'Başımıza ne geldiyse devletten geldi’
- 09:06 10 Aralık 2017
- Güncel
Gülistan Azak
MALATYA - Malatya’da evi kimliği belirsiz kişi veya kişilerce işaretlenen Alevi yurttaşlardan biri olan Zeynep Çelikkanat, soruşturmanın sürdüğünü ancak ne devlete ne de polise güvenmediğini söyleyerek, “Başımıza ne geldiyse devletten geldi” dedi.
Malatya’da bulunan Cemal Gürsel Mahallesi’nde 22 Kasım’da Alevi yurttaşların oturduğu 13 evin kapısının işaretlenmesinin ardından gelen tepkiler üzerine başlatılan soruşturma sürüyor. Daha önce de benzer şekilde kapısı işaretlenen Alevi yurttaşlar, yaşanan olayın münferit olmadığını söylüyor. Son yaşanan saldırıda evi işaretlenen Zeynep Çelikkanat, soruşturmanın sürdüğünü ancak ne devlete ne de polise güvenmediğini söyleyerek, “Başımıza ne geldiyse devletten geldi” dedi.
‘Cesareti kuşanmak gerek’
Devletin kendisinden olmayan halkları baskı, korku ve şiddet uygulayarak cezalandırdığını belirten Zeynep, “Yaratılmak istenen korku duvarlarına karşı cesareti kuşanmak gerek” dedi. Zeynep, "Biz Aleviler, Sünniler, Kürtler, Ermeniler her zaman birlikte yaşamış halklarız. Güvenliğimiz için sözde polis diye görevlendirilen kişiler de devletin zihniyetine hizmet ediyorlar. Bizleri sevmeyen devletin polisine nasıl güvenelim. Bu ülkede babasının ismi Hüseyin diye iş verilmeyen çocuklarımız var. Devlet kendinden olanlara çok rahat ekmek verirken, biz Alevileri ise batı illerinde inşaatlarda çalışmaya mahkum ediyor” diye konuştu.
‘Güvensizlik en fazla iktidara yarıyor’
"Zamanında Alevi, Sünni nedir bilmezdik. Korkularımız yoktu. Kapımız açık uyurduk" diyen Zeynep, “Şimdilerde kimsenin kimseye güveni kalmadı. Halklar arasındaki güvensizliğin en fazla iktidara yarayacağını söyledi. "Bir Alevi öldürene, bir cennet sevabı verilecek deyip kendini var etmeye çalışan dini-siyasi bir yapılanma var. Kirli zihniyetleri ile kendilerini dinci olarak tanıtan bu gibi düşüncelerin, bizlere zarar vermesine ve ayırmasına izin vermemeliyiz" ifadelerini kullanan Zeynep, “Bizler Alevi, Sünni, Ermeni, Kürt, Türk, Hıristiyan her ne dilden, renkten, dinden olursak olalım aynı yaşamı paylaşan insanlarız. Bu coğrafyada tüm renkler, diller, dinler birlikte yaşadık, yaşlandık" diyerek, birlik çağrısında bulundu.








