Meryem Göktepe: Bu yas hiç bitmez…

  • 09:01 7 Ocak 2018
  • Güncel
 
İSTANBUL - “Bir sevdiğinizi kaybettiğinizde, hele de vahşice dövülerek hiç tanımadığı insanlarca, nefret ağı örülerek öldürülmüşse bu yas hiç bitmez, acısı dinmez…” diyen Meryem Göktepe, kardeşi Metin’in katledilişinin yıl dönümü vesilesiyle gazeteciler üzerinde artan baskılara dair konuştu. Meryem bu süreci, "karanlıktan beslenenlerin aydınlıktan ve gerçeklerden korkması" olarak tanımladı. 
 
Gazeteci Metin Göktepe'nin haber takibindeyken gözaltına alınarak işkenceyle katledilmesinin üzerinden 22 yıl geçti. Evrensel Gazetesi'nde çalışan Metin Göktepe, 8 Ocak 1996 tarihinde, Ümraniye E Tipi Cezaevi'nde katledilen tutsaklar Orhan Özen ile Rıza Boybaş'ın cenaze törenini izlemek için gittiği Alibeyköy'de polisler tarafından gözaltına alınmış ve götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu'nda işkence edilerek katledilmişti. Metin'in katledilişine ilişkin dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan "Duvardan düşerek öldü" demiş ancak kamuoyu baskısı sonucu gözaltında katledildiği daha sonra kabul edilmişti. Metin'in katledilişinin 22'inci yılında ablası Meryem Göktepe ile hala gazeteciler üzerinde sürdürülmekte olan baskıları konuştuk. 
 
'Bu yas hiç bitmez, acısı dinmez'
 
Meryem ilkin, Metin'i kaybettikten sonra hayata nasıl devam ettiğine dair şunları söyledi: "Bir sevdiğinizi kaybettiğinizde, hele de vahşice dövülerek hiç tanımadığı insanlarca, nefret ağı örülerek öldürülmüşse bu yas hiç bitmez, acısı dinmez… Ve bu yası daha doğmamış çocuğunuz bile taşıyarak doğar. Nesiller boyu süren bir travmadır." 
 
Meryem, "Benim en büyük şansım acısını bal eylemiş bir anne ile benimle eşit acıyı yüklenen bir eşim olmasıydı" diyerek annesinin ve eşinin bu süreçteki etkisine dikkat çekti. 
 
'Bazen acından utandıran acılara şahitlik etmek'
 
Metin'i düşünmeden geçirdiği tek günü olmadığını söyleyen Meryem "İzlediğim filmlerdeki çağrıştıran bir sahne, türkülerin onun için yazıldığını hissedip yaşamak... Bazen onun boylarında birini görüp, O olmadığını bile bile ardından gidip hayal kırıklığına bürünmek. Ve bazen de acından utandıracak acılara tanıklık etmek. 7 gün boyunca sokak ortasında kurda kuşa yem olmasın diye cansız bedenini bekleyen Taybet annenin çocukları mesela. Annesi tarafından buzdolabında bekletilen Cemile'nin cansız bedeni mesela. Ya da 'Çiçek koyacak bir mezara' bile razı gelen ve yıllarca sevdiklerinin kemiklerini olsun bulmaya çalışan kayıp yakınları..." diye konuştu.
 
'Yeniden yeniden kardeşim öldürüldü'
 
Bugün açısından, pek çok gazetecinin tutuklandığına, gözaltına alındığına, darp edildiğine kimi kez de katledildiğine de şahitlik ettiğimizi hatırlattığımız Meryem'e "Bu haberlere denk geldiğinde neler hissediyorsun?" diye sorduk.
 
Meryem soruyu şöyle cevapladı: "Sadece gazeteciler değil, darp edilerek gözaltına alınan herkes Metin'in alınışını hatırlatıyor. Metin'in nasıl dövülerek katledildiğini belleğimin yıllarca reddetmiş olduğunu Gezi eylemleri sırasında, sokak ortasında dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın görüntülerini izlerken kavrayabildim. İşte o zaman ve insan eliyle zamansız işlenen her cinayette yeniden yeniden kardeşim öldürüldü."
 
'Yine sindirme ve korku politikaları'
 
Basın özgürlüğünün ve gazetecilerin içerisinde bulundukları duruma ilişkin konuşan Meryem, "Bizim tarihimiz ne yazık ki aydınlığı arayanların, hep karanlık ellerce katledildiği bir tarih" diyerek 1909 yılından bu yana 100'ün üzerinde gazetecinin faili meçhul cinayetlerine kurban gittiğini hatırlattı. Meryem gazeteciliğe dair  "Gazeteci gerçeği, koşulları ne olursa olsun doğru bir biçimde halka ulaştıran bir misyonu olan kişidir. Günümüzde de layıkıyla yapanları yine korku ve sindirme politikaları bekliyor. Bugün 90'lı yıllarda olduğu gibi gazeteci öldürülmüyor belki ancak gazetecinin mesleğini yapılabilmesi için önüne çıkartılan pek çok engeli aşması gerekiyor" diyerek gerçeğin haberini yapan gazeteciler üzerindeki baskıya dikkat çekti. 
 
'Salt gazetecilerin sorunu değil'
 
Meryem bu baskının nedeninin "karanlıktan beslenenlerin aydınlıktan ve gerçeklerden korkması" olarak değerlendirerek, "Bu yüzden de gazeteler, televizyonlar kapatılıyor, gazeteciler tutuklanıyor. En önemlisi hepimizin haber alma özgürlüğü sansürleniyor. Bu sorun salt gazetecilerinmiş gibi gözükse de hepimizin doğru bilgiye, gerçeğe ulaşma hakkımızı da engelliyor" şeklinde konuştu. 
 
'Metin yaşasaydı, gerçeğin peşinde olacaktı'
 
Eğer yaşasaydı Metin’inde bu süreçte gerçekleri açığa çıkarmaktan vazgeçmeyeceğini söyleyen Meryem,"Ve bugün hakikatin habercisi olanların başına ne geliyorsa aynısını o da yaşardı" diye ekledi. Meryem son olarak gerçeğin peşine düşmüş tüm gazetecilerin kendisi için değerli olduğunu belirterek, "Belki de yapılabilecek en zor işi yapıyor onlar. Onlara bol ödüllü haberler diliyorum, ancak insanlık için atılan adımların haberleri, barış ve kardeşliğin büyütüldüğü haberler yaparak, o yarışta ödüllendirilmelerini diliyorum" diye konuştu.