Dicle Müftüoğlu: Yaptığımız işten alıkoyamayacaklar

  • 09:08 19 Aralık 2017
  • Güncel
Şeriban Aslan-Duygu Ciniviz 
 
DİYARBAKIR - Hakkında "örgüt üyeliği" iddiasıyla 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan KHK ile kapatılan DİHA Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dicle Müftüoğlu, "İddianame absürt bir iddianamedir. Bizim açımızdan bu davanın bir kıymeti yok. Bizi yaptığımız işten alıkoyamayacaklar" dedi. 
 
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Erzincan’da oturan Hüseyin Adalan isimli bir kişinin KHK ile kapatılan Dicle Haber Ajansı’nda (DİHA) yayınlanan haberlerle ilgili 2015 yılında yaptığı suç duyurusu ardından başlattığı soruşturmayı tamamlayarak iddianame hazırladı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen 5 sayfalık iddianamede, KHK ile kapatılan DİHA’nın Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Güzüpek ve ajansın Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dicle Müftüoğlu hakkında ajansın sitesinde yayınlanan 20 haber gerekçe gösterilerek “Örgüt üyesi” oldukları iddiasıyla 7 buçuk yıldan 15 yıla kadar hapis ile cezalandırılmaları istendi. Ayrıca iddianamede, sokağa çıkma yasakları esnasında haberlerde kullanılan, “sıkıyönetim uygulaması”, “katliam girişimi”, “saldırı”, “halk direnişe geçti” ve “genç” ifadeleri suç delili olarak gösterildi. 
 
'DİHA gerçekleri duyurduğu için kapatıldı'
 
Ajansın Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Dicle Müftüoğlu, DİHA’nın 14 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, bu süreç içinde bölge, Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeleri aktaran başarılı bir ajans olarak  basın yayın faaliyeti yürüttüğünü ifade etti. DİHA’nın 29 Ekim 2016 tarihinde AKP hükümeti tarafından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatıldığını hatırlatan Dicle, “Kapatılma nedeni açık. Kimsenin görmediği Roboski katliamını ilk duyuran ajanstı.  Sokağa çıkma yasakları döneminde cenazesi günlerce yerde kalan Taybet İnan’ı dünyaya duyurdu. Ayrıca N.Ç. olayı da ilk DİHA ile duyuruldu. Tüm bunlara baktığımızda iktidarın tekliliği medya alanında da talep ettiğini görebiliriz. Bundan dolayı ajansımız kapatıldı” dedi.
 
'Dünya gerçekleri bilmek istiyordu, duyurduk'
 
İddianamede yer alan söz konusu suçlamalarla ilgili olarak da konuşan Dicle,  “YPS sokağa çıkma yasaklarının ilk aşamasında kuruluşunu ilan etmemişti. İlan edilme sürecine kadar da kimlikleri yoksa ve o kişi genç ise, ‘genç’ diye tabir ediliyordu. İddianame zaten absürt bir iddianamedir. Sokağa çıkma yasakları döneminde buralarda neler yaşandığı dünyaya duyurulmak istenmiyordu. Birleşmiş Milletler veya diğer uluslararası heyetler bizim üzerimizden bu bölgede neler yaşandığını bilmek istiyordu. Geçtiğimiz aylarda BM’nin raporu yayınlanmıştı. Onlarda bu yasakları vahşet olarak nitelendirmişti. Haberciliğimiz tam da bu noktada önemli bir yerde duruyordu” ifadelerini kullandı.
 
'Meltem, Zehra, Nedim bu yüzden tutuklu'
 
O dönem ana akım medyanın zırhlı araçlarla çatışmaların bittiği mahallelere giderek kolluk kuvvetlerinin “kahramanlık” hikayelerinin anlatıldığı haberler yaptığını ifade eden Dicle, “Birçok arkadaşımız mahallelerde neler yaşandığına tanık etti ve dünyaya duyurdu. Nedim Türfent, Zehra Doğan, Meltem Oktay’a bu gerçeklerden dolayı ceza verildi. Bu arkadaşlarımız yasaklarda neler olduğunu duyurduğu için bu cezayı aldı. Belli ki ceza ve kapatılma durumu onları tatmin etmedi ve hızlarını alamayıp sorumlulara da o döneme dair dava açıldı. Dava da bir kişinin suç duyurusu üzerinden açıldı. Kişinin kim olduğu, ne olduğu belli bile değil. Herkes asılsız ihbar ile tutuklandığı bir dönemdeyiz. DİHA’nın kimliğini taşıyan ve bu geleneği ileriye taşıyan gazeteciler olarak bu davayı kabul etmiyoruz. Bizim açımızdan bu davanın bir kıymeti yok. Bizi yaptığımız işten alıkoyamayacaklar” diye konuştu.
 
Davanın  ilk duruşması 22 Mart 2018'de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.