Tutuklandı, işkenceden geçti, İran’dan ayrıldı: Rejim değişirse kadınlar sayesinde değişir!
- 09:26 5 Ocak 2018
- Güncel
Hikmet Tunç - Zeynep Turgut
VAN - “Bana işkenceler yapıldı. Tırnaklarım kesildi. Saçlarım kökünden söküldü…” diyen İranlı gazeteci Melina Mehmet, ülkesinde yaygın olan "muta nikâhını" eleştirdiği gerekçesiyle cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra ülkesinden ayrılmak zorunda kalan Melina, İranlı kadınların devlet tarafından fuhuşa zorlandığını belirterek, “İran rejimi değişirse bu kadın mücadelesi sonucunda gerçekleşir” diyor.
İran rejimine karşı başlayan protestolar bir haftayı geride bırakırken, kadınların bu eylemlerde öncü güç olması da dikkat çekiyor. Tüm dünya gözünü “Özgürlük” sloganıyla sokakları doldurup taşıran İran ve Doğu Kürdistanlı kadınlara çevirirken ülkesinden kilometrelerce uzakta olan İranlı gazeteci Melina Mehmet’in yaşam hikâyesine konuk oluyoruz. Ülkesindeki baskıcı sistemden ve bu sistemin kendisine verdiği zararlardan bahseden Melina’nın yaşamı “Kadınlar neden sokakta?” sorusuna da cevap olacak cinsten…
‘Muta nikâhını eleştirdiğim için kâfir ilan edildim’
2015 tarihinde İran’da bir gazetede köşe yazarlığı yapan Melina, ülkesinde kadınların fuhuşa itilmesine ve bu yapılırken de İslami referansların kullanılmasına sessiz kalmaz. Muta nikâhı adı verilen ve fuhuşu meşrulaştırma yönünde kullanılan yöntemi eleştirdiği için 10 ay cezaevinde kalan Melina, o süreci şöyle anlatıyor: “ Hangi din hangi peygamber kadının muta nikâhı adı altında günü birlik evlendirilmesini buyuruyor? Ben bunları yazdığım için kâfir ilan edildim. Tahran Tebriz Cezaevinde 10 ay tutuklu bulundum. İran’ın birçok kentinde muta ve siğne nikâhı kıyılan yerler var. Saat başı beş yüz liradan fazla para karşılığında bu nikâhlar kıyılıyor yani kadınlara fuhuş yaptırılıyor. İslamiyet’e göre düzenlendiği söylenen bu yerlere müdahale edilmiyor.”
‘Cinsel saldırıya maruz bırakıldım’
Cezaevinde olduğu süre boyunca maruz bırakıldığı fiziksel ve cinsel işkenceleri de anlatan Melina, “Cezaevi müdürü geç saatlerde mahkemen var diyerek beni götürüyor ve cinsel saldırıya maruz bırakıyordu. Bana işkenceler yapıldı. Tırnaklarım kesildi. Saçlarım kökünden söküldü. En kötüsü ise gittiğim mahkemenin savcısı tarafından cinsel saldırıya maruz bırakılmamdı” diyor.
‘Çocuklar da kadınlar da recmediliyor’
İran’da gerçekleşen protestoları sorduğumuzda ise Melina şu yanıtı veriyor: “İran’da özgürlük yok! Konuşan cezaevinde… Çocuklar da kadınlar da recmediliyor. Amerikan ya da İsrail ajanlığı yaptığı iddiasıyla çocuklar öldürülüyor. İran’da ayaklanmanın, isyanın en büyük nedenlerden biri de ekonomiktir. İnsanlar yıllarca çalıştı, didindi. Paralarını bankaya yatırdı. Hükümet bankaların delindiğini söyledi ama yalan! O paralara el koydular. Kendileri çaldılar. İnsanlar böyle bir durumda kendi hükümetlerine, devletlerine nasıl inansınlar?”
‘Zenginliklerden hükümete yakın aileler yaralanıyor’
Eylemselliklerin iki büyük nedeni olduğunun altını çizen Melina, “Biri ekonomik diğeri özgürlük. İnsanlar evlerine ekmek dahi götüremiyor. Yine fuhuş yapan bir kadına neden fuhuş yapıyorsun diye sordum. Kadın bana ‘çocuğum hasta, eşim kanser ben bedenimi satmaktan başka ne yapabilirim? Başka çarem yok’ dedi. İran kaynak anlamında çok iyi bir durumda. Onlarca petrol kuyusu, maden kaynağı var… Yer altı zenginlikleriyle dolu ama sadece bundan hükümete yakın aileler faydalanabiliyor. Halk sefalet içinde dilencilik yapıyor. Her şey özgürlükten başlar. Bir insan özgür oldu mu ekonomisini de iyileştirir yaşamını da düzenler” diye anlatıyor.
‘Kadın hakları ayaklar altında’
Kendisine İran’da çekilmiş bir videonun gönderildiğini ifade eden Melina, o videonun içeriğinden şöyle bahsediyor: “Devlet güvenlik görevlileri, bankaların camlarını kırarak para çaldılar. Daha sonra oradaki halkı suçladılar.”
Kadınların maruz bırakıldıkları haksızlıklardan da bahseden Melina, “Erkekler evlendikleri kadınla anlaşamazsa devlet onları boşar. Fakat ondan sonra kadını muta nikâh(ları) süreci bekler. Bunun adı fuhuştur. İran’da devlet tarafından kadınlara fuhuş yaptırılıyor. İran’da kadın hakları ayaklar altına alınmış durumda” diyor.
İranlı kadınların devlet yetkilileri tarafından Dubai’ye götürüldüğünü ve fuhuşa zorlandığını iddia eden Melina, “Polis kadını ‘senin saçın açık’ diyerek gözaltına alıyor ve bir daha kadından haber alınamıyor. Aileler kızlarını sorduklarında güvenlik güçleri ‘bilmiyoruz’ yanıtını veriyor” diyor.
‘İran değişirse kadınların sayesinde değişir’
İran’da gerçekleşecek bir devrimin ancak kadın mücadelesiyle mümkün olacağını belirten Melina,“Önceki hükümet kadınlara maaş bağlıyordu. Kadınların bir yeri vardı. Şuan kadınların hiçbir güvenliği yok. Kadınlar çalıştığı yerden maaş almak istese öncelikle o işletmenin sahibi tarafından tecavüze uğrar. Böyle bir sistem var şuanda. Birgün İran rejimi değişirse bu kadın mücadelesi sonucunda gerçekleşir. Kadınlar çok cesaretli. Kadınlar okuyor. Kadınların okuma oranı çok yüksek. Kadınlar örgütleniyor. Mücadele ediyor” şeklinde konuşuyor.
‘Ülkem benim annemdi, yuvamdı, yavrumdu…’
İran’daki protestoların bir devrime dönüşmesi gerektiğini söyleyen Melina, “İran’da herkes el ele verip geleceğini düşünmeli devrim için mücadele etmelidir” diye belirtiyor.
“Çocuklarınızı ve kendinizi düşünün. Mücadele edin” diyerek İranlı kadınlara seslenen Melina, son olarak kilometrelerce uzakta hasretini çektiği ülkesini şöyle tanımlıyor: “Ülkem benim annemdi, babamdı, çocuğumdu, yuvamdı, ailemdi… Kadınlar kendi ülkesi için mücadele etmeli.”








