Türkan Elçi: Vicdanın sesini kimse duymak istemedi

  • 21:56 11 Aralık 2017
  • Güncel

ANKARA - İnsan Hakları Haftası kapsamında Tahir Elçi için yapılan anma toplantısında konuşan eşi Türkan Elçi, “Yaşanan bunca acıya rağmen ölümün ve zulmün kıskacında kalmış çaresiz bir vicdanın nidası yarının ferahlığında daha çok anlaşılacağına inancımız sonsuzdur

 
İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) ve Diyarbakır Barosu, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında, 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır’ın Sur ilçesinde katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi için Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde,  “Tahir Elçi’siz 2 Yıl” başlıklı anma programı yapıldı. 
 
Açılış konuşmasını  Türkan Elçi ve İHOP Dönem Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın yaptığı toplantıda, Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen’in katılımıyla gerçekleşen “28 Kasım 2015’ten bugüne soruşturmanın seyri”  başlıklı panel, Tahir'in hayatını anlatan "Kırık Saat" adlı belgesel gösterimi ileTahir Elçi fotoğraf sergisi de program kapsamında yer aldı.
 
 Programda konuşan Türkan, iki yıldır kederli ve yasta olduklarını belirterek her hak ihlali ve ölüm yaşandığında Tahir Elçi’yi andıklarını söyledi. Türkan şöyle devam etti:  “Tahir’in bu samimiyet ve dürüstlüğü birilerini rahatsız etti ki hedef tahtasına oturtturuldu. Hallacı Mansur’un kellesini uçuran karanlık zihniyet bin 95 yıl sonra bir kurşun olarak karşımıza çıktı. Hepimizin bildiği üzere toplumumuzca zorlu bir döneme tanıklık ettik. An geldi bir depremin sarıcı felaketiyle ayaklarımızın altında kayan bir şehrin 7 bin yıllık tarihinin yıkıntılarına elimiz kolumuz bağlı seyirci kaldı. Seyirciliği kabul etmeyenler hedef gösterilerek birer engel olarak teşhir edildi. Baş döndürücü bir hızla vuku bulan olayların orta yerinde kendini bulan masum insanların masumluğunu anlatmada çoğu kişi acze düştü. An geldi güvence altına alınmış haklarımızı dile getirmekte hukuk yetersiz kaldı.” 
 
Türkan, Tahir'in Dört Ayaklı Minare önünde söylediği “silah ve çatışma istemiyoruz” sözlerini hatırlatarak, “Her türlü ayrışma ve kışkırtmaya rağmen vicdanın sesini dillendirmekte ısrar eden sesi kimse duymak istemedi. Silah çatışma istemiyoruz diyen bu ses 7 bin yıllık kentin tarihinde yankılandı. Yankılanan bu cümle sadece bir vicdanın sesiydi. Hayatta kimileri için ideolojiler, siyasi görüşler, bizden olan bizden olamayan mevzular iken kimileri için ise sadece mensubu olan mahalleden yükselen itirazlara rağmen yaşam hakkının kutsallığını anlatabilmek sivil insanların hayatını kaybettiklerini duyurmak yaşamın gayesi olabiliyordu. Yaşanan bunca acıya rağmen ölümün ve zulmün kıskacında kalmış çaresiz bir vicdanın nidası yarının ferahlığında daha çok anlaşılacağına inancımız sonsuzdur” dedi.