni dönem bizi kalıcı faşist bir rejime götürebilir. Bu yüzden kadınlar olarak infialde olmamız ve bu süreci durduracak dayanışmayı bulunduğumuz her alanda göstermemiz gerekiyor. Toplumsallaşan ciddi bir kadın mücadelesine ihtiyacımız var.Yine bölgede DBP’nin MYK üyeleri Pakize, Seve ve Fatma’ya yapılanlar Dominik Cumhuriyetinde Mirabel Kardeşlere yöneltilen şiddetinin bir benzeriydi, bunları unutmamalıyız!” dedi.
AKP iktidarı boyunca artan faşizm ve cinsiyetçiliğin karşısında kadınlar her geçen gün yeni mücadele hatları oluşturarak özgürlük alanlarını genişletmek için mücadeleyi büyütüyor. Türkiye’de kadınlar 25 Kasım’ı yine OHAL gölgesinde karşılarken saldırılara ve kadını yok sayan politikalara karşı Mirabel Kardeş’lerden aldıkları mücadele mirasına yeni direniş örnekleri de ekliyorlar.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, 25 Kasım kapsamında değerlendirmelerde bulunurken, kadınları alanlarda olmaya davet etti.
‘Bu süreçte en büyük saldırılar kadınlara karşı yapıldı’
Kadınlar olarak her sene 25 Kasım’da kadına yönelik şiddeti gündeme aldıklarını ve bunun etrafına mücadele hattı ördüklerini kaydeden Serpil, “Özellikle son birkaç yıldır kadınlara dönük devlet ve erkek şiddeti katmerlenerek boyut atladı” dedi. Bu süreçte en büyük saldırıların kadınlara karşı yapıldığını ifade eden Serpil, “Özellikle özyönetim direnişleri sebebiyle gerçekleştirilen abluka, devletin uyguladığı militarist politikalar ile devlet şiddetini farklı bir boyuta çıkardı. Suriye’de, Irak’ta IŞID’ın saldırılarının bir benzeri de abluka altındaki Cizre, Nusaybin ve Sur’da yaşandı” ifadelerini kullandı.
‘Mirabel Kardeşlere yapılanlar Fatma, Seve ve Pakize’ye yapıldı’
Türkiye’nin kendi tarihi içerisinde gördüğü en ağır tablolardan birinin özyönetim direnişlerine yönelik saldırılar olduğunu söyleyen Serpil, Kürdistan’da kadınların yaşadıkları saldırının hafızalardan silinemeyeceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Özellikle Taybet Ana’nın cansız bedeninin sokakta bir hafta boyunca kalması, çocukların cansız bedenlerinin buzdolabında bekletilmesi, Miray bebeğin yaşamını yitirmesi gibi pek çok devlet cinayeti yaşandı. Ve savaş suçu işlendi. Sadece belli bir bölge içinde değil; Türkiye’nin içinde bulunduğu çatışmacı iklimin bedelini aslında her tarafta kadınlar ödedi. Dilek Doğan ev baskınında polislere ‘galoş giyin’ dediği için katledildi. Yine bölgede DBP’nin MYK üyeleri Pakize, Seve ve Fatma’ya yapılanlar Dominik Cumhuriyetinde Mirabel Kardeşlere yöneltilen şiddetinin bir benzeriydi, bunları unutmamalıyız!”
‘Kadınlar AKP’nin politikalarına başkaldırarak itiraz ediyor’
Dominik Cumhuriyetinde direnen ve 25 Kasım’ın sembolü olan Mirabel Kardeşlerin, diktatöre karşı direndiğini ve yürüttükleri özgürlük savaşının sonucunda susturulmaya çalışıldıklarını söyleyen Serpil, “Onların direnişin büyüklüğünü kesmek isteyenler onları katlederek cinsel saldırıya maruz bıraktı. Ancak onlar bütün dünyaya sembol ve örnek oldular” dedi. Türkiye’de de kadınların yaşanan katliamlara ve devletin uyguladığı bu politikalara başkaldırdığını ve itiraz ettiğini vurgulayan Serpil, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“AKP Saray rejimi faşizmi kurumsallaştırarak yeni bir dönem inşa ediyor. Bunu kalıcı kılmak için de kadınları hedef alıyor. Öte taraftan yine başta Erdoğan olmak üzere devletin tepesinde bulunan politik figürlerin kadınlara yönelik ifadeleri de yeni oluşturulmaya çalışılan rejimi kurgulamak içindir.”
‘Kadınları araçsallaştırarak kendi rejimini inşa ediyor’
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği, “Türkiye’deki terör örgütlerin 15 çocuğu var. Müslüman kadınlar artık sizde 15 çocuk yapın” şeklindeki cinsiyetçi ve ırkçı söylemleri hatırlatan Serpil, “AKP, kadınlara sizde daha çok doğurun diyerek kendi rejimini inşa etmek için kadınları araçsallaştırarak onlara nasıl baktığını ortaya koyuyor. Cinsiyetçi politikaların ırkçı politikalarla iç içe geçerek inşa edildiği bu süreci yaşıyoruz. O yüzden 25 Kasım’daki çalışmalarımız ve kadınların duruşu tam da bu tabloyu görecek bir yerden olması gerekiyor “ ifadelerini kullandı.
‘AKP’nin politikalarını boşa çıkarmak zorundayız’
AKP rejiminin kadınlara yüklediği; ırkçı, cinsiyetçi ve şovenist rolün kadınların örgütlülüğü ve dayanışması ile tersine çevrildiğinin altını çizen Serpil, “AKP’nin kadınlara yönelik politikalarını boşa çıkarmak zorundayız” dedi.
25 Kasım’ın evrenselliğine de değinen Serpil, kadınların dünya genelinde tarihsel kazanımlarına yönelik saldırıların arttığını belirterek, “Aslında bu kapitalizmin içine girdiği neo-liberal krizin sonuçlarının kadınlara yansıması. Bu neo-liberal kapital krizin kendi sorunlarını çözemeyişi ve kendini dayatması; çatışmaları ve savaşları körüklediği gibi sömürüyü ve ezilmeyi de beraberinde getiriyor” dedi.
‘Rojava’da kadınlar tüm dünyaya örnek oldu’
Kapitalist sistem içinde kadınların şiddete ve sömürüye maruz kaldığını vurgulayan Serpil, “Dominik Cumhuriyeti’nde Mirabel kardeşler faşizme, sömürüye ve eşitsizliğe nasıl başkaldırdılarsa; bugün dünyanın her yerinde kadınlar baş kaldırıyor, itaat etmiyor tahakküm altına girmiyor. Bunun en güzel örneğini de Rojava’da kadınlar gösterdi. Tecavüzcü IŞİD çetelerine karşı kadınlar özsavunma gerçekleştirerek dünya kadınlarının mücadelesine örnek oldu ve umut aşıladılar. Dolayısıyla savundukları cinsiyet eşitlikçi ve ekolojik yaşam pratiği kadınların öncülüğünde gelişmiş oldu” diye konuştu.
‘Partimizdeki eşit temsiliyet ve kadın mücadelesi hedef alındı’
OHAL boyunca çıkartılan KHK’lar ile kadın mücadelesinin hedeflendiğini dile getiren Serpil, “En önemlisi de kadın örgütlerinin bu süreçleri örgütlerken ve özellikle yasalar tartışılırken alandan uzaklaştırılmaya çalışıldığı, onlarla bir diyalog içerisinde bu süreçlerin inşa edilmesinin önünü kesen bir yapı oluşturuldu” ifadelerini kullandı.
‘Toplumsallaşan ciddi bir kadın muhalefetine ihtiyaç var’
Mecliste HDP’li kadınlar olarak bir grup oluşturduklarını ve mücadele ettiklerini ifade eden Serpil, “Özellikle bu süreçlere dahil oluyor ve bu konuda itiraz noktalarımızı oluşturuyoruz; çünkü yeni rejim kendini kadın üzerinden inşa edip daha kalıcı bir hale dönüştürmek istiyor” dedi. Yeni sürecin, kanunların ve hukukun uygulanmadığını bir dönemi tarif ettiğine ve olağanüstü bir dönem yaşandığına işaret eden Serpil, devamında şunları kaydetti:
“Yeni dönem bizi kalıcı bir faşist bir rejime doğru götürebilir. O yüzden kadınlar olarak infialde olmamız gerekiyor ve bu süreci durduracak dayanışmayı bulunduğumuz her alanda göstermemiz gerekiyor. Toplumsallaşan ciddi bir kadın mücadelesine ihtiyacımız var. Ortaklaşarak kadınların kazanımlarını ve kadınların haklarını genişletmek konusunda birlikte hareket etmek gerekiyor.”
‘Tüm kadınlarla birlikte 25 Kasım’da alanlarda olacağız’
HDP olarak bu anlamda mücadele yürütmeye devam edeceklerini belirten Serpil, 25 Kasım’da kadınların alanlarda sesinin yükseltmesinin çok önemli olduğunu ifade ederek, “Biz 25 Kasım’da bütün kadınlarla birlikte sokaklarda olacağız. Mecliste de bu sorunları dillendirmeye devam edeceğiz” dedi.








