Özgürlüğü kuşanan 3 yaşam: Seve, Pakize, Fatma

  • 09:01 2 Ocak 2018
  • Güncel
Medine Mamedoğlu-Piroz Zırığ 
 
ŞIRNAK - Silopi'de iki yıl önce ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” sırasında katledilen üç Kürt kadından biri olan Pakize Nayır anlatan annesi Behiye Nayır, Çocukluğundan bu yana sadece bu davayı sevdi. Bu davayı seven herkesi seviyordu” diyerek, kızının mücadelesinin takipçisi olacağını söyledi. 
 
Seve, Pakize, Fatma…4 Ocak günü Şırnak’ın Silopi ilçesinde ilan edilen “sokağa çıkma yasağı” sırasında devlet güçleri tarafından açılan ateşle katledilen 3 Kürt kadın siyasetçi. Namlulara karşı siper ettikleri bedenleriyle yaşamı kuşanan 3 kadın. Katledilmelerinin üzerinden iki yıl geçti. Farklı yaşam hikayeleri olan 3 kadının Silopi’de kesişen yolları 5 Ocak günü birlikte sonsuzlaştı.   Bu kadınlardan biri olan 24 yaşındaki Pakize Nayır, Şırnak’ın Silopi ilçesinde doğup, büyüdü. Küçük yaşından itibaren evin hem maddi hem de manevi sorumluluğunu yüklenen Pakize,  henüz 12 yaşındayken tekstil işçiliğine başladı, bahar aylarında ise ailesiyle birlikte mevsimlik işçiliğe gitti. Bir yanda ailesinin geçimini üstlenen Pakize diğer yandan da görmezden gelemediği Kürt halkının özgürlük mücadelesinin bir parçası oldu. Erken yaşlarda kadın ve siyaset çalışmalarına katıldı. Bir yandan açtığı kuaför dükkanıyla ailesine destek olmayı sürdürürken diğer yandan ise Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanlığı görevini üstlendi. 
 
Silopi’de 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen “yasak” sonrasında 4 Ocak günü akşam saatlerinde çatışmaların yaşandığı Karşıya Mahallesi’nde zırhlı araçlardan açılan ateşle yaralanan Pakize, Seve Demir ve Fatma Uyar ile birlikte katledildi.  Çok cesaretli olduğu, asla geri adım atmadığı ve bundan dolayı da çevresinde bulunan herkesin cesaretiyle hatırladığı Pakize’yi anlatan annesi Behiye Nayır, ne olursa olsun kızının davasını takip edeceğini söyledi.  
Kızına verdiği sözü  şimdilerde HDP Silopi İlçe Başkanlığı’nda yöneticilik yaparak yerine getiren Behiye,  Pakize'nin üniversiteye hazırlık yaparken çektiği fotoğrafı öperek konuşmaya başlıyor.  Behiye, kızının küçüklüğünden bu yana uğrunda ölüme gittiği Kürt halkının mücadelesine ne kadar bağlı olduğunu ifade ediyor.
 
‘Bu davayı seven herkesi sevdi’
 
Pakize'nin halkının mücadele ettiği davaya çocukluğundan bu yana bağlı olduğunu söyleyen Behiye, "Çocukluğundan bu yana sadece bu davayı sevdi. Kitap okuyordu, bu davayı seven herkesi seviyordu.  Kimseye haksızlık yapmadı, kimseye bir şey yapmadı. Genç bir kadındı, çalışıyordu. Kendi dükkanı vardı.  Çok çalışkan ve akıllı bir kadındı. Ailemizin umudu ve herkesi koruyan biriydi. Çok bilen, çok pratik bir insandı. Çocukluğundan bu yana hep bu değerlere, bu mücadeleye bir şey katmak için çalıştı. Pakize genç, dinamik ve akıllı bir kadındı. En sonda da mücadelesini yürüttüğü bu yolda yaşamını yitirdi" dedi.
 
‘Hayatım boyunca unutmayacağım’
 
O gece yaşananları hayatı boyunca unutmayacağını ve vahşetin sadece kendi kızına değil bütün Kürt halkına yapıldığını söyleyen Behiye, "Bizim çocuklarımız Kürt. Kendi davaları, kendi dilleri için mücadele ettiler. Adaletin ve özgürlüğün gelmesini istiyorlardı. Neden bütün dünyanın bunları isteme hakkı var da Kürtlerin yok.  Benim kızım parti üyesiydi. Emniyetten aldı kimliğini onlar da biliyordu. Sonra ne yaptılar önce yaralayıp sonra taradılar. Ardından da 'Terörist' ilan ettiler. Kürdistan topraklarında yaşıyorsanız eğer 3 yaşında dahi olsanız onların gözünde teröristsiniz" diye konuştu.
 
‘Davalarının arkasındayız’
 
Ne olursa olsun sonuna kadar kızının mücadelesinin arkasında olacağını ve yarım bıraktığı mücadeleyi kendisinin yürüteceğini söyleyen Behiye, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Kızım o gün defalarca ambulansı aradı. ‘Yaralıyız, kan kaybından öleceğiz’ dedi. Yine de göndermediler, taradılar bile bile yaktılar kızımı ve arkadaşlarını. Biz onların davalarının arkasındayız. Ömrümün sonuna kadar onun mücadelesinin arkasından gideceğim. Hakkımız olan çocuklarımızın davasının arkasından gideceğiz. Ne yaptığını biliyordu benim kızım. O yüzden korktular ondan."