Prof. Dr. Nilgün Toker: İtiraz edene düşman hukuku uygulanıyor
- 09:05 10 Ocak 2018
- Güncel
Safiye Alagaş
DİYARBAKIR - Türkiye'nin kapalı bir cezaevine dönüştürüldüğünü söyleyen İzmir Dayanışma Akademisi üyesi Prof Dr. Nilgün Toker, "Türkiye'de vatandaşlık haklarının engellenmesine itiraz edenlere düşman hukuku uygulanıyor" dedi.
Türkiye ve Kürdistan cezaevlerindeki hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi daha ekleniyor. Cezaevlerindeki tutsaklar her haklarından mahrum bırakılırken, izolasyon da her geçen gün derinleşiyor. İzmir Dayanışma Akademisi üyesi Prof. Dr. Nilgün Toker, cezaevlerinin birer “kapatma alanı” olarak biçimlendirildiğini söyleyerek, tutsaklara yönelik yaklaşımlara ilişkin değerlendirmede bulundu.
'5 kişilik koğuşlarda 50 kişi kalıyor'
Özellikle siyasi tutsaklara yönelik yaklaşımların düşmanca olduğunu söyleyen Nilgün, "Daha da önemlisi hapishanelerde yaşayan mahpusların ve özellikle siyasi mahpusların insan değilmiş gibi bir yaklaşım var. Sanki düşmanmış gibi davranarak insanlıktan da çıkarılacak birer nesneymiş gibi görülüyor. Hiçbir insani ihtiyacı yokmuş gibi muamele ve koşullarda tutuluyorlar. Bunu birçok alanda görüyoruz. Örneğin 5 kişilik koğuşlarda 50 kişi kalıyor. Ya da çok özel hapishanelerde sürekli tecrit sistemine mahkum ediliyorlar" dedi.
'Düşman ceza hukuku uygulanıyor'
Türkiye'nin kapalı bir cezaevine dönüştürüldüğünü söyleyen Nilgün, "Türkiye'de vatandaşların önemli bir kısmının vatandaşlık hakları engellenmiş durumda. Bu şu demek; Bir ülke kendi vatandaşlarının, vatandaşlık haklarını engelliyorsa aslında bir nevi vatandaşlıktan çıkarmıştır. Ancak ceza bakımından vatandaşlıktan çıkarmıyor. Vatandaşın vatandaşlık haklarını engellerken, ceza hukuku bakımından da sanki bir düşman ceza hukuku uyguluyor. Türkiye'de hiçbir vatandaşlık hakkına sahip olmayanlara uygulanan bir düşman ceza hukuku var" diye konuştu.
'Eşitlik talebi ısrarla dile getirilmeli'
Vatandaşlık haklarının engellenmesine itiraz edenlerin cezalandırıldığını söyleyen Nilgün, Türkiye'de vatandaşların düşmanlaştırılarak hapishanelerde tutsak edildiğini belirtti. Toplumun bir kısmına “bunlar düşman ve onlara yapılan her şey mubahtır” mantığının yerleştirilmek istendiğine dikkat çeken Nilgün, zulüm ve hak ihlallerini hayata geçirildiği alanların meşrulaştırma çabasına girildiğini dile getirdi. Toplumda yayılmaya çalışılan “düşman” algısını ortadan kaldırmak için gerekli zeminin kullanılması gerektiğini vurgulayan Nilgün, herkesin vatandaş olduğunu, bu bakımdan eşitlik talebinin ısrarla dile getirilmesi gerektiğini vurguladı.








