Kayıplarımız nerede?

  • 15:34 16 Aralık 2017
  • Güncel
DİYARBAKIR / İZMİR - İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları eylemlerinin 462’inci haftasında Dersim’de aynı mezrada yaşayan iki aileden kaybedilen 6 kişinin akıbetini sordu. İHD İzmir Şubesi de 1993’te Urfa’nın Siverek ilçesinde kaybedilen Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınların “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganıyla düzenlediği oturma eyleminin 462’ncisi, Dersim’in Mirik mezrasında gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Hıdır Işık (63), Hatun Işık (31), Yeter Işık (22), Elif Işık ( 29), Düzali Serin (37), Gülizar Serin, (34) ve 3 yaşındaki Dilek Serin’in akıbetini sordu. İHD binasında gerçekleşen eylemde konuşan Avukat Hasan Yalçın, kayıpların bulunması ve faillerin yargılanması için devlet kurumlarına yaptıkları tüm başvuru ve çağrılarının yetkililerin deve kuşu misali görmedikleri ve duymadıkları ruh haline büründüklerini söyledi. Hasan, kayıpların bulunması adına herhangi bir adımın ısrarla atılmadığı ve failler hakkında sistematik bir cezasızlık politikasının uygulandığını belirtti. Hasan, Dersim’de aynı mezrada yaşayan iki aileden kaybedilen 6 kişinin hikayesini okudu. 
 
3 yaşındaki Dilek Serin de gözaltına alındı 
 
“Dersim merkeze bağlı Gökçek köyü Mîrik mezrasında yaşayanlar mezra civarında süreklileşen askeri operasyonlar, silahlı çatışmalar ve askerlerin sürekli baskıları nedeniyle başka yerlere göç etmişti. Sadece Işık ve Serin aileleri mezrada kalmaya devam ediyordu. 23-24 Eylül 1994 tarihinde başlayan operasyonlar sırasında Mîrik’e giriş çıkışlar yasaklandı, köy muhtarı da dâhil kimsenin köye girmesine izin verilmedi. Tuğgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Dağ Komando Komutanlığı’na bağlı askerler mezraya baskının düzenledi. Mezrada bulunan evler, bağ ve bahçeler bombalandı, yakıldı. Askerler daha sonra her iki aileden Hıdır Işık  (63), Hatun Işık( 31), Yeter Işık (22), Elif Işık (29), Düzali Serin (37), Gülizar Serin (34) ve 3 yaşındaki Dilek Serin'i gözaltına aldı. Bu kişilerden bir daha haber alınamadı.
 
Onları soran köylülere Mîrik’ten sorumlu olan Gökçek Jandarma Karakolu “onları biz de görmedik” yanıtını verdi. Olay tarihinde asker olan ve olaydan bir-iki gün sonra Dersim’e dönen Işık ailesinin büyük oğlu Ali Işık, kendisine yapılan tüm uyarılara rağmen Mîrik'e yakınlarını aramaya gitti. Ondan da haber alınamadı.
 
‘Güvenlik güçleri’ kimseye rastlamamış!
 
Öldürülen ve kaybolanların yakınları tarafından TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yapılan başvuru üzerine Olağanüstü Hal Bölge Valiliği tarafından komisyona gönderilen yazıda, 21-26 Eylül 1994 tarihleri arasında Mîrik mezrası Kutu deresi bölgesinde düzenlenen operasyonda, 2 güvenlik görevlisinin ve 18 örgüt militanın öldüğü, operasyon sırasında Mîrik mezrasında kimsenin bulunmadığı, Işık ve Serin ailelerinin güvenlik güçleri ile muhatap olmadıkları, 35 kilometre genişliğindeki operasyon bölgesinde rastlanan 200 kadar başıboş koyunun sonradan sahiplerine iletilmek üzere Gökçek Jandarma Karakolu’na teslim edildiği yanıtı verildi.
 
‘Faili meçhul’ kaldı 
 
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da incelemesini sonlandırdı. Dönemin Komisyon Başkanı Sabri Yavuz tarafından 27 Aralık 1994 günü Süleyman Işık'a gönderilen mektupta "kayıp kişiler hakkında herhangi bir bulgunun elde edilemediği... Kutu Deresi operasyonunda ağır kayıplar veren örgütün bu iki hane efradını rehin aldıkları ya da ihbar ettikleri düşüncesiyle yanlarında götürdüklerinin değerlendirildiği" bildirildi. Bu tarihten itibaren Mîrik olayı, Savcılık, Jandarma ve Emniyetin dosyalarında "faili meçhul olay" olarak kaldı; hiçbir ilerleme sağlanmadı ve araştırma durduruldu.
Eylem 5 dakikalık oturma eyleminden sonra sona erdi. 
 
Taşkaya nerede? 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi her hafta yaptıkları eylemin 411’inci haftasında gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sordu. Konak'ta bulunan Başbakanlık binası önünde toplanan İHD'lilere demokratik kitle örgütü temsilcileri destek verdi. İHD adına açıklamayı şube yöneticisi Ahmet Çiçek yaptı. Ahmet, Türkiye’de 90’lı yıllarda kimi insanların köyünden, evinden, sokaktan, işyerinden alınarak kaybedildiğini belirterek, kimisinin ise katledildiğini ifade etti. Hala akıbeti bilinmeyenler ve mezar taşı olmayan insanların olduğunu kaydeden Ahmet, böyle bir ülkede insan haklarından ve barıştan söz edilmeyeceğini aktardı. Çiçek bu hafta 1993 yılında Urfa’nın Siverek ilçesinde gözaltında kaybedilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu.