Cumartesi Anneleri 663'üncü haftada bir kez daha adalet istedi

  • 13:39 9 Aralık 2017
  • Güncel
İSTANBUL - Galatasaray Meydanı'nda 663'üncü kez bir araya gelen Cumartesi Anneleri'nin bu haftaki eyleminde, 24 yıl önce kaybedilen Hüseyin Taşkaya'nın hikayesi okunurken, 1 yıl önce yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Asiye Karakoç da anıldı. 
 
Cumartesi Anneleri, "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganı ile 663'üncü kez Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. "Failler belli, kayıplar nerede" yazılı pankartın yer aldığı eylemde, kırmızı karanfiller taşındı. Eylemde bu hafta 1993 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya'nın hikayesi okundu. Eylemde dikkat çeken bir diğer nokta ise Hüseyin'in cezaevindeyken, çocuklarına yazdığı mektupların pankartın üzerine bırakılması oldu. 
 
Hüseyin'in hikayesini okuyan yeğeni Şehriban Taşkaya, Hüseyin'in Siverek ilçesinde yaşadığını söyledi. Hüseyin'in gözaltına alındığında 42 yaşında ve 4 çocuk babası olduğunu ifade eden Şehriban, Hüseyin'in müteahhitlik yaptığını belirtti. Şehriban şöyle konuştu: "Çevresinde sözüne itibar edilen Hüseyin Taşkaya Siverek'teki ağır hak ihlallerini eleştirdiği için güvenlik güçlerinin ve Bucak Aşireti'nin hedefindeydi. Bu nedenle evini İstanbul'a taşıdı. Ailesini yerleştirdikten sonra yarım kalan işlerini tamamlayıp İstanbul'a dönmek üzere Siverek'e geldi ve amcası Mehmet Taşkaya'nın evinde yaşamaya başladı. Kısa bir süre sonra 6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler ve Bucak aşiretine mensup korucular otuz araçlık konvoyla, Siverek'in Bağlar Mahallesi'ndeki Mehmet Taşkaya'nın evine baskın yaptı. Evde bulunan Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı. Gözaltına direnen akrabaları ağır biçimde darp edildi."
 
'Yetkililer takipsizlik kararı verdi' 
 
Ailesinin Hüseyin'i sormak için jandarmaya, emniyete, savcılığa ve valiliğe kadar başvurduğunu, ancak bir sonuç alamadığını söyleyen Şehriban, "Askeri yetkililer gözaltından kısa bir süre sonra Taşkaya'nın polisler tarafından götürüldüğünü söyledi. Emniyet ve valilik 'Sedat Bucak'a sorun' dedi. DYP Milletvekili, aşiret reisi- korucubaşı Sedat Bucak 'bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonrası haberimiz yoktur, devlet biliyor' dedi. Olayı soruşturmak, suçu ve suçluyu açığa çıkarmak ve suçluların cezalandırılmasını sağlamakla görevli Siverek Cumhuriyet Başsavcılığı, akrabalarının ve bütün mahallelinin tanıklığında gerçekleşmesine rağmen Hüseyin Taşkaya'nın gözaltına alınmasını ailenin 'soyut iddiası' olarak değerlendirdi ve herhangi bir delile ulaşılamadığını iddia ederek takipsizlik kararı verdi. Ailenin tüm başvurular sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya'dan bir daha haber alınamadı" ifadelerine yer verdi. 
 
'Faillerin yargılanması talebimizden vazgeçmeyeceğiz' 
 
Hüseyin'in gözaltına alındığının kayıtlara geçirilmediğini ifade eden Şehriban, bugüne kadar akıbeti ve nerede olduğu konusunda hiçbir bilginin verilmediğini dile getirdi. Şehriban şöyle devam etti: "Kaybedenlere suçlarını gizleme, izlerini örtme ve cezadan kurtulma imkanı verildi. Toplumsal hafızamızda yer etsin diye bir kez daha söylüyoruz: Hüseyin Taşkaya'nın gözaltında kaybedilmesinden korucubaşı Sedat Bucak başta olmak üzere korucular Ahmet Bucak, Ahmet Ersin Bucak, Halil Beyazkaz, Kemal Üzeyroğlu, İsmet Özeyranoğlu, Mustafa Üzeyroğlu sorumludur. Hüseyin Taşkaya'nın gözaltında kaybedilmesinden dönemin Siverek Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Ahmet Şentürk, Siverek Kaymakamı Celalettin Yüksel, Urfa Jandarma Alay Komutanı Seral Saral, Jandarma Asayiş Bölge Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı, Urfa Emniyet Müdürü Mehmet Cebe, Urfa Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube Müdürü Mustafa Tekin, Urfa Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy, Urfa Valisi Tevfik Ziyaeddin Akbulut, OHAL Valisi Ünal Erkan, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Genel Kurmay Başkanı Doğan Güneş, İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, Başbakanı Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sorumludur." 
 
Şehriban son olarak, "Oğlundan bir haber alamadan 17 Ekim 2015 tarihinde aramızdan ayrılan Fatime Taşkaya'nın bıraktığı yerden Hüseyin Taşkaya'nın akıbetini sorma ve onun kaybedilmesinde sorumluluğu olan herkesin yargılanmasını talep etme ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz" diyerek kaybedilenler için adalet istedi. 
 
'Davalar adliye raflarında tozlanıyor'
 
Eylem, bir yıl önce yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Asiye Karakoç'un anılmasıyla devam etti. Oğlu Hasan Karakoç, "22 senedir buradayız. Açtığımız davalar adliyenin raflarında tozlanıyor,  devletin başındakiler diyor 'Avrupa bizi kıskanıyor',  hayır bence biz onları kıskanıyoruz, Avrupa'da faili meçhul kayıplar yok, geçmişiyle yüzleşti biz bunu kıskanıyoruz. Katiller bulununcaya,  sorumlular yargılanana kadar buradayız. Annemin bıraktığı yerden adalet aramaya devam edeceğiz" dedi.