HDK bileşenlerinden kadın mücadelesi vurgusu

  • 14:45 16 Aralık 2017
  • Güncel
ANKARA - HDK Kadın Konferansında bir araya gelen bileşenler, oluşan baskı ortamına karşı kadın mücadelesinin önemine işaret ederek, mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu. 
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 8’inci Kadın Meclisleri Konferansı, kadınların coşkulu katılımı ile sürüyor. DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ile HDP eski Eş Geneş Başkanı ve Van Milletvekili Figen Yüksekdağ’ın gönderdiği mesajın ardından kadınlar kendileri için kurulan kürsüye çıkarak tek tek söz aldı. İlk olarak kadınlara seslenen Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyen Necla Kurul, kadın dayanışmasının kendisinde heyecan yarattığını söyledi.  İçinden geçilen sürece ve yaşanan katliamlara dikkat çeken Necla, “Ölümleri seyretmek, ölümdür. Seyretmek ölüm demektir. Önümüze bir bildiri geldi, o masaya geri dön, hukuk devleti olduğunu söylüyorsan bunu yerine getir, bu suça ortak olmayacağız dedik” ifadelerini kullandı. AKP’nin Kürdistan’a yönelik soykırım uygulamalarını hatırlatan Necla, “Daha kötüsü olabilir miydi? O bildiriden sonra bölgede sivil halkın ölümüne yol açanların yasa ile korunmaya çalışıldığını gördük. Bildiriye imza atmak önemli değildi arkasında durmaktı önemli olan. Bir kaç kişi dışında kimse imzasını çekmedi. Bizim yaşadıklarımız insanların yaşadıklarının karşısında çok hafif kalıyor. Bu bildiri ile sokağın özgürleştirileceğine dönük bambaşka bir hayat açıldı önümde” dedi.
 
'Yan yana duralım'
 
Üniversitelerin bugün “sinizm hastalığını” yaşadığını ve bunun da “ahlaksızlığı meşrulaştırdığını” söyleyen Necla, “Aynılaşmamız mümkün değil. Evrenselin peşine takılmak ve mücadele etmek zorundayız. Meclislerimiz akademi ile ilişkilenmek zorunda” diye konuştu. Necla, 8 Mart’a işaret ederek, “Bugüne kadar görülmemiş bir kapsamda OHAL’e hayır şiarıyla 8 Mart’ı örgütlemek zorundayız” dedi ve farklı kesimlerle yan yana durma çağrısı yaptı. 
 
Tek tek kadın devrimcileri andı 
 
Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Gül Nuhjin Dinler, yaşamını yitiren devrimci kadınların ismini tek tek anarak, “Onların anılarına sahip çıkmak, ortak mücadeleden geçiyor” dedi.  Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Fadime Çelebi de, kadınların dünya düzeyindeki mücadelesine işaret ederek, “Kadın devrimlerinin daha kapsamlı olduğunu görüyoruz. Rojava devrimi bu yüzden kadın devrimi olarak ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı. Fadime, AKP’nin kadınlara yönelik saldırılarını hatırlatarak, “Bizi sokaktan ve mücadeleden koparmaya AKP’nin gücü de aklı da yetmez” dedi. 
 
'Kadın hareketleri ile ortaklaşılmalı'
 
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, Rosa Luksemburg’un “hareket edemeyen zincirlerinin farkında olamaz” sözlerini hatırlattı ve kadınların da hareket ederek zincirlerin farkına vardıklarını söyledi. Tülay, “Ağır bedeller ödedik ama hareket etmeye devam ettik. Biz 72 milletten insan olarak yine hareket etmeye devam ettik” diye konuştu. “Sokaklar, kahkahalarımız elimizden alınıyor, AKP’nin kadın bedeni üzerindeki politikasını görebiliyoruz. Bu aynı zamanda Hitler faşizminin yaptığı ile aynı değil mi?” sorusunu yönelten Tülay, kadınların buna karşı mücadele etmek dışında başka bir şansının olmadığını söyledi. 
 
Kadın Hareketinin şimdiye kadar batıdan beslendiğini hatırlatarak, Ortadoğu’daki Kadın Mücadelesine dikkat çeken Tülay, bu kadın hareketler ile ortaklaşılması gerektiğini söyledi. Tülay saldırılara karşı ortak programlar oluşturulması, feminist birikimi yeniden canlandırma gibi önerilerde bulundu. 
 
'Kadın mücadelesi önemli günlere sıkıştırılmasın'
 
TJA adına konuşan Nihayet Taşdemir de kadınlarla birlikte olmaktan duyduğu heyecanı ifade etti. Türkiye’de yaşanan durumun “faşizmin kendisini kurumsallaştrıma” girişimi olarak nitelendiren Nihayet, faşizmin en çok kadınları vurduğunu ve yaratılan tüm kadın birikimlerine yönelik saldırı biçimine dönüştüğünü söyledi. Kadınların özgürlük mücadelesi ile faşizmin karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Nihayet, “Kadınlar faşizme karşı Rojava başta olmak üzere Ortadoğu’da büyük bir güçtür. Bunu HDK Meclisleri eliyle ülkemizde kurumsallaştırmamız lazım” dedi. 
 
9 Ocak'ı güçlü karşılayalım 
 
Teorik birikimin pratiğe geçirilmesinde yaşanan zorlanmaların toplumu inançsızlaştırdığını dile getiren Nihayet, 8 Mart’ın önemine işaret ederek, Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in katledildiği 9 Ocak tarihinin de bu önemle karşılanması çağrısı yaptı. Nihayet, kadın mücadelesinin sadece önemli günlere sıkıştırılmaması gerektiğini de sözlerine ekledi. 
 
'Gökkuşağı renklerinin buluştuğu gibi bir araya geldik'
 
Demokratik İslam Kongresi Eş Sözcüsü Hüda Kaya ise, “Öncelikle aramızda bulanamayan zindanlarda olan zulme uğrayan bütün kadınları sevgi ile selamlıyorum” dedi. Salonu işaret ederek, “Burada gökkuşağı renklerinin buluştuğu gibi bir araya geldik” diyen Hüda, “Farklı kulvarlardan bir araya gelmiş insanlarız. Ama ortak noktamız, erkek egemen zihniyete karşı mücadelemizdir. Yaşamı kadınca nasıl güzelleştirebiliriz, bütün kainata, doğaya bu rengi nasıl yansıtabiliriz. Zaten güzel olan budur bu farklılıkları bir arada tutabilmektir” dedi. 
 
Kadınların birbiriyle iletişimi sağladıkları dili oluştururken daha çok empati kurması gerektiğini de söyleyen Hüda, “ Benim en ağır şekilde kullandığım, dinci, erkekçi, devletçi gibi söylemlerin yaratacağı etki ile sizin en hafif bir söylemle dinci söyleminin yaratacağı etki farklıdır. İslamcı sözü ekleyerek kullandığımız kavramlar başkasının ekmeğine yağ sürüyor” ifadelerini kullandı.