‘Çocuklarının hangi cezaevinde olduğunu bilmeyen aileler var’
- 09:01 15 Aralık 2017
- Güncel
Beritan Canözer
İSTANBUL - Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Eşbaşkanı Süreyya Aydın cezaevlerinde artan baskılar ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, “Aylardır tutsaklarından haber alamayan, hangi cezaevinde olduğunu dahi bilmeyen aileler var. Kürt halkının bir an önce değerlerine sahip çıkması gerekiyor” dedi.
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerinde hak ihlalleri ve keyfi uygulamalar artarak devam ediyor. OHAL bahane edilerek tutsakların yaşam koşulları daraltılıyor, görüş ve iletişim cezaları dışarıdan tamamen izole edilmeye çalışılıyorlar. Baskı politikalarına karşı Elazığ Cezaevi’nde kadın tutsaklar tarafından başlatılan açlık grevi ise 45.gününe girdi. Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi Eşbaşkanı Süreyya Aydın, tutsakların durumu hakkında bilgi vererek cezaevlerinde uygulanan politikaları eleştirdi.
‘Tutsaklar direnmeye çalışıyor’
“Artık konuşmanın değil, bir şeyler yapmanın vakti” diyerek sözlerine başlayan Süreyya, Elazığ Cezaevi başta olmak üzere çok sayıda cezaevinde siyasi tutsakların işkence ve tacize maruz bırakıldığını belirtti. Cezaevlerinde tutsakların maruz bırakıldığı keyfi uygulamaları “Koğuşlara kameralar koyuluyor, ayakta sayım almak isteniyor, hücre cezaları veriliyor, görüşler engelleniyor, tutsaklara 12 Eylül faşizmi dayatılıyor” diyerek sıralayan Süreyya, “Tutsaklar içeride bedenleri açlık grevine yatırarak kısıtlı ve zor şartlarda direnmeye çalışıyorlar” dedi.
Bazı cezaevlerinde görüşe giden ailelere “Kürtçe değil, Türkçe konuş” dayatmasının yapıldığını ifade eden Süreyya, ”Tüm bunların yaşanmasındaki asıl neden ise PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tecritte olmasıdır” diye dikkat çekti.
‘Tecrit tüm süreçleri etkiledi’
Abdullah Öcalan’ın tecrit altında tutulmasının cezaevleri başta olmak üzere yaşamın her alanını etkilediğini belirten Süreyya, “ Tecrit ülkedeki tüm olaylar ve süreçleri etkiliyor. En çok da cezaevlerini etkiliyor. Cezaevleri adeta birer işkencehaneye dönüştürülmüş durumda. Her gün bir tutsak yakını gelip bize yakınlarının cezaevinde darp edildiği bilgisini veriyor. Aylardır tutsaklarından haber alamayan, hangi cezaevinde olduğunu dahi bilmeyen aileler var. Kürt halkının bir an önce değerlerine sahip çıkması gerekiyor. Tutsaklar bizim en büyük değerlerimizden biridir ve içeride onlara yapılanlara karşı bizim de dışarıda bir direnişe geçmemiz gerekiyor” diye konuştu.
‘Herkes bir şey yapmalı’
Süreyya, inisiyatif olarak tutsaklara ve tutsak yakınlarına ulaşmaya çalıştıklarını söyleyerek, “Aslında biz yalnızca doğrudan muhatabız ama herkes bulunduğu kentte bildiği, tanıdığı tutsak ailesine ulaşarak cezaevlerindeki durumları gündemleştirebilir. Bizim ulaşmadıklarımız hakkında bize bilgi verebilirler. Büyük sıkıntılar var ve biz bu sıkıntıları ancak beraber aşabiliriz” dedi.
‘Ses olmak zorundayız’
Baskılar sonlanmazsa direnişin boyutunun da artacağına dikkat çeken Süreyya, “Cezaevi yönetimi tutsaklar ile görüşmüyor. Tutsaklar yönetimle konuşmak istediğinde ise ‘ret’ cevabı alıyor. OHAL bahane edilerek koğuşlarda bile hücre yaşamı dayatılıyor. Kadın tutsaklar için bu durum daha da zorlayıcı oluyor. Bizler dışarıdan tutsaklara ses olmakla sorumluyuz” diye konuştu.








