Av. Gülizar Tuncer: 'Tek tip' tüm topluma dayatılıyor

  • 16:35 16 Aralık 2017
  • Güncel
İSTANBUL - İHD İstanbul Şubesi ve TİHV tarafından düzenlenen "İşkencenin Değişen Yüzü ve Tek Tip Elbise" başlıklı panelde konuşan avukat Gülizar Tuncer, tek tip kıyafetin sadece cezaevlerine değil tek tip bir düşünce olarak tüm topluma dayatıldığını söyledi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından Tütün Deposu'nda "İşkencenin Değişen Yüzü ve Tek Tip Elbise" başlıklı panel düzenlendi. Panele, insan hakları savunucuları ve sanatçı Jülide Kural katıldı. Panelin yapıldığı salona, "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek", "Tek tip elbise işkencedir" ve "Tek tip elbiseye hayır, tek tipleştirmeye hayır!"  yazılı pankartlar asılırken,  panel insan hakları ihlallerinin anlatıldığı video gösterisinin ardından başladı.
 
Panelin moderatörlüğünü İHD İstanbul Şubesi Başkanı avukat Gülseren Yoleri yaparken TİHV Genel Sekreteri Dr.  Metin Bakkalcı, TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve av. Gülizar Tuncer konuşmacı olarak yer aldı.  İlk olarak konuşan Metin Bakkalcı, "İşkencenin değişen yüzü" başlıklı bir sunum yaptı.  İnsan Hakları Anıtı'nın fotoğrafını gösteren Metin,  Türkiye'de milyonlarca insanın işkenceye maruz bırakıldığını söyledi. TİHV'e bu yıl içerisinde 570 kişinin rehabilitasyon için başvuru yaptığını kaydeden Metin, bu rakamın sadece başvuruları kapsadığını hatırlattı. 
 
'Bugün dünün sonucudur'
 
Cezaevlerinde ise 2 Ekim'den bu yana şiddete maruz bırakılmalara ilişkin yapılan başvuruların 228 bini aştığını dile getiren Metin, cezaevlerindeki tutuklu, hükümlü sayısının ise 4 bini aştığını belirtti. Bu durumu çatışmalı sürece ve OHAL'e bağlayan Metin, "Bugün dünün bir sonucudur. Dün yaşananlardan dolayı bugün yaşanmıştır. Kendini iktidar hissedenlerin iktidarlarını sürdürmek için öteki olarak tanımladıklarına uyguladığı bir şiddet meselesidir" dedi.  
 
'Tedbir adı altında baskı'
 
Panelin devamında söz alan TİHV Genel Başkanı Şebnem Korur Fincancı, işkenceye ilişkin cezasızlığın çok derin olduğunu belirterek, bu cezasızlığa karşı mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.  Türkiye'nin bir norm devleti olmadığını kaydeden Şebnem, 80'lerde en azından devam eden normlar olduğunu ancak bu normlara bugün hiç rastlanmadığını ifade etti. Şebnem,  "Tedbir adı altında bugün Türkiye'de baskı uygulandığını görüyoruz. Türkiye'de norm yok. Yargı sistemi sadece emre itaat etme sistemi üzerinden yürüyen bir süreç. Bu bizi zorluyor. Ama bugün Türkiye'de tüm vatandaşlar her an evi basılacak ve tutuklanacak gibi hissettiği için farkındalık artmış durumda. Bu bir yandan umut verici bir durum" diye konuştu. 
 
Şebnem, son dönemlerde en fazla görülen işkence yönteminin ise "sokak ortasında kaba dayak" olduğunu  dile getirerek, belgelemenin bu anlamda önemli olduğunu, işkencenin ancak belgelendiğinde ceza alabileceğini sözlerine ekledi. 
 
İşkencelerin gizlemek için gözaltı merkezlerinde sağlık kontrollerinin yapıldığını hatırlatan Şebnem, İHS ve TİHV olarak bir tutum belgesi yayınladıklarını ve kendilerine "Bu işlemi böyle yapamazsınız" diye belirttiklerini söyledi. Şebnem, Urfa'da aynı uyarıyı yaptıklarını ancak dikkate alınmadığını kaydederek, Urfa'da çok ağır işkenceler yaşandığını söyledi.
 
'Herkese tek tip bir düşünceyi dayatıyorlar'
 
Son olarak söz alan Avukat Gülizar Tuncer,  tek tip kıyafet dayatmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tek tip kıyafetin FETÖ sanıklarına uygulanmaya başlandığını henüz sol sosyalist ve yurtseverlere yönelik bir uygulama olmadığını belirten Gülizar şöyle konuştu: "Filistinlilere uygulanan işkence sistemlerini öğrenip uyguluyorlar. İşkence ve adam öldürme suçu teşvik ediliyor. Medya ve yargı bunu birlikte yapıyor. Savcılar, tetikçi kılığındaki işkenceyi öven iki gazeteciye yönelik harekete geçmedi. Böyle bir dönem yaşıyoruz. Tek tipi de böyle bir döneme özgü olarak bilmeliyiz. Aslında tek tip kıyafet hepimize dayatılıyor. Hepimize bu iktidar gibi düşünün giyinin baskısı yapılıyor. Cezaevinde olmak ya da olmamak fark etmiyor. Herkese tek tip bir düşünceyi dayatıyorlar. Sadece cezaevindekiler değil aslında biz de hedefteyiz. İdeolojik şekillendirme hali. İstiyorlar ki herkes aynı tek tip düşünsün."
 
Panel, soru cevap bölümü ile sona erdi.