Cezaevlerinin 'tek tipe' karşı 37 yıllık direniş tarihi

  • 09:03 26 Aralık 2017
  • Güncel
Duygu Erol 
 
ANKARA - PKK'li tutsakların bulunduğu Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde başlayan ve 1986 yılına kadar süren “tek tip kıyafet” dayatması, 37 yıl sonra bu kez de 12 Eylül dönemini aratmayan yasaların mimarı AKP hükümeti tarafından hayata geçirildi. Bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceğini ise “tek tip kıyafet” dayatmasına karşı direnenler belirleyecek.. 
 
AKP hükümeti tarafından Olağanüstü Hal (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan 696 saylı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “tek tip kıyafet” uygulaması yasallaştı. KHK kapsamında, "Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar" iddiasıyla cezaevinde bulunan hükümlü ve tutsakların, “badem kurusu” ve “gri” renk “tulum“ giymeleri dayatılarak duruşmalara getirileceği  açıklandı.İnsan hakları savunucuları ve cezaevinde bulunan tutsakların tüm uyarılarına rağmen hayata geçirilen “tek tip kıyafet” uygulamasına bir çok kesimden tepkiler yükselirken, en sert uyarıyı ise cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsaklar yaptı. PKK ve PAJK’lı tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamada, “Bizler PKK ve PAJK'lı tutsaklar olarak asla tek tip elbiseyi giymeyiz, zorla dayatsanız da yırtıp atarız, bu konuda tavrımız çok nettir. Bizler PKK ve PAJK kimliğinin temsilini her koşul ve şart altında yapacağız, insanlık onurumuza ve irademize dönük olumsuz bir yaklaşımınız söz konusu olursa, neler yapacağımızı tahmin bile edemezsiniz. Sizin referansınız Guantanamo ise bizim referansımız da 1982 14 Temmuz Zindan Direnişidir” denildi.  
 
Türkiye’de ilk kez 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi ile birlikte hayata geçirilen “tek tip kıyafet” uygulamasına tutsakların yanıtı açlık grevleri ve ölüm oruçları oldu. 12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren tarafından hayata geçirilen “tek tip kıyafet” dayatması, tutsakların mücadelesi sonucu 1986 yılında geri çekildi. Aynı yasa 31 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan Genel Başkanlığı’ndaki AKP iktidarı ile yeniden hayata geçirildi. 
 
İlk olarak Sultanahmet Cezaevi'nde uygulanmaya başlandı
 
12 Eylül 1980 askeri darbesi ile beraber binlerce siyasi tutsağın bulunduğu cezaevlerinde askeri uygulamalar dayatılmaya başlandı. Askeri dayatmaya karşı tutsakların tavrı ise açlık grevleri oldu. Özellikle Metris, Mamak ve Diyarbakır cezaevlerinde darbenin baskıcı rejimi hissediliyor ve bu cezaevlerinde tutsakların direnişleri yükseliyordu. "Tek tip kıyafet" uygulaması ise 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında ilk olarak Sultanahmet Cezaevi’nde hayata geçirilmek istendi. Cezaevinde bulunan tutsakların sivil elbiseleri toplandı, dayaklarla tek tipler giydirildi. Uygulamaya karşı direnen tutsaklar kendilerine verilen elbiseleri  yırttı. Cezaevi idaresi 1 yıl sonra geri adım attı. 
 
Direnişin ilk kıvılcımı: 14 Temmuz 
 
Askeri cuntaya karşı direnenlerin Kürt halkına dayatılan karanlığa ışık olduğu Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde ise baskıların, askeri uygulamaların ve "tek tip kıyafet" dayatmasının son bulması için 14 Temmuz 1982 yılında PKK'li tutsaklar tarafından ölüm orucu eylemleri başlatıldı. Ölüm oruçlarında Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek hayatını kaybetti. Direniş sonucunda adı işkence ile anılan Esat Oktay dönemi kapandı. "Tek tip elbise" 1983’de çıkarılan “13-1 Sayılı Genelge” ile Ocak 1984’de Metris Askeri Cezaevi’nden başlayarak tekrar dayatıldı. Metris’te 14-15 Ocak 1984’de tutsakların elbiselerine el konuldu ve karşılığında da direnişler başladı. 18 Ocak’ta DİSK davası tutsaklarına da "tek tip kıyafet" giydirildi.
 
4 tutsak yaşamını yitirdi
 
Diyarbakır Askeri Cezaevi'ndeki direnişin ardından 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilmeden önce 12 gün açlık grevinde kaldıkları Metris Cezaevi de yıllar sonra benzer bir direnişe tanıklık etti. 11 Nisan 1984 yılında Metris ve Sağmalcılar cezaevindeki Devrimci Sol ve TİKB’li (Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği)  tutsaklar, "Tek tip elbise uygulamasının kaldırılması", "İşkencelerin sona ermesi", "İnsani ve sosyal yaşam koşullarının düzenlenmesi" ve "Siyasi tutukluluk hakkının tanınması" talepleriyle açlık grevi başlattı. 400 tutsağın katıldığı açlık grevi 45’inci günden sonra taleplerin karşılanması için ölüm orucuna dönüştü. Direnişin sonucunda Abdullah Meral, Haydar Başbağ, Fatih Öktülmüş ve Hasan Telci hayatını kaybetti. 
 
Direniş geri adım attırdı 
 
Yine tek tip kıyafet uygulamasına karşı mahkemelere elleri kelepçeli getirilen tutsaklar mahkeme salonlarında kelepçeleri açılınca üzerlerindeki kıyafetleri çıkararak “tek tip kıyafet” uygulamasını protesto etti. “Tek tip kıyafeti” reddederek açık görüşe çıkmayan tutsakların talepleri karşısında daha fazla meşruluğu kalmayan cunta rejimi 11 Şubat 1986 tarihinde kabul etmek zorunda kaldı.  Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Topaç tarafından “tek tip kıyafet” uygulaması hakkında tekrar bir genelge verilmesine rağmen çok sayıda cezaevinde eş zamanlı olarak başlatılan açlık grevleri sonucunda uygulama yürürlüğe girmeden rafa kaldırıldı.
 
'Mayıs Genelgesi' ve yeni açlık grevi süreci
 
1996 yılına gelindiğinde  ise dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ağar tarafından gündeme getirilen ve bugünkü "F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevleri"nin temelini atan “Mayıs Genelgesi” ile tutsaklar yeni bir açlık grevi sürecine girdi. 6 Mayıs 1996 yılında yayınlanan “Mayıs Genelgesi” tutsakların "tabutluk" denilen hücre tipi (F Tipi)  cezaevlerine sevkinin önünü açtı. Genelgeyi protesto etmek için Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde PKK'li tutsaklarca açlık grevi başlatıldı ve Türkiye genelinde 43 cezaevinde ölüm oruçları başladı. Toplam 2 bin 174 tutsak açlık grevine dahil olurken, 355 tutsak da ölüm orucuna başladı. Ölüm oruçları sonucunda 12 tutsak hayatını kaybetti. Hükümetin değişmesinin ardından genelge iptal edildi. 
 
2000 ölüm oruçları 
 
Genelge iptal edilmesine rağmen “F Tipi” cezaevleri kapatılmadı ve binlerce tutsak "tabutluk" denilen hücre tipi cezaevlerine gönderildi. “F Tipi” cezaevlerinin kapatılması ve “Terörle Mücadele Yasası”nın kaldırılması talebi ile 20 Ekim 2000 yılında Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi (DHKP-C)  Türkiye Komünist Partisi /Marksist Leninist (TKP/ML) ve Türkiye Komünist İşçi Partisi (TKİP) üyesi 816 tutsak tarafından başlatılan açlık grevi bir ay sonra ölüm orucuna dönüştürüldü. Direnişin 60’ıncı gününde “Hayata Dönüş” adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda 30 tutsak katledildi. 
 
Cezaevleri 12 Eylül'den bu yana direniyor 
 
Cezaevleri 12 Eylül’den bu yana askeri uygulamaların bir parçası olan “tek tip kıyafet” dayatması ve “tabutluk” denilen hücre tipi cezaevlerine karşı açlık grevleri ve ölüm oruçları ile direndi. İlk kez  PKK'li tutsakların bulunduğu Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde başlayan ve 1986 yılına kadar süren “tek tip kıyafet” dayatması, 37 yıl sonra bu kez de 12 Eylül dönemini aratmayan yasaların mimarı AKP hükümeti tarafından hayata geçirildi. Bundan sonraki sürecin nasıl ilerleyeceğini ise “tek tip kıyafet” dayatmasına karşı direnenler belirleyecek.