Kayıp yakınlarından hasta tutsak Mevlüde Başdaş çağrısı

  • 14:55 6 Ocak 2018
  • Güncel
DİYARBAKIR/İZMİR - İHD ve kayıp yakınları tarafından İzmir'de düzenlenen eylemin 414'üncü haftasında hasta tutsak Mevlüde Başdaş'ın durumuna dikkat çekilerek, "Bizler insan hakları savunucuları olarak Mevlüde'nin raporlarının dikkate alınarak sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi için serbest bırakılmasını istiyoruz" denildi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla düzenledikleri eylemlerinin 465’incisi için bir araya geldi. Dernek binasında yapılan eylemde, kayıp yakınları ellerinde zorla kaybedilenlerin fotoğraflarını taşıdı. İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Abdulselam İnceören yaptığı konuşmada, koşullar ne olursa olsun adalet arayışlarını sürdüreceklerini, kayıpların akıbetini soracaklarını ifade etti.
 
Ardından 6 Haziran 1994’te, Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesi Şahlat köyüne askerler tarafından yapılan baskın sonucu gözaltına alınıp, kaybedilen Salih Çalık ile Sinan Fidan’ın hikayeleri paylaşıldı.
 
Salih ve Sinan’ın hikâyelerini okuyan İHD Kayıp Komisyonu üyesi Adnan Örhan, “Operasyon sırasında askerler köylüleri uzun namlulu silahlarla taradılar, tarama sırasında 2 köylü yaşamını yitirdi. Olayda Salih Çalık da ayağından yaralanmıştı. Yaralı olduğu için köyden çıkamayınca Süleyman Muntaş’ın evine sığınmıştı. Ancak askerler kaldığı evi tespit ederek, eve baskın düzenledi. Yapılan baskın sonucunda ev sahibi Süleyman Muntaş, yaralı Salih Çalık ve Çalık’ı tedavi etmek için evde bulunan Sinan Fidan, askerler tarafından gözaltına alındı. Ev sahibi Süleyman Muntaş, 25 gün sonra serbest bırakıldı. Salih ve Sinan ise gözaltında tutulmaya devam edildi” dedi.
 
O günden bu yana Salih ve Sinan Fidan’ın akıbeti konusunda bir bilgiye ulaşamayan ailelerinin Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurduğunu da söyleyen Adnan, “Salih Çalık’ın annesi, savcıya iki kişinin Süleyman Muntaş’ın evinden askerler tarafından gözaltına alındığını, Muntaş’ın da buna şahit olduğunu anlattı. Ancak Savcı dilekçeyi aileye iade ederek, ‘Bu şahısları biz almadık, gidin PKK’den sorun’ diyerek ailelerinin taleplerini geri çevirdi. O tarihten itibaren Salih Çalık ve Sinan Fidan’dan bir daha haber alınamadı” diye konuştu.
 
Açıklama oturma eylemiyle son buldu.
 
İHD İzmir Şubesi tarafından her hafta yapılan kayıp yakınlarının eyleminin 414'üncü haftasında, bir kez daha hasta tutsakların serbest bırakılması istendi. İzmir'de bulunan Başbakanlık binası önünde bir araya gelen İHD üyeleri ve tutsak yakınlarının eylemine HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Aycan İrmez ile birlikte İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin de katıldı.  Eylemde "Tek tipi hayır", "Susma suça ortak olma, ölüyorlar" ve "Hasta mahpuslara adli tıp idam, yargı infaz oldu" pankartları açılıp, yine "Tek tipleşmeye hayır", "Tek tip işkencedir" ve "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek" dövizleri açıldı. 
 
'Tek tip işkencedir'
 
Eylemde ilk olarak konuşan Eren Keskin "tek tip" dayatmasından söz etti. Eren,  Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kontrgerilla ile uzlaşmaya gittiğini belirterek, "Bu uzlaşma sonrasında bir dönem kendilerinin itiraz ettikleri darbe sürecinin tüm yöntemlerine başvurmaya başladılar. Tek tip elbise de militarist bir yöntemdir. Tek tip elbise, tek tipleştirmek militarizmdir. Ve bugün Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenler militarizmden medet umarak insanlara acı çektirmektedirler. Tek tip elbise işkencedir. Ayrıştırmadır, insan haklarına aykırıdır. Bu nedenle de tek tip elbiseye karşı sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" diye konuştu. 
 
'Tek tip barbarlığın yöntemi'
 
Ardından söz alan Meral ise, tutsakların yıllarca bedenleri ve yaşamları ile elde ettikleri kazanımları almaya çalıştığını dile getirdi. Meral, "Tek tip uygulaması bir Guantanamo, Ebu Gureyb ve IŞİD barbarlığının yöntemidir. Bunu bütün dünya biliyor. Bu övünülecek, örnek alınacak bir yöntem değildir. Tek tip elbiseye karşı Diyarbakır Cezaevi'nde, Mamak'ta, Ulucanlar'da, Türkiye'nin dört bir yanında cezaevlerinde büyük direnişler yaşandı. Tutsaklar mahkemelere tek tip elbiseleri yırtarak çıktılar. Ölüm orucuna yattılar 14 Temmuz'da" hatırlatmasında bulundu. 
 
'Tutsakların durum her geçen gün ağırlaşıyor'
 
Ardından hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için İHD İzmir Şube Yöneticisi Caner Canlı konuştu. Hasta tutsakların durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirterek, serbest bırakılmalarını isteyen İHD yöneticisi Caner, Şakran Kapalı Kadın Cezaevi'nde tutulan 59 yaşındaki Barış Annesi Mevlüde Başdaş'ın durumuna da dikkat çekti.
 
'Mevlüde'nin infaz erteleme talepleri reddedildi'
 
Caner, serbest bırakılmasını istedikleri Mevlüde'nin durumuna ilişkin şöyle dedi: "Mevlüde Başdaş, askeri operasyonlara engel olmak için 1 Ekim 2015'de Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Bagok Dağı kırsalında canlı kalkan eylemine katılmış ve 59 yaşındadır. Geçtiğimiz yıl 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aldığı hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Mevlüde, tutuklanarak İzmir'deki Şakran Kadın Kapalı Cezaevi'ne konuldu. Böbrek nakli olan, diyabet hastası ve yüzde 86 engel durumu bulunan, 3 kalp damarı tıkalı olup anjiyo yapılan, bel fıtığı rahatsızlığı bulunan ve şeker hastalığı dolayısıyla sağ gözü hiç görmemektedir. Böbrek, kalp, şeker ve tansiyon hapları verilmiyor ya da eksik veriliyor. Ayrıca astımı var ve tüp kullanıyor. Mevlüde'nin 5 Temmuz 2017 tarihli Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yüzde 86 engel durumunu gösteren raporu bulunuyor. Mevlüde'nin, infaz yasasında hasta mahpuslar için düzenleme yapılmış olduğu halde infaz erteleme talepleri reddedilmiştir. Bizler insan hakları savunucuları olarak Mevlüde'nin raporlarının dikkate alınarak sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi için serbest bırakılmasını istiyoruz."