Adliye muhabirlerinin haber yolculuğu: Bariyer, güvenlik, koridor…
- 09:01 2 Aralık 2017
- Güncel
Evrim Kepenek
İSTANBUL - Adliyede muhabirlik yapan iki gazeteci Fatma Yörür ve Elif Akgül… Ana akım medya çalışanlarının ara koridorlardan rahatça girdikleri duruşma salonlarına onlar bariyerleri ve güvenlik görevlilerini aşarak giriyor. İki gazeteci de muhalif ve kadın kimlikleriyle hem adliyede hem de haber odalarında var olma mücadelesi veriyor.
Türkiye’nin en büyük adliye binası olarak gösterilen Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde görev yapan muhalif kadın muhabirler, dönemin en önemli davalarının ayrıntılarını kamuoyu ile paylaşıyor. Yüzlerce insanın detaylarını merakla beklediği davaları takip etmek için mahkeme salonları arasında adeta mekik dokuyan muhabirlerin çalışma yaşamı pek de kolay değil. Kadın muhabirler kimi zaman faillerin yakınları tarafından sözlü tacize maruz bırakılıyor, kimi zaman güvenlik görevlileri tarafından duruşma salonuna alınmıyor. Mahkeme salonlarından haber odalarına uzanan yolculukta kadın adliye muhabirlerinin yaşadığı problemleri mercek altına aldık.
Mütevazi bir gazeteci…
Fatma Yörür, Artı Gerçek haber sitesinde çalışıyor. Mesleğe başladığı 2013 yılından beri Hrant Dink’in faillerinin yargılandığı davadan tutulalım da Türkiye’nin bir dönemine damga vurmuş Gezi Direnişi nedeni ile yargılanan eylemcilerinin davalarına kadar pek çok duruşmada Fatma ile karşılaşmanız mümkün. Önemli davaları takip etmesine rağmen mütevazi bir biçimde kendisini meslekte “yeni” olarak tanımlayan Fatma, adalet arayışına tanık olmanın kendisi için de önemli olduğunu da söylüyor. Özellikle Pınar Selek ve Hrant Dink davalarında mutlaka duruşmada olmayı tercih ettiğini söyleyen Fatma, katledilen gazetecilerin davalarının aydınlatılmadığını hatırlatıyor: “Orada olmayı hem meslek açısından hem de kişisel olarak yükümlülük olarak görüyorum.”
‘Savunmalarını dinlemek dahi çok öğretici’
Türkiye’de 150’nin üzerinde gazeteci cezaevinde.Fatma,“Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “Örgüt üyesi olmak” gibi iddialarla yargılanan tutuklu gazetecilerin davalarını da takip ediyor. “Usta” olarak tanımladığı gazetecilerin savunmalarını dinlerken heyecanlandığını ve yeni bir sürü şey öğrendiğini anlatan Fatma, gazetecilerin tutuklanmasına da tepki gösteriyor: “Usta gazeteciler kendilerini savunuyorlar. Aslında haber odasında birlikte çalışsanız bir sürü haber detayı öğreneceğiz meslektaşlarınızın savunmalarını dinliyorsunuz. Tutuklu gazetecilerin savunmalarını dinlemek dahi çok öğretici.”
‘Bariyerleri aşmak bir hayli zor’
Fatma, mesleki anlamda maruz bırakıldıkları ayrımcılığa da örnek veriyor. Adliyede bulunan basın odasının adeta ana akım medya çalışanlarına tahsis edildiğini dile getiren Fatma, “Ana akım medya çalışanları ara koridorlarda bulunan kapılardan içeri girerken bizler dışarıda kurulan bariyerleri aşarak içeri giriyoruz. Güvenlik görevlilerini ikna etmeye çalışıyoruz. Hâlbuki gazeteci olduğumuzu biliyorlar. Ancak bizi yok sayan davranışları mesleğimize saygısızlık, bunu kabullenemiyorum.”
‘Kadınlar açısından dayanışma daha güçlü’
Bariyerleri ve özel güvenlikleri aşarak duruşma salonlarına girdikten sonra habere hızlıca ulaştırmayı hedeflediklerini anlatan Fatma, bu nokta da meslektaş dayanışmasının devreye girdiğini söylüyor: “Ana akım ve muhalif diye ayırmadan net olarak söyleyebilirim ki kadın muhabirler arasında dayanışma çok daha güçlü. Kimi zaman davaya giremiyoruz ancak arkadaşlarımız bize iddianameleri, dava tutanaklarını gönderiyor. Kadın gazeteciler açısından bu güzel bir adım. Herkes bu dayanışmanın bir parçası olarak orda bulunuyor. Zaten kimin başına ne geleceğinin belli olmadığı bir dönem... Dayanışma bizi daha güçlü kılıyor.”
‘Muhalif gazeteciler olarak ayrımcılığa maruz kalıyoruz’
Elif Akgül de tıpkı Fatma gibi adliyede haber kovalayan muhabirlerden. Kendisini adliye muhabiri olarak tanımlamayan Elif, üstüne basa basa “Ben gazetecilik davalarını takip ediyorum” vurgusu yapıyor. Hrant Dink davasında gelinen noktayı, kronolojiyi, yargılananların savunmalarını ayrıntılı bir şekilde okumak isteyenlerin ilk başvuru kaynağı Bianet’ten Elif Akgül’ün yazıları. Elif, 2011’den bu yana adliyelerde haber takip ederken bir sürü adaletsizliğe de tanık olmuş.
Adliyede kadın olmaktan daha çok muhalif gazeteci olarak ayrımcılığa maruz bırakıldığını anlatan Elif, Anadolu Ajansı’na ulaştırılan bilgilerin kendilerine ulaştırılmadığını söylüyor.
‘Keyfi uygulamalar çok fazla’
Elif, Beşiktaş’ta bulunan eski Devlet Güvenlik Mahkemesi dahil birçok adliyede dava takip etmiş. Bu nedenle de adliyelerdeki farklı uygulamalara da tanık. “Mesela Silivri’de mahkeme salonunda bilgisayar kullanamazsınız ancak İstanbul Adliyesi’nde kullanabilirsiniz. Kimi yerde bacak bacak üstüne atamazsınız bazen de sakız çiğneyemezsiniz. Mahkeme başkanı ‘Ayakta izleyici almam’ diyor. Oysa öyle bir karar yok. Güvenlik bunu söylüyor. Yazılı kararı göster diyorsunuz, yanıt yok. Bunlar tabi ki orada yaşanan adaletsizliğin yanında basit kalan sorunlar” diyen Elif, mahkeme salonlarının adeta mahkeme başkanlarının keyfi uygulama alanları gibi olduğunu söylüyor.
‘Yargılamadan daha çok tiyatro izliyoruz’
Duruşmaların kamuoyuna açık yapılmasının bir kanun maddesi olduğunu da hatırlatan Elif, İstanbul Adliyesi’nde duruşmalara girmenin neredeyse imkansız olduğu görüşünde. Şimdiye kadar birçok davayı izleyen Elif, “Herhangi bir yargılama yapıldığına inanmadığım çok dava gördüm. Sanki yargılamadan daha çok bir tiyatro izliyor gibi hissediyorum” diyor.








