Foza Yusuf: Sadece Afrin değil tüm halklar işgale karşı duracak

  • 09:05 16 Ocak 2018
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Türkiye devleti ve AKP'nin Afrin'e yönelik saldırı planını değerlendiren Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yusuf, Afrin'in yıllardan beridir kendini savaşa göre hazırladığına dikkat çekerek, "Türkiye'nin yada başka güçlerin hep bir saldırı ihtimali olduğu için özel olarak Afrin alanı bu temelde hazırlandı. Şayet bir savaş olursa sadece Afrin değil tüm halklar bu işgale karşı duracak" dedi. 
 
Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yusuf, Türkiye'nin Suriye politikası ve Afrin'e yönelik saldırı planını ajansımıza anlattı. İlk olarak Türkiye'nin Suriye politikasından bahseden Foza, "Türkiye'nin Suriye'ye ilişkin politikası istikrara yada çözüme dönük değil bu süreçte nasıl faydalanırım, nasıl kendime pay çıkarırım üzerinden gelişiyor. Nasıl ki birinci ve ikinci dünya savaşlarında ülkeler kendi sınırlarını genişletti ve kendince bazı alanları ele geçirdi Türkiye'nin de böyle bir niyeti var. Türkiye bu kapsamda birçok yöntem ve taktik denedi ama tüm bu yöntem ve taktikler Türkiye'nin istediği sonucu vermedi" diye belirtti. 
 
'İttifaklarla çalışmalarımız engellenmek isteniyor'
 
Saldırıların Demokratik Suriye projesine dönük olduğunu kaydeden Foza, sözlerine şöyle devam etti: "Demokratik bir Suriye üzerinden geliştirdiğimiz proje, Türkiye ve AKP için bir tehdit olarak değerlendirildi ve ele alındı. Demokratik Suriye Projesi'nin hayata geçmemesi için AKP farklı ittifak arayışlarına girdi. En belirgini de Cerablus-Azaz-Bab'a saldırması ve ele geçirmesi oldu. Bundaki amaç Kobanê ve Afrin'i birleştirmemek… Cerablus-Azaz-Bab'ı ele geçiren Türkiye büyük bir başarı elde ettiğini zannetti. Bu neye karşı oldu: Türkiye'nin Suriye muhalefetine verdiği yardımlar ve desteklediği konular Rusya ve rejimle anlaşarak aslında muhalefetten elini çekti ve muhalefeti ortada bıraktı. Halep'i Rusya'ya devretti. Halep'e karşı Cerablus ve Bab'ı ele geçirdi. Rusya ve Suriye'nin gidip Derazor'u özgürleştirmeleri temelinde yeni bir anlaşma oldu ve Türkiye'nin İdlip'e karşılık Rusya ve Suriye rejimi ile Derazor'a ve Bukamala gitme değiş tokuşuyla bir süreç başladı. Buda yeni bir ittifak ve bunun amacı çalışmalarımızı engellemek içindir."
 
'Türkiye'nin tüm saldırı planları boşa çıkarıldı'
 
Çeteleri kullanan Türkiye'nin işgal girişimlerinin boşa çıkarıldığını ifade eden Foza, "Türkiye'nin tüm saldırı planları başarısız oldu. En son artık Türkiye ordusu bu savaşın bir parçası haline gelmek zorunda kaldı ve Türk ordusu İdlib'e girme mecburiyetinde bulundu.  İlk başta Türkiye bütün Suriye'yi ele geçirmeyi düşünüyordu ve 'Biz Emevi'de namaz kılacağız' diyorlardı. Bunun yanı sıra Halep ve Humus alanlarında etkili olmak istedi ancak başaramadı. Kürtlerin hiçbir siyasi oluşumu olmasın diye her türlü yolu ve yöntemi deniyorlar. Esas olarak Suriye stratejisi başarısız oldu" dedi. 
 
'Tüm halklar bu işgale karşı duracak'
 
Türkiye'nin Afrin'e yönelik saldırı hazırlığında olduğunu söyleyen Foza, Afrin'in aslında yıllardır bir savaş halinde olduğuna dikkat çekti. 2012 yılında Afrin'e yönelik çete saldırısını hatırlatan Foza, "Afrin her zaman kendini savaşa göre örgütledi. Mevzilenme, halkı bu temelde hazırlama, cephane, askeri güçlerin eğitilmesi ve güçlerin çoğaltılması anlamında hazırlıklarını sürdürüyor. Türkiye'nin yada başka güçlerin hep bir saldırı ihtimali olduğu için özel olarak Afrin alanı bu temelde hazırlandı. Şayet bir savaş olursa sadece Afrin değil tüm halklar bu işgale karşı duracak. Birçok tehdit var bunu biliyoruz. Selefi ve terörist örgütlerin kendini yeniden örgütleyip alanlarımıza girmeye çalışması aynı zamanda bölgesel güçlerin tehditleri karşısında Suriye rejiminin en son açıklamaları aslında bu da bir tehdit teşkil ediyor" sözlerine yer verdi. 
 
Türkiye devleti ve AKP'nin her zaman uluslararası güçlerin QSD'ye yaptığı askeri yardıma karşı çıktığını ve bunu engellemek için elinden geleni yaptığını belirten Foza, şunları dile getirdi:  "Oysaki bu durum yeni bir şey değil. Uluslararası güçlere de karşı bir reflekstir. 'Siz yardım ederseniz bizde karşı çıkarız' diyor. Türkiye'nin izlediği politikanın bir parçasıdır her zaman bir gerekçe ile bu gerginliği yükseltmeye ve farklı bir aşamaya götürmek istiyor."
 
'Türkiye her zaman bir çözümsüzlük rolü oynadı'
 
Rakka'nın DAİŞ'ten arındırılmasıyla Suriye savaşında yeni bir döneme girilirken, hem uluslararası hem de bölgesel güçlerin katılımıyla krizin çözülmesi için toplantılar gerçekleştiriliyor. Cenevre, Astana ve Riyad'tan sonra şimdi de Rusya öncülüğünde Soçi kentinde 29-30 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'ne kimin katılıp, kimlerin katılmayacağı gündemdeki yerini koruyor. Türkiye'nin "Kuzey Suriye güçleri değil, benim belirlediğim Kürtler katılacak" tavrı ve son dönemde İdlib merkezli yaşanan çatışmalardan dolayı Soçi toplantısının ertelenmesinin de gündemde olduğu belirtiliyor. Konuyla ilgili konuşan Foza, Türkiye'nin her zaman bir çözümsüzlük rolü oynadığını ifade etti. 
 
'Bizim projemiz en gerçekçi projedir'
 
Türkiye'nin Suriye'deki gidişatın kendi çıkarına olmadığını gördüğünü söyleyen Foza, "Bizim projemiz en gerçekçi projedir. Herkes tarafından da bu görülüyor.  AKP bunu engellemek istiyor ve bu temelde gücünü seferber ediyor. Bu sadece Soçi ile sınırlı değildir. Kürtlerin hiçbir hakka kavuşmaması üzerinedir. Suriye'de çözüm gelişirse bu aynı zamanda Türkiye'deki rejimin çözülmesi anlamına gelecek. Buradaki çözüm yeni bir alternatif olacak ve bunu engellemek istiyorlar" sözleriyle konuşmasını noktaladı. 
 
Foza son olarak, Kuzey Suriye'deki tüm halkların kendi yaşamlarını örgütlemeye çalıştığını belirterek, "Şimdiye kadar bizim ne Türkiye, ne Irak ne de başka bir ülkeye zararımız dokunmadı. Çünkü biz kendi mücadelemizi Suriye içinde veriyoruz. Eğer Türkiye  böyle bir savaşın içerisine girerse yada şuana kadar yürüttüğü stratejiyi sürdürürse hezimete uğrayacak. Türkiye eğer Ortadoğu'da rol oynamak istiyorsa kendi ülkesini demokratikleştirmeli ve kendi içindeki Kürt sorununu çözmeli. Bir barış süreci başlamadan Türkiye güçlenemez" dedi.