'Korkunç bir tabloyla karşı karşıyayız'
- 12:36 24 Kasım 2017
- Güncel
DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi yaptığı açıklamada, 2017 yılı Sivil araştırmacıların verilerini kamuoyu ile paylaştı. Raporda, 2017'nin ilk 10 ayında erkeklerin 240 kadın ve kız çocuğunu katlettiğine dikkat çekilerek, "Korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız" denildi.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet İle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle Diyarbakır Adli Yardım Binasında basın toplantısı düzenledi. Kürtçe ve Türkçe yapılan açıklamanın Kürtçesini Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Nuşin Uysal Türkçesini ise Avukat Zeynep Işık okudu. Türkiye'nin kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin hazırlanan Avrupa Konseyi sözleşmesine taraf olduğunu hatırlatan Zeynep, ancak bugüne dek İstanbul Sözleşmesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin acil eylem planlarının uygulanmadığının altını çizerek, "Sadece sözleşmenin imzacısı olmak yetmez. Önemli olan sözleşmedeki standartların yasaya ve uygulamaya yansımasıdır" dedi.
'Korkunç bir tablo ile karşı karşıyayız'
2017 yılı Sivil araştırmacıların verilerine göre, 2017'nin ilk 10 ayında erkeklerin 240 kadın ve kız çocuğunu katlettiğini söyleyen Zeynep, 77 kadının cinsel saldırıya maruz bırakıldığını, 286 kız çocuğunun cinsel istismara maruz bırakıldığını, 338 kadına şiddet uyguladığını belirterek, korkunç bir tablo ile karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Zeynep, 2012 yılında 141 kadın, 2013 yılında 287 kadın, 2014 yılında 292 kadın, 2016 yılında 278 kadın, 2017 yılında da 287 kadının katledildiğini hatırlattı.
'Şiddeti önlemeye yönelik projeler geliştirilmeli'
Kadın katliamları sonucunda sahipsiz kalan bebek ve çocukların çoğu zaman yurtlarda hatta sokaklarda yaşamak zorunda kaldığını dile getiren Zeynep, "Sistem bir kadın veya bir çocuk şahında tüm toplumun geleceğine darbe vurmaktadır. Toplumun temeli kadındır ve kadın özgürleştikçe toplumlar bilinçlileşir. Şiddet oluşmadan önce önlemeye yönelik etkili projeler geliştirilmelidir" diye konuştu. Zeynep, cinsel saldırı mağdurlarının suç sayılan eylem sonucu gebeliklerine istek ve taleplerine rağmen son verilmemesinin ise başka bir şiddet biçimi olduğunun altını çizdi. Zeynep, çocuk yaştaki cinsel şiddet mağdurlarının soruşturma yargılama sırasında adeta yargıladığını vurguladı. Bunun telafi edilmeyecek yeni zararların oluşmasına yol açtığını söyleyen Zeynep, çoğu zaman bilim insanlarının aksi yöndeki görüşlerine dahi itibar edilmediğini söyledi.
'OHAL sonucu kadınlara dönük şiddet arttı'
Türkiye'de OHAL'in ilan edilmesi ve belediyelere kayyımların atanması sonucu kadın hakları alanında gerilemeler olduğunu ifade eden Zeynep, kadına dönük şiddetin de bu eksende yoğun şekilde arttığının altını çizdi. Zeynep konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Devletin eril politikalarının sonucu olarak; şort giydiği için, gece sokakta olduğu için, toplu taşıma araçlarında seyahat ettiği için kadınlar her gün ya erkeklerin ya da kamu gününü kullanan kolluk görevlilerinin saldırı, tehdit ve tacizlerine maruz kalmaktadırlar."
Cezaevlerinde kötü muamele artıyor
Cezaevlerinde kadına yönelik şiddet ve kötü muamelelerin her geçen gün daha da arttığını dile getiren Zeynep, ayrıca gebe kadınlar, emziren kadınlar ve lohusa dönemindeki kadınlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların sıkça yaşandığını belirtti. Zeynep, bu durumun kadın ve çocuklarda yoğun bir mağduriyete neden olduğunu söyledi.








