‘OHAL ilanının anayasada denetleneceğine dair bir sistem mevcut değil’
- 16:52 17 Aralık 2017
- Güncel
İSTANBUL- İnsan Hakları Etkinlikleri Kapsamında düzenlenen, “İnsan Hakları Panoraması” panelinde konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu dönemde çokça karşılaştıkları "OHAL denetlene bilinir mi" sorusuna cevap verdi. Gülseren, "OHAL ilanının anayasada denetleneceğine dair bir sistem mevcut değil. Dolayısıyla OHAL ilan edilirken de bu kararın denetlenemeyeceğini bilerek bu hareket gerçekleştirilmiş durumda" dedi.
İnsan Hakları Derneği(İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Şubeleri 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında Cezayir Toplantı salonunda “İnsan Hakları Panoraması” paneli düzenledi. Panelin ilk oturumunda, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, TİHV'den Psikolog Deniz Akyıl Sokullu, TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe, İHD kurucularından feminist yazar Handan Taş, İstanbul LGBTİ Derneği Başkanı Kıvılcım Arat konuşmacı olarak yer alırken, panele çok sayıda kişi katıldı. "OHAL değil insan hakları hemen şimdi" pankartının asıldığı panelin açılış konuşmasını İHD Genel Başkanı Eren Keskin yaptı. Eren, Türkiye ve Kürdistan coğrafyalarının gerçekten çok zor bir süreç yaşadığına işaret ederek, bu sürecin nedeninin bugünde değil, çok daha gerilerde 1915'lerde olduğunu söyledi.
'O derin yapıyla AKP'nin uzlaştığını görüyoruz'
1915'ten bu yana, bir soykırım üzerine kurulan Cumhuriyetin tek kimliğe dayalı yapısının devam ettiğini belirten Eren, "Bugün de bu tekçi anlayış sadece Türk ve Sunni Müslüman kimliğini temel alan anlayış devam etmektedir. Ve son süreçte, özellikle kimilerinin derin devlet, kimilerinin kontrgerillacılar dediği, o derin ama gerçek yapıyla AKP Hükümeti'nin uzlaştığını ve bu uzlaşmanın son derece büyük hak ihlallerine neden olduğunu görüyoruz" dedi.
Ardından "OHAL ve İnsan Haklarına Etkisi" konu başlığında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu dönemde çokça karşılaştıkları "OHAL denetlene bilinir mi" sorusuna cevap verdi. Gülseren, "OHAL ilanının anayasada denetleneceğine dair bir sistem mevcut değil. Dolayısıyla OHAL ilan edilirken de bu kararın denetlenemeyeceğini bilerek bu hareket gerçekleştirilmiş durumda" diye konuştu. OHAL'in Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kendisini gösterdiğini vurgulayan Gülseren, KHK'ların hem usul olarak hem de esas itibariyle tartışılması gerektiğini söyledi. Gülseren, "OHAL kapsamında çıkarılan 28 tane kararnamenin bu kapsamda olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yaptığımızda karşımıza çıkan gerçek ise bunun tamamen uzağında bir durumu işaret ediyor. Örneğin şuana kadar, KHK'lerle 306 kez ve 300 civarında kanun maddesinde kalıcı değişiklikler yapılmış durumdadır" diye kaydetti.
'KHK'lar kalıcı yasalar haline geldi'
KHK'lerin olması gerektiği gibi geçici değil, kalıcı düzenlemelerle, aslında bir anlamda da kanun yerine geçen bir işlev gördüğüne işaret eden Gülseren, meclis onayını atlayarak, Anayasa Mahkemesi denetimini de atlayarak böyle bir sistemin ön görüldüğünü belirtti. Gülseren, özellikle uluslararası hukukta bireysel başvuruların bir mücadele yöntemi olduğunu söyleyerek, bunun haricinde de mücadelenin başka boyutları olduğunu kaydetti. Gülseren, öğrenilmiş çaresizlikten bahsederek, zıplayabileceğinden daha azını zıplaması öğretilen pire örneğini vererek pireye bunun kodlandığını söyledi ve devam etti; "Demek ki biz o kodu yeniden yazabiliriz, pireye umutsuzluğu öğretildiği gibi umudu da yeniden öğretebiliriz."
'Bir kayık gibiydi o dönemde İHD'
Ardından İHD Kurucularından feminist yazar Handan Koç söz aldı. Handan, "Devrimci ve feminist olarak konuşuyorum" diye başladığı sözlerinin devamında, İHD'nin kurulduğu 12 Eylül darbesi sonrası yıllardan bahsetti. "Çok sert bir dönemdi" diye anlattığı dönemde "Çok çaresiz bir dönemde, bir kayık gibi geliyordu bana” diye aktardı.
'Çocuklar hayatta kalma suçluluğu ile büyüyor'
"Savaş ve Çocuk" başlığı ile sunum gerçekleştiren TİHV Üyesi Psikolog Deniz Akyıl Sokullu, kendilerine savaş mağduru çocuklar ve ailelerden başvurular geldiğini aktararak, çocukların neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemediğini, korkularla belki de hayatta kalmanın suçluluğuyla büyüdüklerini söyledi. Deniz, yine çocukların geleceklerinin karmaşık, ağır bir yük olacağını belirterek, çocukların tanık olduğu düzensizlikten, kendi dünyasında düzen yaratmaya çalışmak isteyeceğini ifade etti. Deniz, "Çocuğu yaşadığı çevre bağlarıyla birlikte düşünürüz. Kendilerine yapılmış ihlal ve saldırıyı bağ kurdukları, oyun oynadıkları çevreye de ihlal olarak yaşarlar. Çocuklar, oyunlarında fantezilerini, arzularını aslında yaşadıklarını sembolik bir yolla dile getirirler. Oyunları, korkularının, kaygılarının iç çatışmalarının deplasmanını ve eylemler aracılığıyla da onların üzerinde hakimiyet sağlama girişimlerini barındırır. Çocuk egoyu zorlayan durumları oyunlarında tekrar eder" diye konuştu.
'İktidarlar zora düştüklerinde nefret söylemine sarılırlar'
Ardından LGBTİ Hakları ve Nefret cinayetlerine ilişkin konuşan Kıvılcım Arat, sözlerine nefret suçunun tanımını yaparak başladı. Dünyada nefret suçu yasasının ilk ABD'de Clinton döneminde getirildiğini ancak hiçbir zaman uygulanmadığını ifade eden Kıvılcım, iktidarların zora düştüklerinde nefret söylemine sarıldıklarına dikkat çekti. Son dönemde özellikle 15 Temmuz'un ardından ülkede pek çok kesime dönük nefret söylem ve suçlarının arttığına dikkat çeken Kıvılcım, "Türk-Sunni ve erkek kimliği dışındaki diğer kesimler saldırıya uğradığında bir muhalefet oluşabiliyor bir şekilde. Ancak söz konusu LGBTİ+'lar olunca yine azınlık halinde kalıyoruz" diye konuştu. Kıvılcım sözlerinin devamında, LGBTİ'lilerin özellikle son dönemde yaşadıkları hak ihlallerini anlattı.
Panele soru cevabın ardından ara verildi. Ardından ikinci oturuma geçildi. İHD İstanbul Şube Yöneticisi Leman Yurtsever'in modaretör olduğu oturumda, Gazeteci Murat Çelikkan, Gazeteci Candan Yıldız, Avukat İdil Aydınoğlu, ve Avukat Cemil Adıyaman yer konuşmacı olarak yer aldı.
Çözüm yolları
Burada konuşan Gazeteci Candan Yıldız, OHAL'e gelinen süreci özetlediği sözlerini OHAL ile birlikte yaşananları sıraladı. Kapatılan yüzlerce kurumun olduğu, gazetecilerin tutuklandığını hatırlatan Candan, kapatılan kurumların malların nasıl satıldığını anlatarak, yaşanan pek çok hak ihlaline dikkat çekti. Candan, kara bir tabloyla karşı karşıya olunduğuna dikkat çektiği sözlerinin devamında, çözüm önerilerini sunarak, içinde bulunulan dönemden çıkılabileceğini, bunun yol ve yöntemleri olduğunu söyledi. Candan, “Örneğin ana akım medyanın İHD'ye sorması gerektiği bir konuda aksi şekilde davranıp derneği yayınına çağırmadığı durumda, İHD sosyal medya aracılığı ile sözünü söyleyebilir” diyerek bunun bir çözüm yolu olduğunu kaydetti.
Konuşmaların ardından panel soru cevaplarla sona erdi.








