Asgari ücret zammı Diren bebeği mutlu etmeye yetmiyor
- 09:26 31 Aralık 2017
- Güncel
Duygu Erol
ANKARA - İşçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişilik bir gruptan oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun asgari ücrete yapılan 199 lira açıklamasının hane içindeki karşılığı, doğum gününde yüzü biraz gülsün diye alınan elbisesi mağazaya geri iade edilecek olan Diroş bebeği mutlu etmeye ancak birkaç saat yetiyor.
4 kişilik bir aile, 3'ü öğrenci 4 kadın... Evin en büyük kız çocuğu üniversite ikinci sınıfta okula ara vermiş, kız kardeşi il dışında okumaya başlayınca. Zor bir hayat ama evin her tarafında kadın dayanışmasının neşesini, samimiyetini yaşıyorsun. Mesela konuştuğun her sohbet çok samimi oluyor, her şeyi konuşuyorsun. Neşe içerisinde bir yandan da kaygılı bir şekilde ilk önce üniversiteye hazırlanan en küçük çocuğundan konuşuyoruz. Üniversiteyi kazanacak bu yıl oda yuvadan uçacak diye kahkahalarla konuşuyoruz. Bir yandan üniversiteyi geçen yıl kazanan ve il dışına çıkan ortanca çocuktan konu açılıyor. Kürt, Kızılbaş ve kadın kimliğinin bir arada olması diye konuşmaya başlıyoruz, muhalifmiş okulda biraz, haksızlığa sesini çıkarıyormuş, polis evi arıyor "Kızınız hoş olmayan şeyler yapıyor, bizi ziyaret edin" diye sürekli aranıyormuş aile. Anne gülüyor, geçiyor, kaygılı tabi, "Ne yapayım, kuzum bizde de her şey var. Kürdüz, Aleviyiz hem de Kızılbaş, bir de kadın. Muhalif olmayalım da ne yapalım. Hem sanki çok iyi işler yapıyorlar da" diye gülüp geçiştiriyor.
Derin derin sohbet koyulaşırken bir anda sosyal medyadan asgari ücrete zam geldiğini öğreniyoruz. "Aaaa! Ne kadar olmuş" diye herkes bir anda bakınmaya başlıyor. Hepimizin elinde haberlere bakıyoruz. Bir yandan "200 lira zam gelmiş" bir yandan "Artık bin 600 lira oldu maaşım" bir yandan da "Sanki değişen ne, daha dün elektiriğe o kadar zam yaptılar" cümleleri uçuşuyor. Haber ilk okunduğunda bir "sevinç" var tabi. Ne de olsa zam yapmışlardı. Elektiriğe, doğal gaza, suya, vergilere gelen zam ilk etapta unutuluyor ve maaşa yapılan 199 liralık zam başta bir "sevinç" yaratıyor herkeste.
'Etiketi sökmeyin, geri vereceğim'
Gülüşüp, biraz eğlendikten sonra arka arkasına yılbaşından sonra faturalara, vergilere gelecek olan zammı konuşmaya başladık. Anne diyor, "Yavrum daha dün elektriğe zam yaptı bunlar, yüzde 8.8'mi ne. Asgari ücret yükseldi de ne olacak, yine aynı. Paranın kıymeti yok ki, çocukları bile okutamıyoruz. İlk başta kız okulu bırakınca bir üzüldüm ama. Şimdi düşünüyorum oda çalışmasaydı iki çocuğu okutamazdım ki ben." Tam bunları konuşurken kapı çalıyor ve kucağında bir yaşıan girecek olan bebeğiyle genç bir anne giriyor. Komşuları imiş. "Diroş'a doğum günü elbisesi aldım kızlar" diye başlıyor konuşmaya. Bir yandan Diroş bebeği seviyoruz bir yandan da elbisesini beğendiğimizi anlatıyoruz kadına. Etiketin sökülmediğini farkediyoruz ki, kadın; "Aman ha sökmeyin! (gülüyor) Doğum gününden sonra götürüp geri verecem" diyiveriyor.
Milyonlarca kişi açlık sınırının altında yaşıyor
Aslında evinde misafir olduğumuz aile ile asgari ücrete yapılan asgari zammın hane içerisindeki karşılığını görebiliyoruz. Asgari zam ile beraber Diroş bebeğin doğum günü elbisesi bile dolabında kalamıyor. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) tarafından "Açlık ve yoksulluk Sınırı" araştırmasına göre ise dört kişilik bir ailenin açlık sınırı bin 567 lira iken yoksulluk sınırı 5 bin 106 lira. 199 liralık asgari ücret zammına bir yandan kızan bir yandan sevinen aile açlık sınırında yaşarken yoksulluk sınırının kat ve kat altında bir yaşam sürüyor.








