Müslümanlaştırılan Ermeniler: Kültürümü yaşatmayı çok isterdim
- 09:11 9 Aralık 2017
- Güncel
Dilan Babat
MUŞ - 1990’lü yılların başında fiziksel sonrasında ise kültürel soykırıma maruz bırakılan Ermeni halkının çoğu, hayatta kalmak için çocuklarına Ermeni olduklarından dahi bahsedemedi. O çocuklar şimdilerde büyüdü ve şöyle diyor: “Kendi kültürümü yaşatmayı çok isterdim…”
Öteki tarihin satır aralarında kalan ‘giz’ dolu bir hikâye onlarınkisi… 1915 yılında maruz bırakıldıkları soykırımın izlerini yaşamlarında ‘fısıldayarak’ saklıyorlar. Onlar Türkiye’de kendilerine dayatılan Müslüman kimliğini kabul ederek yaşamak zorunda bırakılan Ermeniler… Katledilen ailelerinden geriye kalan kimliklerini gizleyerek yaşama devam eden ve bu süre zarfında kültürel soykırıma maruz bırakılan Ermeniler, aradan geçen onca yıla rağmen hala soykırım korkusuyla yaşadıklarını söylüyor.
Muş’un Varto ilçesinde yaşayan ve Ermeni olduklarından ‘fısıldayarak’ bahseden Vildan ve Şerafettin Değertaş’ın hikâyesine konuk oluyoruz. Aileleri fiziksel soykırıma maruz bırakılan Vildan ve Şerafettin ise kültürel soykırımın etkilerini şöyle anlatıyor: “Şimdi sorsalar Ermeni’yim diyemem…”
Hafızlarına ve yüreklerine kazınan
Çocuk yaşlardan bu yana göçebe bir hayat sürdüğünü dile getiren Vildan, dedesinin Ermeni soykırımına tanıklık ettiğini söylüyor. Ailesinin, soykırım tanıklığından kaynaklı her zaman tedirginlik içinde yaşadığını söyleyen Vildan, “Gittiğimiz tüm kentlerde Ermeni olduğumuzu gizledik. Müslüman kültürüyle büyütüldük” diyor.
‘Ermeni kültürünü bilmiyorum’
“Anne ve babam kendi arasında soykırımı konuşurdu” diyen Vildan, “Biz çocuklar ne olduğunu, neler yaşandığını bilmiyorduk. Biz duymayalım diye çaba sarf ederlerdi” diye anlatıyor. Kürdistan kentlerinde Kürt çocuklarla arkadaşlık yaptığını ve kendisini Kürt sanarak büyüğünü dile getiren Vildan, “Ermeni kültürünü ve inancını bilmiyorum. Bilmeyi çok isterdim… Kendi kültürümü yaşatmayı çok isterdim” diyor.
Cevapsız bırakılan sorular…
Ermeni olduğunu yıllar sonra öğrendiğini dile getiren Şerafettin ise çocukken sorduğu soruların yanıtsız kaldığını söylüyor. “Büyüdükçe ne olduğunu, geçmişte ailenin neler yaşadığını öğrenmeye başlıyorsun. Ermeni olduğunu, ailenin soykırıma maruz bırakıldığını, kulaktan dolma bilgilerle ‘kim’ olduğunu öğreniyorsun. Annene veya babana duydukların ile ilgili soru sorduğun zaman cevapsız bırakılıyorsun” diye anlatıyor yüzleşme sürecini.
‘Sorsalar Ermeni’yim diyemem’
“Kültür, dil, inanç yok…” diyerek bir halkın hem fiziksel hem de kültürel soykırım sonrası kaybettiği şeylerden bahseden Şerafettin, “Şimdi sorsalar Ermeni’yim diyemem. Çünkü Ermenilikle ilgili bir şey öğretilmedi bana” diyor.
Ermenilerin soykırım korkusuyla yaşadığına dikkat çeken Şerafettin, “Şuan bazı köyler halen Ermeni kültürünü yaşatıyor ama gizli gizli… Önceleri kendi kültürümü araştırıyordum. Fakat Ermenilere karşı büyük bir kin var. Kendi dinimden, dilimden yoksun bırakılmadan diğer halklar gibi özgürce yaşamayı çok isterdim” diyerek sözlerini tamamlıyor.








