HDK'nin birincil gündemi tecrit ve OHAL
- 14:18 7 Ocak 2018
- Güncel
İSTANBUL - HDK Meclis Toplantısı'nda konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, birincil gündemlerinin OHAL'in ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması olduğunu belirtti.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 8'inci Genel Kurul'un ardından 1'inci Meclis Toplantısı'nda bir araya geldi. İstanbul'da bulunan Taksim Hill Otel'de düzenlenen toplantıya, HDK bileşenleri katıldı.Yapılan divan seçiminin ardından HDK Eşsözcüleri Onur Hamzaoğlu ve Gülistan Kılıç Koçyiğit birer konuşma yaptı.
'İktidardan düşeceğini görenler KHK ile gitmemenin formülünü arıyor'
HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptığı konuşmada son çıkarılan KHK'lere tepki göstererek, "İktidar son çıkardığı KHK ile ülkeyi içinden çıkılmaz bir karanlığa sürüklemek istiyor. Nedir bu KHK'lerde olanlar; Öncelikle devletin tekelinde olan şiddet aslında toplumun bazı kesimlerine yani paramiliter güçlere ve hali hazırda bir yerlerde örgütlendiğini düşündüğümüz karanlık yerlere teslim ettiler. 15 Temmuz'u kapsadığı her ne kadar söylense de detaylı okuduğumuzda aslında bu ülkede seçim ile gitmeyi kendine yediremeyenlerin düzenlemesini görüyoruz. Seçim ile iktidardan düşeceğini görenler bugünden yarına gitmemenin formülünü KHK eliyle hazırlıyor. Olası iç savaş, çatışma ya da bölgesel bir savaşa dönük yollar mı arıyorlar?" diye sordu.
'Direnişi omuzlamalıyız'
Tek tip kıyafet düzenlemesinin bir dayatma olduğunu ifade eden Gülistan, bu uygulamayı kabul etmediklerini ve yaşanacakları kaygıyla izlediklerini kaydetti.Gülistan şöyle devam etti: "Son çıkan KHK'deki bu iki uygulamayla faşist kurulların bir bütün topluma ve direnenlere diz çöktürmek istedikleri, kamuoyunu ve demokrasi güçlerini teslim almak istediklerini açıkça görüyoruz. Devrimci tutsaklar açısından kabul edilemez olan bu uygulamalar 1980'lerdeki gibi direniş sürecini tetikleyecek. Cezaevleri Esat Oktay'ın cezaevlerine dönüştürülmek isteniyor. Devrimci tutsaklar açısından kabul edilemez olan bizler açısından da kabul edilebilir değildir. Ama bizim bu süreci onların omuzuna bırakmadan bu direnişi omuzlaması, direnişi demokrasi mücadelesinden ayıramayız. Demokrasi cephesi, onların bu direnişini omuzlamalı ve bu gelişmeleri önlemesi gerekiyor."
'İnsanlığı çürütmeye çalışanlara karşı mücadeleyi yükselteceğiz'
Dinayet İşleri Başkanlığı'nın çocuklara dair açıklamasını da hatırlatan Gülistan, "İtaatkâr bir toplum yaratma sürecinde dini araçsallaştırıldığını görüyoruz. 9 yaşındaki ve 12 yaşındaki çocuğun evlenebileceğini ergen olduğuna dönük açıklamalarını kınıyoruz. Bu düşkün sapık zihniyet ne yazık ki bütün bir topumu esir almaya çalışıyor. Bütün toplumsal hayat din üzerinden molla anlayışı üzerinden şekillendirmeye çalışılıyor. Tüm bunların yanında kanımızı donduran başka bir olay ise Bitlis'teki Garzan Mezarlığı ve oradaki 267 cenazenin kemiklerinin başka yere götürülmesi oldu. Dünya da bir alt üst oluştan bahsediyoruz. Türkiye'yi yönetememe krizinden bahsediyoruz. İşte tam da bu noktada insanlık değerlerini yok eden bu anlayışı kınıyoruz. AKP'nin değil dirilere aslında ölülere bile tahammülü yoktur. Bunu Taybet Ana'da, Ankara'daki Hatun Anne'nin cenazesini defnetmeye çalıştığımız sırada yaşanan örgütlü saldırıda gördük. İnsanlığı çürütmeye çalışanlara karşı insanlık adına mücadeleyi yükselteceğiz" dedi.
'Tecrit koşullarını pas geçen bir açıklama gerçeği ifade etmiyor'
HDK olarak birinci önceliklerinin OHAL'in kaldırılması için mücadele etmek olduğunu dile getiren Gülistan, son olarak da şunları konuştu: "Bunlara karşı da muhalefeti güçlendirmek, yerellerde işsizlik, yoksulluk yıkımına karşı da seferberlik başlatacağız. Bu ülkede temel bir şey gerçekleşmez ise barış olmaz. Emeği bölen Kürt sorunudur, mücadeleyi bölen Kürt sorunudur. Fabrikada bir Kürt işçisi ile Türk işçisi grevde yer alamıyorsa bu bir sorundur. Yeni dönemde Kürt sorunun demokratik çözümü noktasında en fazla kafa yoran, önümüzü açan Abdullah Öcalan'ın özgürlük koşullarına kavuşması noktasındaki mücadelenin demokratik kamuoyu önünde olması gerekmektedir. Bu ülkede cezaevindeki bir hükümlüden yıllarca haber alınamıyorsa aslında hiçbirimiz özgür değiliz. Onun için bütün demokratik kamuoyunun söylediklerinde mutlaka bunun altını çizmeli. Öcalan'ın tecrit koşullarını pas geçen bir açıklama gerçeği ifade etmiyor. Bütün bunların her biri AKP-MHP faşizminin bize dayatmasıdır. Teslim olmayacağız. Bu ülkenin eşit, özgür, adil bir ülke olmasından vazgeçmeyeceğiz."
Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam ediyor.








