'Sur'un tarihsel dokusu onarılmaz yara aldı'

  • 16:36 7 Ocak 2018
  • Güncel
DİYARBAKIR - Sur'da yaşanan yıkıma ilişkin gözlemlerini paylaşan Arkeologlar Derneği, tarihi Suriçi'nin 6 mahallesinin yüzde 72'sinin yıkıldığını ve yıkımla kentin özgün tarihsel dokusunun hem yapısal hem de demografik olarak onarılması güç yaralar aldığını vurguladı.
 
Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, 2 yılı aşkın süredir sokağa çıkma yasağının devam ettiği Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yaşanan yıkımı ve burada sürdürülen çalışmalara ilişkin yaptığı 2 günlük inceleme ve gözlemlerini Eğitim Sen Diyarbakır 1 Nolu Şube'de düzenlediği toplantıyla açıkladı. Toplantıya, Arkeologlar Derneği İstanbul Şube yönetici ve üyelerinin yanı sıra Sur'un Yıkımına Hayır Platformu da katıldı. 
 
Toplantıda ilk olarak konuşan Sur'un Yıkımına Hayır Platformu Eşsözcüsü Büşra Cizrelioğlu Sadak, ilk günden bu yanan Sur'da yaşanan yıkım ve talana karşı mücadele ettiklerini belirterek, bu kapsamda kendilerini yalnız bırakmayan Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi'ne teşekkür etti.
 
Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar da, tarihi Suriçi'nde 2015 yılından beri yaşanan yıkımı endişeyle takip ettiklerinin altını çizerek, 3 kişiden oluşan bir heyetle yıkımın yaşandığı Sur ilçesinde 2 gün boyunca inceleme ve gözlemlere bulunduklarını belirtti. 
 
'Kültürel varlıklar onarılmadı'
 
Yaptıkları incelemelere ilişkin önümüzdeki süreçte rapor hazırlayarak yayımlayacaklarını dile getiren Yiğit, çatışmalardan zarar gören kültürel varlıkların onarılmak yerine yıkılarak yeniden inşa projelerinin uygulandığını vurguladı. Yiğit şunları söyledi: "Bunun sonucunda pek çok tescilli kültür varlığının, Hellenistik/Roma dönemlerine dayanan sokak dolgusunun çatışmalar bittiği halde halen girişe yasak olan beş mahallede tamamen ortadan kaldırıldığını gördük. Bu yaşam alanında yüzlerce yıllık süreklilik sonucunda oluşan arkeolojik katmanların da iş makineleriyle yapılan kazılar sonucu kayıplar verdiği açıktır. Kaybın ne olduğu, hafriyatlar sırasında açığa çıkan buluntuların akıbetine yönelik ciddi şüphelerimiz oluşmuştur."
 
'Özgün sokak dokusu yitirilmiş'
 
Yasağın devam ettiği 6 mahalle dışında Lalabey ve Alipaşa mahallerinde yapılan yıkım nedeniylede mahallelerin özgün sokak dokusunu yitirdiğini söyleyen Yiğit,  Dicle Vadisi Projesi ile Hewsel Bahçeleri'nin Diyarbakır Surları ile bütünleştiği kültürel peyzajın, yapılaşmaya açılmaya çalışıldığını ifade etti. Yiğit, "Bilindiği üzere Diyarbakır Kalesi ve Hewsel Bahçeleri UNESCO Dünya Mirası Alanıdır. Ayrıca 599 tescilli kültür varlığı barındıran Suriçi, kentsel sit alanıdır ve Dünya Mirası Alanı tampon bölgesindedir. Yasal statülerle devlet tarafından korunması gerekli anılan alanlar, devletin ilgili birimleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararları ve yasal değişikliklerle etkisizleştirilmiştir. Çatışma süreci sonrası inşaat odaklı politikalar için de bir fırsat olarak görüldüğünden koruma kanunlarına, çağdaş, evrensel ve bilimsel koruma ilkelerine aykırı uygulamalar meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Sonuçta bugün, Suriçi'nin 6 mahallesinin yüzde 72'si yıkılmış; kentin özgün tarihsel dokusu hem yapısal hem de demografik olarak onarılması güç yaralar almıştır'' diye belirtti. 
 
Sur'da yaşanan yıkımdan sonra alana tüm katmanlarıyla hakim Diyarbakır Kalesi ile Hevsel Bahçeleri'nde Alan Yönetim Başkanlığı uzmanlarının tespit yapmasına izin verilmediğini kaydeden Yiğit, bunların yerine Kültür Bakanlığı'nın görevlendirdiği ve alanı tanımayan ekiplerin gözleme dayalı ve bilimsel olmayan tespitlerle yetinildiğine dikkat çekti. Yiğit, tüm meslektaşlarını Diyarbakırlılar ve Sur'la ilgili olan demokratik kitle örgütleriyle ilişkili halde gözlem ve belgeleme yapmaya çağırdı.