‘Bir ömür geçecek bu acı geçmeyecek’
- 09:05 26 Aralık 2017
- Güncel
Medine Mamedoğlu-Piroz Zırığ
ŞIRNAK - Gökyüzünü aydınlatan bombalarla karanlığa bürünen Roboski köyü 28 Aralık 2011’de bitmeyen bir yasa büründü. 34 kişinin katledildiği köyde yaşayan anneler, çocuklar ve gençler her güne aynı acıyla uyanıyor.
Takvim yaprakları 28 Aralık 2011 gösterdiğinde, gökyüzünü aydınlatan bombalarla karanlığa bürünen Şırnak’ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski köyü bitmeyen bir yasa büründü. O günden sonra tutulan yas ile giyilen kara kıyafetler bir daha çıkartılmadı. Çoğu çocuk 34 kişinin katledildiği Roboski’de bir daha bayram kutlanmadı, o günden bu yana tek bir düğün dahi yapılmadı.
34’ler…
6’ncı yılına girecek olan katliamda yaşamını yitiren çocukların, gençlerin anneleri, yakınları 313 haftadır adalet arıyor. Bıkmadan usanmadan 6 yıldır adalet peşinde koşan aileler, çocuklarının faillerinin bulunacağı günü ak düşmüş saçları ve kapkara elbiseleri ile bekliyor. Köydeki halk yaşanan olaya katliam değil de “34’ler” diyor.
Özcan, Şiwan, Şerwan ve daha niceleri…
17 yaşındaki Özcan, nişanlı düğününe hazırlanan elinde yüzüğü ile hayatını kaybeden Şerwan ve daha adlarını herkesin ezbere bildiği onlarca can. Köye girdiğimiz gibi bizi yıldönümüne denk gelen bir yağmur karşılıyor. Ses çıkarmadan yağan bu yağmur durmadan yıldönümüne kadar devam edecek gibi görünüyor. Zaman kaybetmeden röportaj almak için annelerin yanlarına gittiğimizde hepsi bizi kapkara elbiseleri ile karşılıyor. Ak düşmüş saçlarını ortaya çıkaran siyah tülbent ve elbiseleri ile bizi karşılayan annelerden sonra gittiğimiz her evde 34’lerin fotoğrafı karşılıyor. Küçük çocukların “Bunlar kim?” diyerek büyüdüğü evlerde ağıtlar susmuyor.
Gülmeyi unutmuş köy
Ellerine aldıkları yakınlarının fotoğrafları ile konuşmaya başlayan bütün annelerin ağzından çıkan ortak cümle, “6 yıl geçti ama geçmeyen tek şey acımız oldu” oluyor. Evlere girdiğimizde fark ettiğimiz ilk şey annelerin gülümsemeleri oluyor, kısa bir gülümseme ile bizi karşılayan ama daha sonra tebessümleri hüzne dönüşen annelerin gözlerinin içine 5 saniyeden uzun bakamıyoruz. Baktığımız gibi gözleri dolan ve içlerindeki acıyı döken anneler, 6 yıldır her tebessüm sonrası bu anı yaşıyor. Belki bakar da iyi olur diyerek gülümseyerek baktığımız bütün anneler, katliamın fotoğraflarında olduğu gibi hüzünlü bakıyor. Roboski; gülmeyi unutmuş köy, bunu sokaklarında ayağımızı taşlara vura vura yürüdüğümüz zaman yaşadığımız o sessizliği görerek yazıyoruz buraya.
‘O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı’
6 yıldır yapılan her düğünün zurnasız, davulsuz ve halaysız olduğu köyde halen olayın travmasını yaşayan onlarca insan var. Bunlardan biri de 18 yaşında evlenen Jiyan Encü… Ellerine kına yakılmadan siyah elbiseler ile evden çıkarılan Jiyan’nın şu anda bir kızı var. Katliamda hayatını kaybeden kardeşi Şiwan Encü’den sonra aylarca psikolojik tedavi gördüğünü dile getiren Jiyan, “Ben mezarlığa ilk gittiğimde kendime bir daha gelemedim. 6 ay boyunca tedavi gördüm. Her yerde her an mezarlığı oradakileri görüyordum. Onların öldüğüne inanmıyordum ve her an çıkıp yanımıza gelecekler gibi bakıyordum. O günden sonra köyde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Benim kızım dayısının fotoğraflarını gördüğünde başta anne ‘bu kim’ diye soruyordu. Şimdi her Perşembe kendisi gelip anne dayımın mezarına gidelim diyor. Biz katliamı görerek çocuklarımız da onun izleri ile yaşayacaklar” dedi.
Çocuklar 34’lerin fotoğraflarına bakarak büyüyor
3 yaşındaki Sorxwin’den, 11 yaşındaki Özlem’e henüz doğmamış bebeklere kadar “Çocukların gözünden Roboski” dediğimizde ise sadece yapbozları yapıştırmak kalıyor geriye. Annelerin neden gözyaşı döktüklerini, Aralık ayının her 28’inci gününde evlerine neden gazetecilerin geldiğini bilmeyen bu çocuklar evlerinde bulunan 34’lerin fotoğrafına merakla bakarak büyüyecek. Çok geçmeden ise gerçekle yüz yüze kalacak.
‘Sen Roboskili misin?’
Kapkara elbiselerinden Roboskili oldukları dilden dile yayılan kadınlar Roboski’den çıktıkları anda gittikleri her şehirde polislerin, “Sen Roboskili misin?” sorusuyla karşılaşıyor. Hediye Encü, “Sürekli buradan farklı bir yere gittiğimde bana ‘neden siyah giyiniyorsun, sen Roboskili misin?’ diye soruyorlar. İnsanların bunu görünce Roboski’yi hatırlaması acımızı ikiye katlıyor. Biz sonsuza kadar bu siyah elbiseleri giyeceğiz. Onlar da sadece bu siyah elbiseleri gördüklerinde burayı hatırlayacaklar” diyor








