Evinin yıkım anını çektiği fotoğraflarla ölümsüzleştirdi
- 10:20 22 Aralık 2017
- Güncel
DİYARBAKIR- Alipaşa Mahallesi'nde kendi evinin yıkım anını çektiği fotoğraf kareleriyle ölümsüzleştiren Surlu bir kadın duygularını, "Her darbe ile benim de çocukluk anılarım gözlerimin önünde canlanıyordu. Sonra ne oldu; anılarım çocukluğum hepsi kepçe altında kaldı" sözleriyle dile getiriyor.
Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı mahallelerde öz yönetim ilanından sonra yaşanan çatışmaların ardından başlayan yıkım devam ederken, yurttaşların ise yıkıma karşı direnişi devam ediyor. 2015 yılından bu yana sadece yıkım ve göçle gündeme gelen ilçede binlerce ev yıkıldı. Bir o kadar da insanın zorla yerinden edildiği ilçede direnişin izlerini yok etmek için hükümetin devreye koyduğu politika giden binlerce eve rağmen işe yaramadı. Evleri gözleri önünde yıkılan ve geçmişleri tek bir kepçe darbesi ile yerle bir edilen yurttaşların çoğunun aklında tek bir soru var; "Bir daha o sokaklara adım atabilecek miyim?"
Sonuna kadar direndiler
İlçede 23 Mayıs'tan bu yana "Kentsel dönüşüm" adı altında yıkılan ve son kalan 5 evin de dün yıkıldığı Alipaşa Mahallesi'nden geriye anılar, kepçeler ve moloz yığınları kaldı. Aylardır susuzluğa, darba ve bütün tehditlere karşı direnen onlarca yurttaş evlerinden zorla çıkarıldı. Bu zorlamada darp edilen de oldu hakarete uğrayan da, aylardır birlikte direnen aileler birlikte de son kez evlerine baktı. Birkaç gün içinde geriye adı dışında bir şey kalmayacak olan Alipaşa Mahallesi'nde yurttaşların tek söylediği söz ise şu oldu: "Akıllarda kalan tek şey aylarca yıkıma karşı sürdürülen bu direniş olacak."
Hayata geçirilen yıkımla ilgili onlarca haber yapıldı, yüzlerce fotoğraf çekildi ve bir o kadar da direniş görüntüsü. Bu haberin fotoğrafları ise Sur'da yaşayan, çocukluğunun geçtiği evi gözleri önünde yıkılan bir kadına ait. Kare kare bütün yıkımı fotoğraflayan Surlu kadının objektiflerine takılan şey ise kediler, kepçeler, çocuklar ve yıkılan evler oluyor.
Kediler, çocuklar ve kepçe…
Ne zaman mahalleye adım atsak komşusu olan onlarca kadınla birlikte mahallenin kahvesine dönüşen kocaman dut ağacının altında oturan kadını, evi yıkılırken de orada buluyoruz. Çocukları ile birlikte sabahtan başlayan ve akşama kadar devam eden yıkıma yaktığı ateşin önünde durarak eşlik eden Surlu kadının objektiflerine yansıyan bu fotoğraflar yıkıma karşı duyduğu öfkeyi en iyi şekilde özetliyor.
'Oraya bir daha gidemeyeceğini bilmek…'
Fotoğraflara nasıl bir duyguyla çektiniz sorularına ise şöyle yanıt veriyor: "Evi yıktıkları zaman karşısında oturdum ve sadece izledim. Ben eskiden kendi kendime evi yıktıkları zaman vincin önüne atlayacağım derdim. Ama yıkıma başladıkları an sadece donup kaldım ve hiçbir şey yapamadım. Yıkım bitene kadar kepçe darbelerini sadece izledim. Her darbe ile benim de çocukluk anılarım gözlerimin önünde canlanıyordu. Sonra ne oldu; anılarım çocukluğum hepsi kepçe altında kaldı. Yani yıkıldı bitti söndü. Bir daha oraya gidemeyeceğini bilmek evini göremeyeceğini bilmek canımı çok yakıyor. Buna nasıl alışacağımı bile bilmiyorum. Anlatılacak o kadar çok şey var ki içimde, o kadar doluyum ki ama canım çok yanıyor hiçbir şey dökülmüyor dilimden. Bu kadarı yetmez mi?..."








